ege yıldız, sessiz boru
Son Kale İzmir
  • Dolar
    7,4092
    Dolar
  • Euro
    9,0027
    Euro
  • Altın
    441,490
    Altın
  • Bist-100
    1,54
    Bist-100
  • ADANA
    3/16°
    ADANA
  • ANKARA
    0/6°
    ANKARA
  • ANTALYA
    7/15°
    ANTALYA
  • BURSA
    7/12°
    BURSA
  • ISTANBUL
    10/14°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    12/16°
    IZMIR
  • KONYA
    -1/8°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
Cep telefonlarına gönderilen Covid-19 mesajı paniğe neden oldu
Cep telefonlarına gönderilen Covid-19 mesajı paniğe neden oldu
Dizi oyuncusu sahte alkol kurbanı
Dizi oyuncusu sahte alkol kurbanı
140 kişi daha hayatını kaybetti
140 kişi daha hayatını kaybetti
70 yaşındaki kadın üç metrelik kuyuya düştü
70 yaşındaki kadın üç metrelik kuyuya düştü
Muzaffer Ayhan Kara
İzmir'de deprem tehlikesi geçti mi?
24 Kasım 2020 Salı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile B.Ü. Araştırma Projesi Protokol Sözleşmesi Kapsamında Hazırlanan Deprem Master Planı’ndan 30 Ekim depremi sonrası söz edildi ancak içeriği hakkında uzmanlar dışında halk tarafından ayrıntıları hakkında pek de bilgi edinildiği söylenemez. O nedenle iki yazıda söz konusu deprem master planını ele alacağım.

6,4’E GÖRE MASTER PLAN

İzmir’de 1997’de başlayan ve 1999’da sonuçlandırılan deprem master planı Radius Projesi’nin öngördüğü sonuçlara ve yapılması gerekenlere baktığımızda, iktidarın bir şey yapmadığını görmekteyiz. Söz konusu Radius Projesi’ne vilayet, belediye, üniversiteler, ilgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları her türlü katkıyı vermiş ve 6,4 büyüklüğünde bir deprem senaryosuna dayalı İzmir’deki deprem master planı hazırlanmıştır. Ancak 2005’e kadar aradan geçen altı yıla rağmen, başta okullar olmak üzere hastanelerin, kamu binalarının, köprü ve viyadüklerin, alternatif yolların ve konutların depreme hazırlandığını söylemek olanaklı değildir. Malum, 2005’te zincirleme, 5,9’luk İzmir depremi yaşandı! İlginç bir nokta da deprem master planının 6,4 şiddetinde bir deprem esas alınarak hazırlanması. Oysa İzmir,30 Ekim’de Kandilli’ye göre 6,9’u yaşadı! Demek ki, deprem master planı revize edilirken 7-8 şiddetindeki bir deprem esas alınmalıdır.

MASTER PLAN-GİRİŞ

İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nden değişik disiplinlerden, Prof. Dr. Mustafa Erdik’in koordinatörlüğünde hazırlanan ve Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Prof. Dr. Aykut Barka gibi isimlerin de aralarında olduğu 10 bilim insanının hazırladığı master planın girişi özetle şöyle:

“İzmir gibi deprem tehlikesine maruz büyük şehirlerimizdeki deprem riski nüfus artışı, yanlış arazi kullanımı ve yapılaşma, yetersiz altyapı ve servisler ve çevresel düzensizlikler nedeni ile artmaktadır. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde, bir deprem sonucu oluşacak maddi ve sosyo-ekonomik tahribat, yalnızca İzmir kentinde değil fakat kısıtlı mali kaynak ve yatırım potansiyeline sahip ülkemizin ekonomisinde de ciddi sıkıntılara yol açacaktır. İzmir gibi depremlerin yıkıcı etkisine maruz kalacağı bilinen kentsel alanlarda, depremlerin etkisi en iyi şekilde Deprem Tehlike ve Hasar Senaryoları ile tanımlanabilir. Bu tür senaryolardaki ilk aşama deprem tehlikesinin mikrobölgeleme haritaları ile belirlenmesidir. Yaşam kayıpları, yapıların, sistemlerin ve sosyo-ekonomik düzenin zarar görmesi ve hasar istatistikleri ise ikinci aşamayı teşkil eder.

Kentsel alanlardaki depremlerin etkisinin tahmini için gerekli öğeler; tarihsel deprem bilgileri, jeolojik, jeoteknik ve sismolojik veriler, deprem tehlikesinin probabilistik veya deterministik değerlendirmesi, yer hareketinin yerel şartlara göre değişiminin tahmini, ve mikrobölgeleme bilgisinin GIS (Geographical Information System) veri tabanı ve haritaları şeklinde hazırlanmasıdır. Bu kapsamda: İzmir'i etkilemiş tarihi depremler ve yaratmış olduğu hasarlar detaylı olarak incelenmiş; Deprem, jeoloji ve jeoteknik veriler incelenerek yer hareketi ivme ve spektral ivme haritaları elde edilmiş; Zemin cinsi ve çeşitli mikro-bölgelendirme haritaları hazırlanmıştır. Deprem tehlikesi haritalarının hazırlanmasında probabilistk ve deterministik (senaryo depremi) yöntemler kullanılmış ve gerek şiddet ve gerekse spektral ivme esaslı deprem tehlikesi tanımlamalarına yer verilmiştir.

İzmir kentinde mevcut bina stoku, altyapı ve hizmet şebekeleri İnşaat Mühendisleri Odası-İzmir Şubesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin katkıları ile belirlenmiştir. Bu belirlemelerde uzay ve hava fotoğrafları yoğun olarak kullanılmıştır. İzmir kentinde bulunan her bir bina tipi, altyapı ve şebekeler için hasar görebilirlik ilişkiler deprem mühendisliğindeki en son uygulamalar göz önüne alınarak belirlenmiştir. Alt yapı kapsamında özellikle ulaştırma sistemlerine ağırlık verilmiştir. Bu kapsamda köprülerin deprem dayanımları özel olarak incelenmiştir. Sosyal hasar görebilirlik incelemeleri münhasıran can kayıpları ve yaralanmalar üzerinde yoğunlaşmıştır.

Deprem hasar senaryoları birincil ve ikincil tehlikelerle hasar görülebilirliklerin akıllı bir birleşimine dayanır. İzmir’i etkileyebilecek çeşitli büyüklükteki depremlerin incelenebilmesi amacı ile iki yaklaşım kullanılmıştır. Birinci yaklaşımda İzmir kentini insanların yaşam süresi zarfında etkilemesi mantıki ve rasyonel gözüken bir hasar yapıcı bir senaryo depremi deteministik olarak belirlenmiş. İkinci yaklaşımda ise İzmir kentindeki binaların 50 yıl zarfında %10 aşılma olasılığı ile etkilenebilecekleri depremin yaratacağı hasarlar probabilistik olarak değerlendirilmiştir. Birinci yaklaşım kullanılarak İzmir’de sistem niteliği taşıtan altyapı ve şebekelerin beklenen deprem hasarları elde edilmiştir. İkinci yaklaşım ile değişik tip binalarda beklenen hasarlar, ölümler, yaralanmalar ve direkt mali kayıplar bulunmuştur. Her iki yaklaşım kapsamında bulunan kayıplar ayrıntılı olarak ve bugün için deprem mühendisliğinde ulaşılan hassasiyette verilmiştir. Daha genel amaçlı incelemeler için rapor kapsamında verilmiş olan şiddet esaslı deterministik ve probabilistik haritalar yine şiddet esaslı hasar görebilirliklerle beraber kullanılarak değişik amaçlı hasar değerlendirmelerinin yapılması mümkündür.

Çalışma kapsamında özellikle deprem öncesi alınması gerekli gerek kısa ve gerekse uzun vadeli tedbirlere yer verilmiştir.”

Master plandaki İzmir Yöresi Aktif Fayları’na ilişkin “Giriş” de şöyle:

İZMİR YÖRESİ AKTİF FAYLARI-GİRİŞ:

“Çalışmanın bu bölümü bazı kısımları Emre ve Barka (1997) çalışmasından düzenlenmiştir.  İzmir yakınlarında yer alan aktif fayların dağılımını göstermektedir. İzmir ve çevresi tarihsel dönemlerden bu yana yoğun deprem aktivitesine sahne olmuştur. Bu özelliğine karşın Gediz grabeni dışında bölgenin yoğun deprem aktivitesine kaynak oluşturabilecek aktif fayların varlığı konusunda henüz yeterince bulgu mevcut değildir. Bölgedeki deprem episantrlarının çoğunluğu Ege denizinde, Karaburun-Sakız adası, İzmir Körfezi-Midilli Adası ve Doğanbey Burnu-Sisam Adası arasına rastlamaktadır.  Episantr dağılımı incelendiğinde bir kısım depremlerin ise Gediz grabeni ile Ege denizi arasında kalan Akhisar-Soma-Manisa çevresinde yer aldığı görülür. Buna karşın bu alanda, Türkiye Diri Fay Haritası, (Şaroğlu ve diğ., 1992)’ nda gösterilmiş bulunan Cumaovası-Seferihisar çizgiselliği dışında herhangi bir aktif fay bilinmemektedir.

Son yüzyıl içerisinde İzmir ve çevresini etkileyen üç yıkıcı deprem meydana gelmiştir. 1928 Torbalı depremi (M: 6.5), (Salomon-Calvi, 1940), 1949 Karaburun depremi (Pinar, 1950, Jackson ve McKenzie, 1984) ve 1992 Seferihisar depremi (M: 6.0, Türkelli ve diğ., 1994; Pinar, 1995), daha çok İzmir güneyindeki alanlarda etkili olmuştur. Olasılı aktif olarak haritalanmış olan Cumaovası-Seferihisar çizgiselliği (Şaroğlu ve diğ., 1992) bu araştırmada belirlenmiş olan Tuzla fayından farklı bir doğrultudadır.

Tarihsel depremler açısından MS 17 depremi İzmir yöresi için en önemli depremlerden biridir (Guidobani ve diğ., 1994). Bu deprem dışında özellikle 1688 depremi İzmir’de çok hasar ve can kaybına sebep olmuştur. Bu depremlerin dışında 1739 ve 1778 depremleri yine İzmir yakınlarında meydana gelmiştir (Ambraseys ve Finkel 1995).

İzmir yöresi Gediz graben sisteminin batı ucunda yer almaktadır. Neotektonik dönem yapıları üç ana doğrultuda yoğunlaşmaktadır. Morfolojik olarak en belirgin tektonik yapılar D-B doğrultuludur. Normal fay karakterindeki bu yapılar Gediz grabeninin batı ucunda ve İzmir Körfezi’nde yer alırlar. Ayrıca KD-GB ve KB-GD faylar özellikle İzmir civarında önemli rol oynamaktadır ve bu fayların kinematik özellikleri İzmir kuzeyi ve güneyinde farklılaşmaktadır. Normal faylarla sınırlı graben yapıları İzmir Körfezi doğusunda yer alırlar. Buna karşılık Gediz graben sistemi dışında kalan neotektonik dönem yapıları doğrultu atımlı faylardan oluşmaktadır. Bu ilişki Gediz grabeni dışında kalan alanlardaki güncel deformasyonun doğrultu atımlı faylarla karşılandığını göstermektedir. KD-GB doğrultulu faylar hem sağ-yanal ve sol-yanal deprem çözümleri vermektedir. Bu da bize İzmir çevresinin tektonik açıdan hem karışık bir alanda yer aldığının ve hem de orta Batı Anadolu’ da blokların göreli hareketlerinin çok kompleks olduğunu göstermektedir.”

İZMİR İLİNDEKİ SEKİZ ANA FAY HATTINDAN İKİSİ İZMİR VE BORNOVA FAYLARI

Yukarıdaki girişi toparlamak gerekirse, şu notları düşebilirim… Ege Bölgesi ve İzmir’i yakın çevresi bir yana, doğrudan “İzmir Yöresi Aktif Fayları” deprem master planında şöyle belirtilmektedir:

Gediz Grabeni Batısı Fayları, Dumanlıdağ Fayı, Bornova Fayı, İzmir Fayı, Cumaovası Fayı, Karaburun Fayı, Gümüldür Fayı, Tuzla Fayı.

Bunlardan “Bornova Fayı”, 30 Ekim’de Bayraklı’yı vuran fay olup master planın hazırlandığı dönemde “Bayraklı” ayrı bir ilçe olmadığı için “Bornova Fayı” olarak adlandırılmaktadır. Bayraklı, daha sonra çoğunluğu Bornova olmak üzere Karşıyaka’dan da alınan kesimlerle ayrı bir ilçe haline getirilmiş olup depremde yıkılan ya da ağır hasara gören binaların olduğu dört mahalle (Mansuroğlu, Manavkuyu, Adalet, Bayraklı) Bornova fayının tarif edildiği coğrafi tanımlamalara denk gelmektedir. Master Planın “2.7.4. Bornova Fayı” başlığı altındaki paragraf şöyledir:

Bornova Fayı: “İzmir körfezi kuzeydoğusunda D-B ve KB-GD doğrultusunda uzanır. Yamanlar dağının Miyosen yaşlı volkanitleri kesmektedir. İzmir fayının konjuget bileşeni olarak düşünebilir. Normal faydır ancak fayın aktivitesi konusunda yeterli veri yoktur. Bununla beraber neotektonik dönemde gelişmiş bir faydır.”

Master Planda “2.7.5 İzmir Fayı” başlığı altındaki İzmir Fayı ise şöyle anlatılmaktadır:

İzmir Fayı: “İzmir körfezinin doğusunda, körfezi morfolojik olarak güneyden sınırlayan D-B yönlü fay İzmir Fayı olarak adlandırılmıştır. Fay iki parçadan oluşur. Gediz grabeninin batı ucundaki Kemalpaşa Fayı kuzey kolunun devamı şeklindedir. Kentsel yerleşme yoğunluğu nedeniyle fayın niteliğine ve aktivitesine yorumlanabilecek veriler sınırlıdır. Bununla beraber genel jeomorfolojik karakteri normal faylara özgüdür.

Doğu segmenti Gediz grabeninin batı ucundaki Kemalpaşa Fayı kuzey kolunun devamı şeklindedir. Fay İzmir ile Pınarbaşı arasında iki küçük segmenten oluşur. Pınarbaşı segmenti DKD-BGB doğrultusundadır. Pınarbaşı mahallesinde yoğun yerleşim dolayısı ile morfolojik özellikler belirsizdir. Pınarbaşı ile Mezarlık arasında açık arazide 50 cm ile 1.5 m arasında değişen bir basamak belirlenmiştir. Bu basamak kademeli bir şekilde batıya doğru uzanmaktadır. Bu basamaklı morfolojinin eski bir deprem tarafından oluşturulmuş olma olasılığı yüksektir. İzmir fayının doğu segmenti Altındağ İzmir arasında yaklaşık D-B doğrultuludur. Bu alanda yoğun bir yapılaşma söz konusudur. Bununla beraber genel jeomorfolojik karakteri normal faylara özgüdür. Kadifekale ve Altındağ yöresinde ise heyelanlarla fay dikliklerinin ilksel morfolojisi bozulmuştur. Fayın ana kırığı ova içinde yer alabilir.

İzmir fayı Kadifekale’den batıda güneye doğru yaklaşık 5 km’lik bir sıçrama yapmaktadır. Bu kesimde güneyden gelen Tuzla fayı yaklaşık bu sıçrama alanından geçmektedir.

Batı segmenti Üçkuyular ile Narlıdere ve Güzelbahçe arasında yer alır. Fayın taban bloğu 1000 m’lik bir yükselti meydana getirmiştir bu yükseltinin fay tarafı paleofay şevi görüntüsündedir. Bu özellikle Balçova-Narlıdere belirgin olarak izlenebilmektedir. Narlıdere yöresinde fay dikliği önünde alüvyon yelpazeleri gelişmiştir. Yine Balçova ve Narlıdere arasında tavan bloğu üzerinde geniş bir delta oluşmuştur. İzmir’in bu kesimi de son yıllarda yoğun bir yapılaşma göstermektedir. Bu sebeple fayla ilgili gözlemler son derece sınırlıdır. Balçova Narlıdere arasında antik çağlardan beri bilinen Agamemnon kaplıcaları yer alır. Bu kaplıca çevresinde yapılan gözlemlerde temel içinde ana fay doğrultusuna uygun faylara rastlanmıştır.

İzmir fayının aktivitesi konusunda saha verileri sınırlıdır. Ancak morfolojisi, Kuvaterner içerisinde etkin olduğunu göstermektedir. 10 Temmuz 1668 depreminin bu fay üzerinde meydana geldiği sanılmaktadır (Ergin ve diğ., 1967; Ambraseys ve Finkel, 1995). Bu deprem İzmir körfezi doğu ucunda etkili olmuş ve İzmir şehrinde 19.000 kişinin ölmesine yol açmıştır. İzmir şehrinin 1778 tarihli bir depremle de yıkılmış olduğu bilinmektedir. Bu veriler, saha bulgularının azlığına rağmen İzmir Fayı’ nın aktif olarak değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.”

Diğer altı başlıktaki İzmir Yöresi Aktif Fayları da bu yazının çok daha fazla uzamaması için ayrı bir yazı konusu olacak. O yazıda aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin depremle ilgili attığı adımları da ele alacağım. 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Sokak esnafı korona günlerinde faydalı oluyor mu?

Evet
Hayır
Bilmiyorum

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri