Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,7449
    Dolar
  • Euro
    6,3531
    Euro
  • Altın
    270,931
    Altın
  • Bist-100
    105.379,70
    Bist-100
  • ADANA
    12/26°
    ADANA
  • ANKARA
    0/18°
    ANKARA
  • ANTALYA
    10/25°
    ANTALYA
  • BURSA
    13/22°
    BURSA
  • ISTANBUL
    13/20°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/25°
    IZMIR
  • KONYA
    3/16°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
Vay Gülizar vay! 8 çocuk annesi 25,5 yıl hapisle aranıyordu!
Vay Gülizar vay! 8 çocuk annesi 25,5 yıl hapisle aranıyordu!
Bariyer sonları oldu: 3 ölü, 2 yaralı
Bariyer sonları oldu: 3 ölü, 2 yaralı
Arınç'ın damadı kaza yaptı
Arınç'ın damadı kaza yaptı
Volkswagen dümen mi kırıyor!
Volkswagen dümen mi kırıyor!
ege yıldız sessiz boru
Engin İnce
Karpuzlar kırılmasın!
4 Kasım 2019 Pazartesi

Kaç ‘karpuz’ taşıyorsun elinde kolunda?
Ya da kaç karpuzu kırmadan taşıyıp koyuyorsun bir kenara?
Kol gücün, ağırlık kaldırma kapasiten belli. Gücünü zorladıkça neler oluyor bedeninde, zihninde? 
Her şeye yetişme hali, içten içe bir stres yaratıyor olabilir mi? 

Bu soruları kendime son zamanlarda sıkça sorar oldum. Verdiğim yanıtların çoğunun dürüst olmadığını fark ettiğimde de ‘hoop’ dedim, ‘bir dakika Engin!’ 

Yetişmeye çalıştıkça kendimi zorladığım, bu zorlama ve zorlanma halinin stres tohumları attığı kafam ve bedenim tepki veriyor. Yetişemedikçe sorumluluklarımı yerine getiremiyormuşum gibi hissedip içten içe kendime sürekli baskı yapıp ‘hadi’ diyorum. ‘Hadi’ dedikçe iki ayağım bir pabuca giriyor ve sırf yapmış olmak için yapıyorum bazı şeyleri. Ortaya çıkan şey bana iyi gelmiyor üstelik. 

Kalbimi, ruhumu koyarak yapmayı seviyorum her şeyi. Yemek yapıyor olsam da evimi temizlesem de yazı da yazsam kalp ve ruh eşlik edince ortaya çıkan şey daha iyi hissettiriyor bana. Ama kalp ya da ruh yetişemiyorsa yaptıklarıma, hep bir eksik var gibi geliyor ve o her neyse onu yapmış saymıyorum. 

Yazının başında sorduğum sorulara açık yüreklilikle yanıt verdim en sonunda! Kabul; yetişemiyorum her şeye! Üstelik bu yetişme telaşı beni zorluyor. Verdiğim sözleri tutmak için kendimi sıkıştırıyor, o sözleri verirken günün 24 saat olduğu gerçeğini unutuveriyorum. Bazen uykumdan bazen de kendime ayıracağım zamandan fedakarlık ediyorum. Böylece önceliğim kendim değil, başka bir sürü şey oluveriyor. 

Oysa önce ben iyi hissetmeliyim ki etrafımdaki her insana o iyilik hali bulaşsın, elimin değdiği her iş o iyilikten nasibini alsın. Bu senin için de böyle. Önce sen iyi hissetmelisin, önce sen iyi olmalısın. Uçaktaki oksijen maskesini düşün. Basit bir örnek ama içinde derin anlamlar saklı. Olası bir tehlike anında önce kendine, sonra çocuğuna oksijen maskesini takman anlatılır her defasında. Çünkü sen iyi ve sağlıklı olursan ancak o zaman çocuğuna yararın dokunur. Sen iyiysen eşin, sevgilin, dostun da iyidir. Yaptığın işler ancak o zaman iyi hissettirir. Kural basit; oksijen önce sana lazım, oksijen önce bana lazım.

Sık bahsederim, buralarda da yazmışlığım vardır. Önce kendine şefkatli davranmalı insan; bir başkasına verdiği öğüdü, önce oturup kendisine vermeli. İşte o zaman iyi hisler gelip yerleşiyor kalbinin, zihninin orta yerine. Diğer türlü hep bir yarım kalmışlık haliyle hiçbir şeyin hakkını veremeden, belki de sırf yapmış olmak için yapıyor oluyorsun. 

Verdiğim dersler, aldığım eğitimler var. Her gün trafikte geçen -nereden baksan- dört saatim, çalışmam gereken derslerim, evimin işleri, kendim için yapmam gerekenler, henüz çok yeni olan ve benden ilgi bekleyen bir internet sitem var. Buraya yazmam gereken yazılar, ‘freelance’ yönettiğim sosyal medya hesapları var. Anlayacağın, tıpkı senin gibi, benim de yapmam gereken birçok şey var. 

Şimdi izninizle kolumdaki karpuzlardan bazılarını yere bırakmak istiyorum; düşürmeden, kırmadan.  

Bu son yazı. Bir çeşit ‘öz eleştiri’ ve bir ‘teşekkür’ aslında. 
Bu sitedeki arkadaşlarımın anlayışı, bana her zaman sınırsız alan açmaları benim için çok kıymetli. Varlıkları, şu zamana kadar hep iyi hissettirdi; bunun için ne kadar teşekkür etsem az. 
Günün 24 saat olduğu gerçeğini aklımda tutarak yeniden bir planlama yapma sürecindeyim. Tamamlamam gereken eğitimler ve verdiğim dersler, günlerimin büyük bölümünü kaplıyor. Hayalimi yaşıyorum ve bu hayali daha da parlatacak işlere öncelik vermem gereken bir zaman dilimindeyim. 

Şu zamana kadarki ‘aksak’ zaman aralıklı yazılarımdan ötürü bana tek laf etmeyen buradaki tüm arkadaşlarımın anlayışına sığınır, ‘belki bir gün tekrar görüşürüz’ diyerek hepinizi sıkı sıkı kucaklarım..

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri