Türkü ERBİL/SONKALEİZMİR- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde hayata geçirilen “Su Konferansı”nda İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarını aktardığı bir sunum gerçekleştirdi. İzmir Büyükşehir Büyükşehir'in su krizine karşı bakış açısının bir açılış konuşmasından ziyade sunumla kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini belirten Tugay; su kullanımı, kuraklık, gri su ve iş birlikleri olmak üzere birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
"HAYATIN MERKEZİNDE DURAN BİR MESELE"
Düzenlenen zirveyi önemli bir buluşma olarak gördüklerini belirten Tugay, "Dünyanın bir suyu var, bütün suyun yüzde 95'i deniz ve okyanuslarda. Yüzde 2 buçuğu tatlı su.. Bunun da büyük çoğunluğu buzullar. Sadece yüzde 1,2'si yüzey suları. Kullanabildiğimiz tatlı su kaynakları yüzde 1,2. Dünyanın çoğu yerinde yeraltı rezervleriyle ilgili sağlam veriler yok. Biz büyükşehir olarak yeraltı sularının haritalandırılmasını yapıyoruz. En çok korunması gereken suyun yeraltı rezervleri olduğu açık. Kısıklı bir kaynak olduğu ve yüzde 1,2'lik suya 8 milyon insanın ve her türlü canlının muhtaç olduğunu aklımıza oturtmamız lazım. Döngüde iklim krizinden kaynaklı bir bozulma var. İklim krizinin de sebebi biz insanlar... Bizim kurduğumuz sanayi, hayvancılık... Suyu kirletiyoruz, temizi alıp kirli çıkarıyoruz. Hem iklim krizinden hem de kullanımlardan dolayı suyun yavaş yavaş yok olduğu, kaynak olarak yetersiz hale geldiği çok açık. Genel çerçeveden bahsedersek; tasarruf edeceğiz, denizden su arıtacağız, sonra? Yapılan şeyler bir noktadan sonra yetersiz hale gelecek. Bizi bu noktadan çıkaracak şey yine insanoğlunun aklı ve bilimle ulaşacağı şeyler. Bu hayatın merkezinde duran bir mesele. Bu zemini hazırladıkları için ESİAD'a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
"SUYUN STRATEJİK BİÇİMDE YÖNETİLMESİ GEREKN HAVZALAR"
Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısının ciddi bir kuraklık yaşadığını vurgulayan Tugay, şöyle konuştu:
"Bu, artık istisnai bir durum değil; küresel ölçekte yaygınlaşan bir gerçeklik. Küresel sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığında 800 milyon ile 3 milyar insanın, 4 derece senaryosunda ise yaklaşık 4 milyar insanın su kıtlığıyla karşı karşıya kalacağı öngörülüyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: Su, yalnızca doğal bir kaynak değil; ekonomik istikrarın, toplumsal iyi olma halinin ve kentlerin dayanıklılığının temelidir. Ancak bu tablo, her yerde aynı ağırlıkta yaşanmıyor. Kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su miktarı 1700 metreküpün altına düştüğünde su stresinden söz ediyoruz. 500 metreküpün altı ise mutlak su stresi demek. 2015 yılında bu mutlak su stresi altında yaşayan ülke sayısı 25’ti; 2050’de bu sayının 45’e çıkması bekleniyor. Türkiye de bu risk kuşağının içinde yer alıyor. Bu nedenle su, kentlerin güvenliği ve geleceğiyle doğrudan ilgilidir. Bugün suyu yönetemeyen kentler, yarın kriz yönetmek zorunda kalacaktır."
"SU DÖNGÜSÜ BOZULUYOR"
Akdeniz Havzası'nın ağır bir tablo yaşadığını belirten Tugay şöyle devam etti:
"Akdeniz kentleri için iklim krizi artık yavaş ilerleyen bir çevre sorunu değil. Su döngüsü bozuluyor, kuraklıklar uzuyor, yağış rejimleri değişiyor. Bugün Akdeniz Havzası’nda yaşayan her 10 kişiden 4’ü su stresi altında yaşamını sürdürüyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Suyu yönetemeyen kentler, yalnızca çevresel değil; ekonomik ve sosyal krizlerle de karşı karşıya kalıyor. Üstelik iklim krizi sadece suyun azalmasıyla sınırlı değil. felaketi, bunun en acı örneklerinden biri oldu. Bu tür olaylar artık “olağanüstü” değil; yeni normalin bir parçası. İzmir’de de biz, sel riskine karşı altyapı yatırımlarıyla bu yeni iklim gerçekliğine uyum sağlamaya çalışıyoruz. Kordon hattı boyunca yaptığımız taşkın koruma bariyerleri geçtiğimiz günlerde yaşadığımız yağış ve fırtınanın bir felakete dönüşmesini önledi. İşin gerçeği, iklim krizi, aynı anda hem su kıtlığı hem de afet riski demek. Dirençli kentleri yaratan yerel politikalar artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Peki Türkiye’de genel durum nasıl? Türkiye’de su meselesi artık tek bir kentin ya da idari sınırın sorunu değildir; havza ölçeğinde derinleşen, bölgesel bir yönetişim krizine dönüşmüştür Bugün Türkiye’de su potansiyeli bakımından kesin kıtlık yaşayan 5 havza bulunuyor: Marmara, Gediz, Küçük Menderes, Akarçay ve Burdur havzaları. Özellikle Gediz ve Küçük Menderes, İzmir’i doğrudan ilgilendiren ve suyun stratejik biçimde yönetilmesi gereken havzalardır. Bu potansiyeli zorlayan en önemli unsur ise artan taleptir."
"SUYUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ"
İzmir’de Türkiye’ye oranla göre düşük olmakla birlikte tarımın en büyük su tüketicisi olduğunu açıklayan Tugay, "Sanayide ise Türkiye ortalamasının üzerinde bir su tüketimine sahibiz. Bu tablo bize şunu söylüyor: Su krizi, bireysel alışkanlıklarla değil; tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Tarım ve Sanayi’nin tablolarında biraz derinleştiğimizde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Yem bitkileri, tahıllar, endüstri bitkiler, yağ bitkileri... Suyu en fazla tüketen tarımsal ürünler. Burada gıda için zorunluluk halinden çok daha dramatik bir durum yaşanıyor. Önemli bir tezatlıkla karşı karşıyayız. En yüksek su ayak izine sahip ürünler, aynı zamanda kamu destekleriyle en çok teşvik edilen ürünler arasında yer alıyor. Yani bir yandan su kıtlığından söz ederken, diğer yandan suyu en çok tüketen üretim desenini desteklemeye devam ediyoruz. Bu nedenle mesele, tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünü, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir. Geçtiğimiz günlerde İzmir’deki Sulama Kooperatiflerimizle bir araya geldik, sorunlarımızı birlikte değerlendirdik. İzmir Büyükşehir olarak üreticimizin her zaman yanında olarak su sorununa da birlikte çözüm üreteceğiz; ürün deseninden, üretime, lojistikten, depolamaya suyumuza sahip çıkacağımız teşviklerimizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
"İZMİR KAYIP KAÇAKTA BEŞİNCİ ŞEHİR"
Sanayide de bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirten Tugay, "Sanayi aynı zamanda ekonominin omurgasını oluşturuyor. Çözüm, sanayiyi durdurmak değil; sanayide suyu akıllıca, verimli ve kapalı döngülerle yönetmek. Evsel kullanım ise önemli bir potansiyel barındırıyor. Evsel atık suların yüzde 50–80’i gri sudur. Bu suların geri kazanımıyla, binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 40 ila yüzde 50 arasında azaltmak mümkündür. İçilebilir nitelikteki suyu her alanda kullanmaya devam etmek, su stresi yaşayan kentler için sürdürülebilir değildir. Verimliliğimizi artırmamız gerekiyor. Mevcut suyumuza sahip çıkmalı ve iyi korumalıyız. İZBB olarak 2024-2025 döneminde kayıp-kaçak oranımızı düşürmek için altyapı yatırımlarına odaklandık. 1 yılda 5.6 milyon m2 suyumuzu kaybetmemiş olduk. İzmir kayıp-kaçak oranında Türkiye’nin en iyi 5. şehri. Bu konuda kendimizi geliştirmeye, işletme verimliliğimizi artırmaya devam etmeliyiz. Burada sanıyorum en kritik ve toplumsal husus ise tasarruf" açıklamalarında bulundu.
"GRİ SU KOORDİNASYON EKİBİ KURDUK"
Tasarrufun 'suyu akıllıca yönetmek' olduğunu belirten Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu alanda somut adımlar atmaya başladıklarını duyurdu. Tugay konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Kendi tesislerimizde ve belediyemize ait binalarda hızlı bir gri su dönüşümü için çalışmalar yürütüyoruz. Lavabo ve duşlardan gelen suların sterilize edilerek yeniden kullanılmasını sağlayacak sistemleri devreye alacağız. Önümüzdeki dönemde, büyük ölçekli binalarımızın önemli bir bölümünde bu dönüşümü hayata geçireceğiz. Gri suyun yeniden kullanımıyla, binalarda şebeke suyu tüketimini yüzde 30 ila 50 arasında azaltmak mümkün. Burada bir başlangıç yapıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında Gri Su Koordinasyon Ekibi kurduk ve bu deneyimin kent geneline yayılması için paydaşlarla işbirliği sürecini de başlattık. Bu, yalnızca bir teknik çözüm değil; yeni bir su kültürü inşası. Bu kültürün şehrimizde yaygınlaşması için çalışacağız."
"İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SU KURULU'NU KURDUK"
Su krizine karşı çözümün iş birlikleri üzerinden kurulacağını belirten Tugay, "Bunun için İzmir’de, suya dair kararların ortak akılla ve bilime dayalı alınmasını sağlamak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu’nu kurduk. Su Kurulu; il genelinde su kaynaklarının mevcut durumunu birlikte değerlendiren ve öneriler geliştiren bir yapı. Özellikle üniversitelerden uzman bilim insanlarının kurula dahil olması ve yenilikçi katkıları yolumuzu aydınlatıyor. Böylece İzmir’de su yönetimi bilimsel temelli, şeffaf ve ortak akla dayalı bir zemine oturuyor. Su yönetiminde işbirliğinin açık bir yasal zorunluluğu da söz konusudur. Türkiye’de su altyapısına ilişkin görev paylaşımı nettir: DSİ barajları yapar, belediyeler suyu dağıtır. 1053 sayılı Kanun bu görev paylaşımını net biçimde tanımlar; büyük yatırımlar DSİ tarafından yapılır, yerel yönetimler protokollerle sürece dahil olur. Anayasa da merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki bu dengeyi açıkça korur. Planlamayı, tasarrufu ve geleceği birlikte tasarlayıp birlikte kurmalıyız" dedi.
"KANUN GÖREV PAYLAŞIMINI TAMINLAR"
İzmir'in ihtiyacı olan barajlar hakkında konuşan Tugay, "Tahtalı barajı su toplamaya hazır ama su yok, diğer barajlar var ancak bunların düşünülmesi gerekiyor. İzmir'in acilen ihtiyacı olan barajların yapılmasını bekliyoruz. DSİ İzmir'in su sorunlarını bilmeli ve birlikte çalışmalıyız. Su yönetiminde işbirliğinin açık bir yasal zorunluluğu da söz konusudur. Türkiye’de su altyapısına ilişkin görev paylaşımı nettir: DSİ barajları yapar, belediyeler suyu dağıtır. 1053 sayılı Kanun bu görev paylaşımını net biçimde tanımlar; büyük yatırımlar DSİ tarafından yapılır, yerel yönetimler protokollerle sürece dahil olur. Anayasa da merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki bu dengeyi açıkça korur" ifadelerini kullandı.
"SU MESELESİ HEPİMİZİN MESELESİ"
İşbirliği yapılacak alanların altını çizen Tugay, "Sondaj ve kuyu süreçlerine ilişkin izinlerin hızlandırılması, ortak yatırım protokollerinin geliştirilmesi, finansal yükün paylaşılması ve sektörel modernizasyonun birlikte planlanması. Tarım başta olmak üzere tüm sektörlerde, modernizasyonun yönü suyu daha verimli kullanmak ve kayıpları azaltmak olmalıdır. Mevcut hukuki çerçeveye uygun biçimde, suyu en kritik ihtiyaçlar için birlikte koruma ve yönetme iradesini ortaya koymalıyız. Su meselesi artık hepimizin meselesi. Çünkü su, ne sadece evde kullandığımız bir kaynak ne de sadece tarlada ya da fabrikada tüketilen bir girdidir. Bugün evlerimizde harcadığımız her bir damla su, yarının güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Suyu sınırlı bir kaynak olarak görmek artık ortak bir sorumluluktur. Sanayide ise su verimliliği, geri kazanım ve yeniden kullanım, çevresel bir hassasiyet olmanın ötesinde, ekonomik sürdürülebilirliğin temel şartıdır. Ve biliyoruz ki artık vahşi sulama ile bu toprakların geleceğini korumak mümkün değil. Damla ve basınçlı sulama gibi yöntemler sadece suyu değil, verimi ve toprağı da korur. Suya göre ürün deseni, iklime göre tarım anlayışı artık kaçınılmazdır" diye konuştu.
"ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUK"
Bu süreçte yerel yönetimlere ve kamu kuruluşlarına fazlaca sorumluluk düştüğünü belirten Tugay, "DSİ başta olmak üzere tüm ilgili kurumların görevi; suyu sadece tahsis eden değil, havza ölçeğinde yöneten, riskleri önceden gören ve veriye dayalı karar alan bir yaklaşımı birlikte hayata geçirmektir. Valiliğimizin koordinasyonunda; kurumlar arası veri paylaşımının güçlendirilmesi, planların sahada karşılık bulması ve risklere karşı ortak hareket edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Bizim beklentimiz açık: Aynı suyu paylaşanların, aynı gelecek için birlikte çalışması. İzmir dünyanın en güzel şehri, insanları dünyanın en güzel insanları. İnanıyor ve biliyorum ki İzmir başta su olmak üzere küresel iklim krizinin olumsuz etkilerini çok çalışarak ve dayanışmayla ortadan kaldıracaktır" açıklamalarında bulundu.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
| # | TAKIM | O | G | B | M | A | Y | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Galatasaray | 18 | 13 | 4 | 1 | 40 | 13 | 27 | 43 |
| 2 | Fenerbahçe | 18 | 12 | 6 | 0 | 42 | 16 | 26 | 42 |
| 3 | Trabzonspor | 18 | 11 | 5 | 2 | 35 | 21 | 14 | 38 |
| 4 | Göztepe | 18 | 10 | 5 | 3 | 24 | 10 | 14 | 35 |
| 5 | Beşiktaş | 18 | 9 | 5 | 4 | 31 | 22 | 9 | 32 |
| 6 | Rams Başakşehir | 18 | 7 | 5 | 6 | 29 | 19 | 10 | 26 |
| 7 | Samsunspor | 18 | 6 | 8 | 4 | 23 | 21 | 2 | 26 |
| 8 | Gaziantep FK | 18 | 6 | 6 | 6 | 25 | 31 | -6 | 24 |
| 9 | Kocaelispor | 18 | 6 | 5 | 7 | 16 | 19 | -3 | 23 |
| 10 | Corendon Alanyaspor | 18 | 4 | 9 | 5 | 18 | 18 | 0 | 21 |
| 11 | Gençlerbirliği | 18 | 5 | 4 | 9 | 22 | 25 | -3 | 19 |
| 12 | Çaykur Rizespor | 18 | 4 | 6 | 8 | 21 | 27 | -6 | 18 |
| 13 | Tümosan Konyaspor | 18 | 4 | 6 | 8 | 22 | 30 | -8 | 18 |
| 14 | Kasımpaşa | 18 | 3 | 7 | 8 | 14 | 24 | -10 | 16 |
| 15 | Hesap.com Antalyaspor | 18 | 4 | 4 | 10 | 16 | 31 | -15 | 16 |
| 16 | Zecorner Kayserispor | 18 | 2 | 9 | 7 | 16 | 34 | -18 | 15 |
| 17 | ikas Eyüpspor | 18 | 3 | 5 | 10 | 11 | 25 | -14 | 14 |
| 18 | Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük | 18 | 2 | 3 | 13 | 15 | 34 | -19 | 9 |
| 19 |

Künye
İletişim
Facebook
Twitter
RSS
Sitene Ekle
Günün Haberleri