folkart, orion,

Atatürk'ün albayına duygulu veda...

Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Konak Şubesi’nin sevilen ismi, adaşım ve değerli arkadaşım; kumpas davaları sırasındaki İzmir'deki sessiz çığlık eylemlerinin aktif ismi  E. Hv. Alb. Ayhan Yalçınkaya geride kalan cuma günü bir süredir tedavi görmekte olduğu E. Ü. Tıp Fakültesi’nde yaşam mücadelesini kaybetti ve cumartesi öğle vakti Menderes-Görece’de askeri törenle toprağa verildi.

TESUD Konak Şube Başkanı Dr. E. Hv. Kur. Alb. Cengiz Tatar, Yalçınkaya’nın ardından TESUD Konak Şube vatsap grubunda bugün (pazar) duygu dolu bir yazı kaleme aldı. O duygu dolu yazıyı özetleyerek aktarıyorum: 

Çok Erken Bir Ayrılık

“Saygıdeğer üyelerimiz; dostum, arkadaşım, yoldaşım, kardeşim E. Hv. Alb. Ayhan Yalçınkaya’yı cuma günü kaybettik. Çok erken ve sürpriz ayrılık oldu. Bazen söyleyecek söz kalmaz, dün öyle bir gündü, sözün bittiği yerdi.

Sen böyle günlerde yazı yazılması gerektiğinde “Başkan senin kalemin güzel ve güçlü şuraya yaz bir şeyler de haberi paylaşayım” derdin. Şimdi yazmak o kadar zor ki…Heyhat, senin dediğini yapıyor, zor da olsa duygularımı kaleme döküyorum, seni kırmayacağım.

Gerçi seni anlatmak için kalemim yeterli olacak mı, bilmiyorum. Sen özünde bedenen, fikren, kalben Mustafa Kemal Atatürk’ü hisseden ve yaşayan; ‘Atatürk’ün Subay’ idin, sen herkesin yardımına koşan; insanları seven, temiz, dürüst, yardımsever, vatansever, yurtsever bir subaydın. Nasıl yaptın bunu, bizleri erkenden terk ettin gittin?

Hava Harp Okulu’nda üç yıl beraber okuduk. Ancak seninle dostluğumuz, arkadaşlığımız, yoldaşlığımız asrın iftirası olan ‘Kumpas Davaları’ için düzenlenen 2013 yılındaki ‘Sessiz Çığlıklar’ ile başladı. Sessiz çığlıkların sesi oldun ve her cumartesi 13.00’de yerini aldın, o anları tarihe not etmek için fotoğraflar çektin ve bilgilendirme için hemen paylaştın. Şimdi o mücadele anılarda yaşıyor, dün arkadaşların onları paylaştı, senin mücadeleni yaşattı. Sessiz Çığlık ile birlikte mücadelemize TESUD’da başladık. 2013’de birlikte derneğe adım attık. Bugüne kadar çok güzel işler başardık. Sabah TESUD ile kalkar akşam TESUD ile yatardın. Emekli subayları TESUD’a üye yapmak için uğraşırdın, Bunun için de nerede olursa olsun, hangi ortamda olursa olsun ‘Siz TESUD’a üye misiniz?’ sorusunu sorardın. Çok şeyler yaptın TESUD için ve üyeler için. TESUD’a söz söyletmezdin, çok uğraş ve emek verdin mücadele adamı. Bitmez tükenmez enerjin ile derneğin yaptıkları ve yapacaklarını anlatırdın ve bizzat ismini koyduğun ‘VİP kapısından’ uğurlardın. Yaptıkların buraya yazmakla bitmez. Sen en yakın çalışma arkadaşım yoldaşım kardeşimdin. Şimdi her şey gibi bunlar öksüz kaldı. 

Dün, üyelerimizin dostlarımızın cenazelerinde senin yaptığın resim çekme, paylaşım görevini sevenlerin, arkadaşların yaptı. Cenaze yakınlarına; ‘Çelenkleri burada bırakmayalım, merasim bitimi cenaze aracına koyalım, gülleri mezarın üzerine atarız’ derdin. Dün biz de senin dediğin gibi yaptık. Gelen çelenklerin güllerini mezarının üzerine koyduk. Toprağında çiçekler açsın, orada melekler arkadaşın olsun kalbi güzel insan.

Düşünüyorum, ilk defa birlikte gittiğimiz derneğe nasıl ayaklarım gidecek şimdi?.. Her metrekaresinde seninle anılarımız var, mücadelemiz var. Birlikte çıktık yola, birlikte mücadele ettik. Dernekten akşam ayrılış vakti geldiğinde ‘Başkan kahve içmiyor musun?’ derdin. Çünkü kahve içmek dernekte mesainin bitmesi anlamına gelirdi, bunu sen isimlendirmiştin. Artık akşam kahveleri de öksüz kaldı. Onun için ben de içmeyeceğim o kahveyi, Çünkü hep sen vardın o kahvede kardeşim. Sen vedalaşırken ‘Var ve daim ol’ derdin ve şimdi artık tekrar hiç gelmeyecek şekilde vedalaştın eşinle, sevdiklerinle, dostlarınla, silah arkadaşlarınla…

‘Var ve daim ol’ sevgili dostum, kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.

TESUD için, dostluğun için, mücadele uğruna koşturanlar için adın hep kalacak. Unutmayacağım, unutmayacağız. Dün eşinden, dostundan, sevenlerinden, arkadaşlarından ayrılırken sana kucak kucak selam gönderdik ve ‘Var ve daim ol’ diyerek ayrıldık.

Evet en zor yazıyı senin için yazdım. Sen okumayacaksın ama biliyorum ki hissedeceksin. Seni yaşatmak için mücadele ettik fakat başaramadık. Tesellimiz seni son yolculuğunda sana yakışan şekilde uğurlamak oldu.

Bu mücadele ve son yolculuğunda, hastalığından defnedilme aşamasına kadar desteklerini esirgemeyen seni yalnız bırakmayan Ege Ordusu Komutanı Korgeneral Ali Sivri’ye, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Ziya Kadıoğlu’na, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sezgin Ulukaya’ya ve seni gönülden seven, destekleyen eşine, dostuna, silah arkadaşlarına ve sevenlerine teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

Mekanın cennet olsun. Nur içinde yat. Işıklar yoldaşın olsun, Işıklar içinde uyu. Şimdi sen uyuyorsun belki de sonsuz bir rüyadasın. Ama unutma ki gittin diye vazgeçilmiş değilsin; sen hep bizim kalbimizde olacaksın. Seni unutmayacağız, unutmayacağım. Sonsuza kadar dostun, arkadaşın, yoldaşın, kardeşin.”