Özal’a “alışamayan” teğmen haberi ve o ödül
Son Kale’yi izleyenlerin içinde Odatv’yi de izleyenler varsa hemen anımsayacak; 1990’da Özal’a “alışamadım” telgrafı çektikten sonra Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırılan Teğmen Murat Şeref Baba’nın öyküsünü iki ayrı yazıda dile getirmiştim. İkinci yazıyı, ilk yazıyı okuduktan sonra bendenize ulaşan Teğmen’in telefonundan sonra kaleme almıştım. Tabii, “Teğmen” artık 1990’da askeri üniformasını çıkardıktan sonra aynı yıl A. Ü. Hukuk Fakültesi’ne girmiş ve 1994’te mezun olarak İstanbul’da avukatlık yapmaya başlamıştı.

(Fotoğrafta Veli Özdemir)
XXX
İkinci yazıdan sonra bir telefon daha geldi. Bu telefon ise, şimdi CHP Genel Başkan Yardımcısı Kılıçdaroğlu’nun özel iletişim danışmanı, Teğmen’in telgrafı döneminde ise ANKA’nın istihbarat şefi olan Veli Özdemir’dendi. Meğer, Teğmen’i henüz askeriyeden ilişkisi kesilmeden önce kapatıldığı revirde ziyaret eden ailesi hiç de iç açıcı olmayan durumu gördükten sonra durumu basına yansıtmaya karar vermişler ve basın kuruluşlarının kapısını çalmaya başlamışlar. Örneğin, Tercüman ve Nazlı Ilıcak gibi isimler de konuya yüz vermeyenler arasında olmuş. ANKA İstihbarat Müdürü Özdemir konuyla ilgilenip ciddi olarak araştırmış ve gerçekten de telekslerden çekilen telgrafın doğru olduğunu saptamış. O zamanlar henüz internet yok, teleks zamanı… Haber için de sonradan da basında ismi hep geçen, yanılmıyorsam son olarak Bloomberg’den hatırladığımız, o dönem ajansta sağlık konularını takip eden muhabir Ali Çağatay’ı görevlendirmiş. Çağatay’ın yaptığı haberi ANKA servis edince Tercüman dahil bazı gazeteler de sayfalarına taşımış.

(Fotoğrafta Ali Çağatay)
XXX
Teğmen’in başta kesinlikle telgrafın gazetelere taşınması fikri yokmuş, hiç düşünmemiş böyle bir şeyi. Ancak can güvenliği ve sağlık söz konusu söz konusu olunca o da konunun basına yansımasına yeşil ışık yakmış. ANKA muhabiri Ali Çağatay ise “Özal’a Alışamayan Teğmen” haberiyle o yıl Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) haber ödülüne layık görülmüş.
XXX
Özdemir’den gelen telefonla öğrendiklerimi de Son Kale’de kaleme alarak Odatv’deki iki yazının arkasından yakın siyasal tarihe damga vuran bir olayın öyküsünü tamamlamak istedim.
