Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,7564
    Dolar
  • Euro
    6,3536
    Euro
  • Altın
    272,392
    Altın
  • Bist-100
    103.780,60
    Bist-100
  • ADANA
    16/30°
    ADANA
  • ANKARA
    1/20°
    ANKARA
  • ANTALYA
    11/21°
    ANTALYA
  • BURSA
    13/20°
    BURSA
  • ISTANBUL
    12/18°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    15/21°
    IZMIR
  • KONYA
    3/21°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
A Milliler Avrupa Şampiyonası biletini kaptı
A Milliler Avrupa Şampiyonası biletini kaptı
Josef Sural’ın öldüğü kazada şoför için flaş karar
Josef Sural’ın öldüğü kazada şoför için flaş karar
Eski belediye başkanına 6 yıl 8 ay hapis
Eski belediye başkanına 6 yıl 8 ay hapis
CHP'li Sındır: Hastaneler şirket, hastalar müşteri!
CHP'li Sındır: Hastaneler şirket, hastalar müşteri!
ege yıldız sessiz boru
Engin İnce
Hadsiz misafir!
6 Eylül 2019 Cuma

Sevdiğim yerlerden ayrılırken yine buluşmayı dilerim hep içimden, dışımdan. Herkesin sevdiği kendinedir ya, benim de sevdiğim şehirler, köyler, kıyılar, sokaklar, o sokakların kokuları, bazen kimsenin bir şeye benzetemediği ama anılarla özelleştiği için bana çok şey ifade eden yerler vardır. Hiçbir yere kıyamazsın da senin için başka bir anlam ifade eden yerlere ayrı bir için titrer; benimki de o hesap işte.

Bir sonraki gidişimde sevdiğim ağaçlar hala yerli yerinde mi, gökyüzü hala aynı açıdan ve aynı genişlikte görünüyor mu, hala daha ayakkabılardan kurtulup yalın ayak gezdiğimiz topraklar duruyor mu diye bakınırım hemen. Ne de olsa ‘beton sever’ bir çağın, yeşili özleyen evlatlarıyız!

Urla’daydım yakın zamanda. Ailem on iki yıldır orada yaşıyor. Doğal olarak ilçenin ve çevresinin son on iki yılına hakimim denebilir. En azından, iki günlük bile olsa İstanbul’dan kaçışlarımın ilk durağı olduğu için, an be an gelişmeleri takip edemesem de her gelişimde neler olduğunu görüp ‘artı’ ve ‘eksi’ kefelerine gözlem dolduruyorum!

Burada yaşamaya başladığımız ilk zamanlarda, şu an evimizin olduğu yerin yanından küçük bir dere akardı. Hayat Bilgisi derslerinin naif çocuklarının çizdiği o pastel boyalı resimlerdeki dereleri andırdığı gibi insan, yanından yürürken kendisini Heidi gibi hissederdi! (Ne de olsa bol masallı büyümüş biriyim; Heidi kız kardeşim gibiydi bir zamanlar!)

Mevsim ayırt etmeden akan o dere, kışın yağışlar çoğaldıkça debisini artırıp ‘büyüyünce nehir olacak; yavrum benim!’ dedirtip mutluluk sebebi olurdu.

Sincaplar vardı bir de bol bol. Sabah gün doğmadan kalkarsan karşına çıkması garanti olan sincaplar... Ceviz ağaçlarının dallarında dolanan, bazen zeytin ağaçlarının altından en aceleci halleriyle geçen o afacanlarla bir arada yaşamak, minnet duygusuyla karışık bir şefkat uyandırırdı insanın içinde. Sonuçta onların evindeydik ve minnet duymayıp ne yapacaktık!

On dakika yürüdüğünde ulaştığın deniz kıyısında, gözünü ayırmadan suya beş saniye baksan mutlaka balıkları görürdün sanki sana bakıyorlarmış gibi yakın duran.

Bir araba geçtiğinde haber değeri taşırdı mesela! Yürürken gördüğün insanların yüzleri belleğindeydi. Değişik bir yüz geldiğinde bilirdin onun günübirlik geldiğini ya da yeni taşındığını ve artık ‘komşu’ olduğunu.

Söylemeye gerek var mı? Şimdi her şey değişti.

Çok değil, üç-beş yıl önceye kadar bir dere olduğuna neredeyse ben bile inanmayacak durumdayım şu an. Sincaplar gideli çok oldu. Dallarında afacanlık yaptıkları ağaçlar duruyor (iyi ki) ama metrekareye düşen insan sayısı arttıkça huzur mu kalır sincapta!? Balıklar hala var ama yaklaşıp gözünün içine bakacak kadar özgür oldukları bir kıyı yok. Kıyılar, bir ‘selfi’ daha çekmek için birbirini ittirenlerle dolup taşıyor!

Doğaya sığındıysan misafirsindir oysa. Tıpkı senin evine gelenler gibi, sen de bir yere gittiğinde misafirsindir. Gittiğin yerde ille birinin sana, zilini çalabildiğin bir kapıyı açması gerekmiyor. Ayak basabildiğin her toprakta, sana zaten kapılar açılmış oluyor. Ev sahibi kimi zaman bir sincap, kimi zaman bir zeytin ağacı olabiliyor.

Sorun bizde! Ya anlamadık ya da abarttık ‘misafirlik’ kavramını. Doğanın düzenine dahil olacağımıza, kendi düzenimizi dayattık ona. ‘Misafir’ olmaya tahammülümüz yok, ‘ev arkadaşı’ olup her iki tarafın birbirine saygı duyma ihtimali ise aklımızın ucundan bile geçmiyor; tek derdimiz ‘ev sahibi’ olmak! Betonlarımıza sığamadıkça doğadaki her canlının evini de ele geçirip egomuzun sırtını sıvazlıyoruz. Birlikte yaşamanın kuralını bilmiyoruz.

Kışı bekliyorum şimdi. Ortalık sakinleşince eski günlerimizi yad etmek için gitme niyetindeyim Urla’ya. Ağacın sakin, köpeklerin miskin olduğu zamanlarda tadı çıkacak belki doğayla sohbetin. Belki daha gür sesle şarkı söyleyecek mevsim tenhalaşınca. Kim bilir, belki insana dair hala umudu olacak, hadsiz misafirlere inat! Kim bilir...

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri