Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,9448
    Dolar
  • Euro
    6,5556
    Euro
  • Altın
    300,295
    Altın
  • Bist-100
    122.141,80
    Bist-100
  • ADANA
    3/15°
    ADANA
  • ANKARA
    -3/6°
    ANKARA
  • ANTALYA
    1/14°
    ANTALYA
  • BURSA
    1/12°
    BURSA
  • ISTANBUL
    6/11°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    5/15°
    IZMIR
  • KONYA
    -4/7°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
AK Parti, akademi, siyaset
Yaşamını yitirenlerin sayısı 29'a yükseldi
Yaşamını yitirenlerin sayısı 29'a yükseldi
Ekrem İmamoğlu, deprem bölgesi Elazığ’da!
Ekrem İmamoğlu, deprem bölgesi Elazığ’da!
Depremle ilgili panik paylaşımlarına gözaltı
Depremle ilgili panik paylaşımlarına gözaltı
Trene gelen yüzde 300 zammın nedeni belli oldu
Trene gelen yüzde 300 zammın nedeni belli oldu
Recai Şeyhoğlu
10 Ocak ve Gazetecilik...
10 Ocak 2020 Cuma

Köşesinde vatan millet nutukları çekenler, ülkeyi dikensiz gül bahçesi gibi anlatanlar, Başkanlara övgünün dozunu kaçırmış olmayı meslek bilenler, suya sabuna dokunur olmaktan fersah fersah uzakta duran gazeteciler/ yazarlar bana oldum olası itici gelir.

Bir de köşesini egosunu sergilemek için kullananlar…

Küfüroloji ve argo konusunda köşesini staj adresi gibi kullananlar…

Her fırsatta köşesini Reis’e övgü düzme alanı görenler…

Entelektüel kimliğini gözümüze gözümüze sokar gibi kullananlar…

Hep varsıl kişilerle röportaj yapıp duranlar… Onların sofralarında tıkınanlar…

Ulusal, bölgesel ya da yerel…

Farketmiyor.

 

*

Bir okulun müdürüne, devlet tiyatrosunun bir oyuncusuna, bindiği otobüsün/ taksinin şoförüne, koluna iğne yapan hemşireye, her sabah gazetesini / ekmeğini alıp kapısına koyan kapıcıya değil de, ‘çok sevdiği ‘ büyükşehir belediye başkanına / ilçe belediye başkanına yakın olduğunu hissettiren- teşekkür eden gazetecileri sevmiyorum.

Bir de kendisini ‘ Dünyanın Vicdanı ‘ Uruguaylı gazeteci- yazar Eduardo Galeano gibi görenler…

*

Alsancak’ın, Karşıyaka’nın caddelerinde/ sokaklarında, özellikle de merkezlerinde yerlere atılmış/ araçların sileceklerine ve kapılarına tutturulmuş masaj salonları kartvizitlerindeki artış hiç mi dikkatinizi çekmez?

Karşıyaka’nın en merkezi caddesindeki taşların yıllardır, ikide bir sürekli olarak kırılması ve değiştirilmesi, her yağmurda kırık taşlar arasından mermi gibi fırlayan çamurlu suların paçamızı/ çorabımızı kirletmesi ve bu sorunun çözülmesi için köklü önlemlerin belediye tarafından alınmadığını hiç mi görmezsiniz?

Ezanın çok yüksek sesle okunmasının yaşlılar için- bebeler için rahatsızlık verdiği gerçeğini dile getirme konusunda bir sorumlulukları olduğunu neden görmezden gelir bu arkadaşlar?

Humeyni, bu konuyu Tahran’a adım attığı günlerde çözmüş iken bizim neden çözemediğimiz hiç mi ilgilendirmez arkadaşlarımızı ?

Biliyorum ki çok sayıda vatandaş, ezanın yüksek sesle okunmasından rahatsız. Yaşlı babası, hasta bebeği olan aileleri düşünmek gerekmez mi?

Kimsenin ‘ ezan okunmasın ‘ dediği yok.

Sesi biraz kısılsın !

Hepsi bu!

*

Olay, yanılmıyorsam İsviçre’de yaşanıyor

. Kilisenin çanından rahatsız olan kişi, belediyeye müracaat ediyor. ‘’ Sesi çok ! ‘’ diyor.

Belediye ne mi yapıyor? Gidiyor, şikayet eden vatandaşının evini izole ediyor. Sonra da tekrar gidip soruyorlar: ‘’ Şikayetiniz var mı? ‘’ diye.

Var mı bir yanlış ?

İstek insani, çözüm insani…

*

Kestelli Caddesi’ndeki Esnafşeyh Camisi’nin olduğu yerden ezan okunurken geçmenizi arzu ederim.

Ya da öğle / ikindi ezanı okunuyorken Kahramanlar’da daracık bir sokaktan geçmenizi…

Nerdeyse kulağınızı tıkayasınız geliyor.

Sözüm ; bu konuyu ‘ ezanın okunmasını istemiyor’ şeklinde yorumlayacak olan art niyetlilere / siyasal İslamcılara değil tabii ki. Sözüm sağduyulu / dinini din olarak yaşayan inançlı insanlara…

Aklıma gelen bir bilgiyi paylaşayım bu arada.

28 Ocak 2008’de Erzurum’da 70 yaşındaki Hilmi Gürsoy, öğle namazını kılmak için Şafiler Camisi’ne gider. Farz namazının üçüncü rekâtında yığılıp kalır. Yere düşmesine karşın ne İmam namazı durdurur ne de cemaat bir müdahalede bulunur. Hilmi Bey ölür.

Caminin İmamı İsrafil Yılmaz’ın sözlerini merak ediyorsanız söyleyeyim: ‘’ Üçüncü rekâttayken bir ses duyduk. Cemaatten birinin arkadan düştüğünü fark ettik. Namazın son rekâtını kılıncaya kadar bekledik. Namaz bittikten sonra cemaat müdahale ettiyse de bir sonuç elde edemedik. Allah’ın takdiri neyse o olur. ‘’

Ölüme seyirci kalan bir cemaat…

Keşke bir gazeteci sorsaydı İmama, ‘’ Ya düşen kişi Vali Bey olsaydı … ‘’

İmam ve aynı cemaat gene namaza devam eder miydi ?

*

Soru sormak gazeteciliğin olmazsa olmazı… Gazetecilik bunun için önemli.

Yıllar önce Dokuz Eylül Üniversitesi’nin akademik yıl açılışında o günlerin Başbakanı şöyle konuşmuştu: ‘’ Gençler bakınız; her üniversiteyi bitiren veya tüm halk iş sahibi olur diye bir kural yok. Dünyanın hiçbir yerinde yok. ‘’

O günlerde keşke Aziz Nesin yaşıyor olsaydı.

Bir Başbakan böyle konuşabilirler mi ?

Madem iş sahibi olmayı garanti vermiyorsun, neden ülkenin dört bir köşesini üniversiteyle doldurmaya çalışıyorsun demek gerekmez mi o Başbakana…

Aslı Aydıntaşbaş yazmış: ‘’ Libya’da savaşmaya giden Suriye destekli muhalif gruplara altı ay sonrası Türkiye vatandaşlığı sözü verilmiş.’’

İddia ne kadar doğru bildiğim yok. Gerçekse vahim !

Birileri Türkiye’nin demografik yapısını değiştirmeye çalışıyor. Bazı il ve ilçelerimizde Suriye ağırlıklı sığınmacıların muhtar ve belediye başkanı çıkaracak kadar çoğunlukta olduğunu gazete okuyan/ haber dinleyen herkes biliyor.

Yalan mı yanlış mı ?

O halde…

Bunu sormak gerekmez mi ?

*

27 Temmuz 2011 yılında ABD istedi diye İslamcılara toplam 300 milyon dolar gönderdiğimizi Emin Çölaşan köşesinde dile getirdi.

Bugünlerde de Libya’ya asker gönderme / Sarrac’a omuz verme gayretindeyiz.

Sormak gerekmez mi, 300 milyon doların kimlere ve niçin gönderildiğini…

Kaynak yok diye asgari ücrete komik zam yapanlar, diyanete paraları oluk gibi akıtıp milli eğitimin bütçesini kırpanlar bizim vergilerimizi keyfi şekilde kullanırken koca koca köşesi olan gazetecilerin neden diye soru sorması gerekmez mi?

*

Türkiye, iki konuyu kazasız belasız atlattı. Eskiden yolculuklarda sigara içiyordu insanlar. Başkalarının sağlığını hiçe sayarak… Bu, büyük bir sorumsuzluktu. Saygısızlıktı. İnsan hayatını hiçe saymaktı.

AKP Hükümeti bunu başardı. Şimdi otobüslerde sigara içilmiyor artık.

İkinci güzellik… Bir devrim niteliğindeydi aslında. Kadın memurlara pantolon giyme serbestliği…

Bu da AKP döneminin bir başarısı.

İtiraz, ne mümkün !

Sessiz iki devrim…

Peki…

Bu iki sorunun üstesinden gelen siyasiler neden kaldırım taşlarını ikide bir yenileme gibi bir savurganlığın önüne geçemiyorlar ?

Duble yollara trilyonlar harcayanlar neden bir caddenin taşlarının ikide bir kırılmasına seyirci kalıyorlar?

Ahlak, namus diye nutuk atanlar neden çok sayıda masaj salonlarının açılıyor olmasından rahatsızlık duymazlar? O kartvizitlerdeki adreslerin tümünün sağlık sorunlarımız için mi açıldığı düşünülüyor yoksa?

Gökyüzünden masaj adreslerinin kartları yağıyor hergün.

Haber değil midir bu?

‘’ Gazetecilik; birinin yayımlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir. ‘’ diyen George Orwell’e kulak vermek gerek.

Yürek ve beyin…

Evet… Gazetecilik, bu ikisi olmadan yapılıyorsa eksiktir.

Yapılırsa mı ?

Soğansız- domatessiz menemene benzer.

Çalışan gazeteci arkadaşlarımızın günü kutlu olsun !

Selam olsun onlara!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri