Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,8147
    Dolar
  • Euro
    6,4658
    Euro
  • Altın
    275,964
    Altın
  • Bist-100
    110.476,60
    Bist-100
  • ADANA
    10/18°
    ADANA
  • ANKARA
    2/11°
    ANKARA
  • ANTALYA
    6/16°
    ANTALYA
  • BURSA
    8/14°
    BURSA
  • ISTANBUL
    8/13°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/18°
    IZMIR
  • KONYA
    2/8°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
Palu Ailesi'nin damadı cezaevinde de rahat durmadı!
Palu Ailesi'nin damadı cezaevinde de rahat durmadı!
'Ceren öldüyse bıçak görevini yapmıştır'
'Ceren öldüyse bıçak görevini yapmıştır'
Çete lideri ''Hanımağa'' tutuklandı!
Çete lideri ''Hanımağa'' tutuklandı!
19 yaşındaki genç babası tarafından öldürüldü!
19 yaşındaki genç babası tarafından öldürüldü!
ege yıldız sessiz boru
Soner Yalçın
Genel kabulleri yıkmak
12 Kasım 2019 Salı

Aslında… Yaşadıklarımı yazdım!

Ben de hep ölümden korktum.

Sevdiklerimi kaybetmekten korktum.

Bu sebeple her dayatılan tıbbi müdahaleyi sorgusuz kabul ettim. “Yan etkileri nedir” sorusu hiç aklıma getirmedim; yeter ki ortaya çıkan “arızadan” kurtulayım istedim! Her ilacın daha başka felakete yol açabileceğini hiç düşünmedim…

Mesela… Bana da rahatsızlığım için “genetik” dendi; hayatımın sonuna kadar kullanacağım ilaca başladım. Demediler ki, “bu hastalık aslında ilaçsız da iyileşebilir.”

Laboratuvarlara-kliniklere hapsedilen bedenimin feryatlarını duymadım. İlaçların iyileştirmediğini sadece baskılama yapıp bedende başka sorunlara yol açtığını aklıma bile getirmedim. Tek kurtarıcım ilaç idi!

Sadece ben değil… Çocuğumun her ateşi çıktığında acil servislere koştum. Verilen antibiyotikleri sorgusuz kabul ettim; bağışıklık sistemini nasıl harap ettiğini düşünmedim bile. Neler… Neler…

Oysa. Bu konulara yabancı biri değildim. Gazeteciliğe “sağlık muhabiri” olarak başladım. Hiç kopmadım… 1990'larda “Sağlık ve Toplum” diye dergi çıkardık.

O yıllar sadece “halkçı-toplumcu sağlık” anlayışıyla sınırlıydı bakışım. İlaçsız-aşısız iyileşme mümkün değildi; ki bu “bilim” idi.

Ve fakat:

YILLARIMI ALDI
Tıp tarihindeki büyük “anlayış” farklılıklarını- sert mücadeleleri bilmiyordum. Sağlığa odaklı “tamamlayıcı tıp” filan neydi hiç duymamıştım.


Hastalığa odaklı ABD merkezli Rockefeller tıp dayatmalarını bilmiyordum; adına “modern tıp” diyorlardı; “bilim” diyorlardı; ve ben bunları “ilericilik” sanıyordum! 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında başlayan “tıp anlayışı” farklılıklarından haberim yoktu.

Rönesans'ın armağanı “modernizm-pozitivizm” karşısında sadece Ortaçağ karanlığını savunan yobazlar–şarlatanlar olduğunu sanıyordum. Yıllarca bu ezberle baktım tıp dünyasına…

Başka bir yol mümkün değil miydi?

İşte…

“KARA KUTU-Yüzleşme Vakti” kitabım bu arayışlar sonunda ortaya çıktı.

Çok okudum.

Çok araştırdım.

Kendi önyargımı-ezberimi bozmak yıllarımı aldı.

Ortada büyük yalan vardı ve bunu “bilim” diye yutturuyorlardı. Sizi- beni hayatımızın sonuna kadar ilaçlara mahkûm edip öldürüyorlardı. Bu cümleyi anlamak yıllarımı aldı.

Öğrendiklerimi aktarmak sorumluluktu.

Tıpkı gıda konusunda yazdığım “Saklı Seçilmişler” kitabımda olduğu gibi farkındalık yaratmak istedim.

Bir tartışma yaratmak istedim.

Her ilaç yutulduğunda kafalarda soru işareti olsun istedim.

İlaç sektörünün karanlık yüzünü göstermek istedim.

Öyle ki… Küresel ilaç şirketleri o kadar acımasızlar ki her yıl onlarca “hastalık” yalanı salıyor dünyaya… Çocuklar, kadınlar ilk hedefler…

Herkesi ilaçlara bağımlı yaptılar. İlaçla cinsel hayatı öldürüp ilaçla cinsel hayatı diriltmeyi hedefliyorlar.

Bu düzen sorgulanmıyor. Bir rutin tekrarlanıp duruyor…

HEP GÖREV BİLDİM
Tabii ki…


Kimseye “ilacı bırakın, şöyle-böyle yapın” diyecek yetkinlikte biri değilim. Ben size tıp dünyasını bambaşka açıdan anlatmaya çalıştım. Her yutulan ilacın perde arkasında neler döndüğünü yazdım!

Kuşkusuz doktorunuza gidin sorular sorun. Onların da ABD'den dayatılan müfredatın dışına çıkmasını sağlayın.

Umarım “ergen atarlığı yapmadan” tartışırız. Mevzubahis olan yüz yıllık dayatmayı artık yıkma zamanının geldiğinin farkında olmak. Kapitalizmin insanı nasıl yıkıma götürdüğünün farkında olmak.

Ben… Kişisel hayatımda doktoruma danışarak bu adımı attım; yıllardır her gün iki kez kullandığım ilacı çöpe fırlattım. Bedene-zihnime-ruhuna iyi gelecek asıl “ilacın” neler olduğunu kavradım. Bugün öyle yaşamaya gayret ediyorum…

Evet…

Kitabın yazım sürecinde yılların ezberi genel kabuller peşimi hiç bırakmadı. Alışkanlıkları değiştirmek zor oldu.

“KARA KUTU-Yüzleşme” zor sorgulamalar yapılarak yazıldı.

Bir gazeteci olarak sizlere karşı olan sorumluluğumu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bilen bilir: Kimsenin yazmadığını hep görev bildim ve hep gerçeğe bağlı kaldım…

Ve.

Kitabı ilk okuyanlardan SÖZCÜ yazarı Aytunç Erkin ile gazetemiz için uzun söyleşi yaptık.

Umarım beğenirsiniz…

Bu arada…

Hem röportaj, hem köşe yazısının fazla olacağını düşünüyorum; bu hafta yazı yazıp sizi bıktırmayayım. Gelecek hafta görüşürüz…


 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
titar, tarım
vapur giyim, izmir
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri