Deniz Göktaş'tan duruşma öncesi mektup
Göktaş, cezaevinde müzik dinleme imkânlarının sınırlı olduğunu belirterek, 88 günlük tutuklulukta Türkçe pop dinlemeye başladığını ve sabah ekmek-poğaça dağıtımından esinlenerek kısa bir rap yazdığını söyledi.
- | Son Kale İzmir
28 Eylül’de ilk kez hakim karşısına çıkacak olan tutuklu komedyen Deniz Göktaş, Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndaki günlük yaşamını anlattı. Müzik özleminden televizyona, Mabel Matiz anısından cezaevindeki poğaça dağıtımına kadar yaşadıklarını mizahi bir dille paylaştı. Göktaş, fon krizinin merkezinde olan Tera Holding kurucusu Emre Tezmen göndermesi yaparken, "Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor" dedi. Göktaş, Ahbap Derneği soruşturmasında tutuklanan şarkıcı Haluk Levent'in de "yan komşusu" olduğunu söyledi.
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş, 28 Eylül Pazartesi günü saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek ilk duruşması öncesinde yaptığı paylaşımda cezaevindeki 88 gününü anlattı.
Göktaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş"
“Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette ‘zengin derdi’ sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.”
Cezaevinde müzik dinleme olanaklarının sınırlı olduğunu belirten Göktaş, 88 günlük tutukluluğunda müziği beklediğinden daha fazla özlediğini söyledi ve şunları kaydetti:
“‘Müziksiz yaşayamam’ tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama ‘müziksiz 88 gün yaşayamam’ tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı.
Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim: Eypio & Sibel Can – Kıyamam, Mabel Matiz – Umrumdışı.
Hücremde Mabel Matiz’in ‘Ben büyüttüm boy boy’ dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.”
Paylaşımının sonunda cezaevindeki ekmek ve poğaça dağıtımını konu alan kısa bir rap de yazan Göktaş, “Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor” diyerek şu dizeleri paylaştı:
“Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca”

YORUMLAR
Yorum Yap