Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,5848
    Dolar
  • Euro
    6,2105
    Euro
  • Altın
    271,493
    Altın
  • Bist-100
    95.734,17
    Bist-100
  • ADANA
    25/33°
    ADANA
  • ANKARA
    15/23°
    ANKARA
  • ANTALYA
    24/37°
    ANTALYA
  • BURSA
    15/25°
    BURSA
  • ISTANBUL
    17/26°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    22/31°
    IZMIR
  • KONYA
    15/23°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
Ülke ne hale geldi! Taksim karıştı
Ülke ne hale geldi! Taksim karıştı
Feyzioğlu: Tuzu kuru olanların ne dediği önemli değil
Feyzioğlu: Tuzu kuru olanların ne dediği önemli değil
Fazıl Say, Kaz Dağları için sahnede: 'Yaşatmaktan yana olmalıyız'
Fazıl Say, Kaz Dağları için sahnede: "Yaşatmaktan yana olmalıyız"
Eskişehir'de 200 bin ağaç tehlikede
Eskişehir'de 200 bin ağaç tehlikede
güzelbahçe bardacık festivali
Kurtuluş Özgür Yıldız
Bırakmayız geçsinler
7 Ağustos 2019 Çarşamba

Yazarın bilim insanı ya da edebiyatçı veya biyografisi yazılan kişinin alanından olup olmamasından bağımsız olarak, o biyografinin yazıldığı zamanın gerekleri, zorunluluklarının belirlediği bir tür olması nedeniyle biyografi yazımı çok güç bir tür. Stefan Zweig’in zamanı aşan, türü doruklarına çıkaran biyografi serisi gibi zamanın ötesine geçen çalışmalar aslında çok yoktur. Bu nedenle az sayıda kişinin biyografileri sürekli yeniden yazılır. Bu biyografilerle halka, kendisinin geldiği özün o güne dair nasıl algılanacağına dair bir öneri sunulur. Öneri sahibinin kendine o güne kadar oluşturduğu saygınlık sözünün dikkate alınma düzeyini de belirler.

Bizim de ülkemizde içinde bulunduğumuz duruma dair doğru bir fikir geliştirebilmemize temel oluşturan kişi Gazi Paşa olmakta. Her ne kadar diyelim iktidar partisi Abdülhamit ya da aşkın liberaller Prens Sabahattin, FETÖ Saidi Nursi ile başka atıf kaynakları önermekteyse de bunların hepsinin çağın tüm gereklerinden karikatür düzeyinde uzak kaldığı açıktır. Bu bağlamda İlber Ortaylı, Yılmaz Özdil gibi halkımızın saygı duyduğu kişilerin yazdığı Atatürk biyografileri bir ışık yakma çabası taşır.

Anımsayanlar olacaktır, 90lı yılları İzmir İktisat Kongresi üzerinden Gazi Paşa’nın aslında serbest piyasacı bir ekonomi politikasını benimsediği iddialarını dinleyerek geçirdik. Bu sırada başlayan özelleştirme furyası ile Ulu Önderin kendi eliyle açtığı fabrikaları, kendi eliyle var ettiği Atatürk Orman Çiftliği’nin yine Ulu Önderimize atıflarla talan edilmesini yaşadık. Sümerbanklar, Etibanklar, iplik/kumaş fabrikaları, kâğıt fabrikaları, Tekel ve milletin bütün varlıkları el değiştirdi. Bu dönem biyografilerine göre Gazi Paşa ancak ve ancak “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyen bir devlet adamıdır. Sonra tabi satacak bir şey kalmayınca aslında Ulu Önderimizin de ekonomide kamunun belirleyiciliğini hep öne çıkardığı ifade olunmaya başlandı.

Cumhuriyet Devrimimiz ve önderi Atatürk ile ilgili kafaların karışık olduğu bir diğer unsur da Diyanet İşleri Başkanlığının varlığıydı. Laik devlet nasıl olur da Diyanet İşleri Başkanlığını içerebilirdi! Atatürk dincilerden için “bırakınız geçsinler” mi diyordu? Kurumun varlığını gericilere bir ödün, kafa karışıklığı, o gün gerekli bugün gereksiz ve benzeri olumsuz yakıştırmalarla karşılayanlar yanında olumlu gören az sayıda görüş de vardır. Bu az sayıda görüş, Başkanlığı dinin tarikat cemaat gibi adlarla anılan din çetelerinin elinden kurtarılmasının önemli bir aracı olarak görmektedir. Mars gezegeninden gelip de konuyu ele alanlar bir yana kalanlar bu makul görüşe daha yatkındır. Bunun kabulü, siyasi iktidarların kurumu siyaseten istismar ettiği gerçeğini yok saymayı gerektirmez. Ancak esasa bu istismarı koymak yanıltıcı olur.

Yanıltıcı olduğunun en güzel kanıtı, Aydınlık Gazetesi tarafından dört gündür yayınlanan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gizli tarikat raporudur. Aynı Rapor, Kaynak Yayınları tarafından da “Diyanet’in Gizli Tarikatlar Raporu” olarak basılmış durumda. Gazete tarafından yayınlanan ve Süleymancılar, Menzilciler, İsmail Ağacılar, İskenderciler, Furkancılar, Cübbeciler, Müslüm Gündüzcüler, Adnan Hocacılar gibi akla gelen, bir toplumsal güç oluşturmuş din istismarcılarının alayını ele alan rapor her birinin dinle, ibadetle değil siyasetle ticaretle uğraştığını, bu uğraşların daha fazla güç gereğiyle emperyalizmle işbirliğine evirildiğini göstermekte. Uğur Mumcu’nun Rabıta’sını bugün Diyanet İşleri Başkanlığı yazmış durumda.

Türkiye’nin 70 yıldır batı ile ördüğü ilişkileri artık Asya ülkeleriyle kurmaya başladığı bugünlerde yazılacak bir Atatürk biyografisi belki de bize başka bir ufuk açacaktır. Olasıdır ki bu biyografide Diyanet İşleri Başkanlığı bu raporu ile Atatürk’ün haklı olarak kurduğu, inanç özgülüğü, laiklik açısından yaşamsal önemde bir kurum olarak anılacaktır.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri