Son Kale İzmir
  • Dolar
    5,6981
    Dolar
  • Euro
    6,3110
    Euro
  • Altın
    274,844
    Altın
  • Bist-100
    100.778,80
    Bist-100
  • ADANA
    19/36°
    ADANA
  • ANKARA
    8/29°
    ANKARA
  • ANTALYA
    16/30°
    ANTALYA
  • BURSA
    16/28°
    BURSA
  • ISTANBUL
    20/24°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    15/28°
    IZMIR
  • KONYA
    8/29°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNCEL POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT TÜRKİYE DÜNYA GÜVENLİK
simya metal
ekipsan
6. kattan düşen bebek hayatını kaybetti!
6. kattan düşen bebek hayatını kaybetti!
İşte Neslican Tay'ın sağlık durumu!
İşte Neslican Tay'ın sağlık durumu!
Galatasaray eli boş dönmüyor
Galatasaray eli boş dönmüyor
AK Parti'den erken seçim açıklaması!
AK Parti'den erken seçim açıklaması!
ege yıldız sessiz boru
Kurtuluş Özgür Yıldız
Yasa ve Rıza 
15 Ağustos 2019 Perşembe

Çok değil, yirmi yıl kadar önce emperyalizm açısından birkaç partiyi ya da hükümeti kendince araçlarla dilediği yönde devinime geçirmek, halkın rızasını kazanmak yerine rızanın uyacağı yasanın çıkmasını sağlamak geçerli yöntemdi. 12 Eylül’ün “bizim çocukları” cuntacılardı. Ancak bu yöntemin getirisi götürüsünün çok gerisindeydi. Şöyle ki işi hallettiğiniz muhatabınız aynı zamanda devletin bir parçasıydı ve onunla yapılan her işbirliği o devleti öyle ya da böyle perçinliyordu.  Oysa emperyalizm için özellikle ulus-devletler artık hedef tahtasındaydı.

Amerika, Demir Perdenin saydamlaşmasıyla artık yeni bir uluslararası denge oluşturup kendisinin dünyanın hükümranı olması hedefiyle çalışmaya başladı. İlk hedefi 91’de Irak oldu, çöle sürdüğü ordu askeri anlamda önemli bir zafer elde edemedi. Saddam önderliğindeki Irak zaten İran ile yaptığı uzun savaşın yorgunuydu, savaşma dermanı çok da yoktu, ama Irak çölleri emperyalizme hiç saygı duymadı. Irak savaşmadı, Amerika çöle yenildi. Ama tüm dünyaya canlı füze atışları gösterdi, gece görüş donanımını tanıttı, savaşın çok ötesinde bir medya kampanyası yürüterek çok güçlü olduğu izlenimini yarattı. Sonra Yugoslavya’yı bölmeye başladı ki en son birkaç sene önce hala bölünüyordu. Afganistan, Irak, gömülü gazeteciler vesaire derken bugün artık üstesinden gelemediği bir maliyetle karşı karşıya kaldı. Başka bir çözüm bulunmalıydı. 

Bugün yemek pişirdiğimiz teflon tavanın teflonu, 1. Dünya Savaşında bir savaş teknolojisi olarak bulunmuştu. Savaşın bir ve kitle iletişim araçlarının on kullanıldığı bir dönemde internet devlerinin çıktığı garajlara kimler para yatırdı bilemiyoruz. Ama savaşı canlı yayınlama döneminden başlayarak ABD’nin hükümetten çok seçmene, yasadan çok rızaya ağırlık veren bir politikayı devreye soktuğunu söyleyebiliriz. Bu politikalar çerçevesinde hem kasaba düzeyinde bir yerellikte rıza üretmek için AB gibi kuruluşların fonlarının kullanılması hem de medya aracılığıyla o yereldeki insanların kendilerini Finlandiya’nın ya da Kanada’nın ‘üstün uygar’ insanlarıyla aynı amaçta birleştiğini görebileceği yayınlara girişildi. Aynı mimarinin yeni katlarına, Finlandiya’daki uygarla Hakkari’nin köylüsünün doğrudan iletişim kurabileceği elektronik posta, sesli ağ araması, sosyal medya, bloglar ve akıllı telefonlar da eklenince hükümetler, yasama organları artık önem arz etmemeye başladı. 

Bu mimari ufak ufak Ukrayna, Kırgızistan ve benzerinde denendi. Bu deneme sürümlerinin ilk ticari sürümü ise Arap Baharında girişilen turuncu devrim dalgaları oldu. Tunus’ta başlayıp hızla yayılan ve tam da ABD Dışişleri Bakanı Kondoliza Rays’ın 2003’te ilan ettiği Büyük Ortadoğu Projesi alanına tekabül eden kalkışmalar yaşandı. Tunus’ta üniversite mezunu, işsizlikten seyyar satıcılık yapmak zorunda kalan genç, tezgâhına el konması üzerine kendini yakarak gerçekleştirdiği protestoda bir kıvılcımı ateşledi. Çok şeyler oldu ama işsizlik şu an hala aynı düzeyde ve genel asayiş son derece diken üstünde. Benzer durumlar Mısır, Libya, Suriye ve diğerleri için de geçerli. Kıvılcımların ateşlediği büyük çalkantılar eldeki en temel kazanımları bile ortadan kaldırmış durumda. Can güvenliği yok, ulaşım, sağlık, eğitim aksak durumda. Turizm gelirleri yok oldu. Temel ihtiyaç maddelerine erişim, barınma bile kimi örneklerde sağlanamamakta. 

Bugün şirketlerin iç denetim raporlarında, girişilen işten etkilenen köyün camisinin yenilenmesi, halı-kilim, klima alınması, birkaç köylüye basit işler verilerek maaşa bağlanması, köyde duyuru panosu oluşturup yerel halkı bilgilendirme gibi şirin gözüken boş işlerin yapılıp yapılmadığı sorgulanmakta. Üstüne birkaç yerel gazeteye de reklam vererek görünümü güzel gösterme çabalarına girişilmekte. 

Kaz Dağları konusunda bu olguların hepsi dikkatle değerlendirilmeli. Elbette ormanlarımızın değeri, altındaki madenlerden çok daha yüksektir. Ormanlara kıyan şirketin yerli ya da yabancı olması fark etmez. Zaten devlete ait hiçbir kuruluş ormanlara böyle saldırmaz. Kamu kuruluşlarımızın, büyük önderimiz Atatürk’ün, Cumhuriyetin her yanına özümsettiği ağaç ve doğa sevgisini derinden barındırdığına kuşku duymamak gerek. Gerek duyduğumuz kalkınma adına, orman ve maden mühendisliği bölümlerinin birlikte katılacağı, ormanlara zarar vermeden maden çıkarma araştırma ve geliştirme çalışmalarını başlatmak bizi hem bu alanda en üst sıralara çıkaracak hem yeni istihdam ve iş alanları açacak hem de geleceğimize borçlu olduğumuz doğal varlıklarımızı gereğince teslim etme olanağını verecektir. 
Kısacası, ortak bir talep olarak ortaya konabilecek şey devletin tüm azametiyle yabancı şirketin orman talanını sonlandıracak kesin tavrı ortaya koyması olabilir. Düşündüğümüz anda bile içimize tazelik, ferahlık veren ormanlarımız hiçbir nedenle talan edilemez, edilmemelidir. Hepimiz bu talebimizi dile getirirken devlete meydan okuyan değil, talep eden, bunu yerine getirmekle görevli yürütme erkinden bunu bekleyen bir tonda olmalıyız. Türk vatandaşları arasında sırtını AB/D’ye dayayacak biz öz yoktur, olmaz. 

Yani, 20 yıl önce Bergama’da nasıl ki siyanürlü altına karşıydıysak bugün Kaz Dağlarının talanına, siyanürlü ayrıştırmaya da karşıyız. Ama her şeyden önce gelen şey ulus-devletimizin varlığı, geleceğidir. Devletsiz ve ordusuz kalan uluslar ancak sömürge olur.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
FACEBOOK'TA SON KALE İZMİR
TWITTER'DA SON KALE İZMİR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Son Kale İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri