İzmir Büyükşehir Belediyesi 2025 yılı GRI sürdürülebilirlik raporu yayımlandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını ortaya koyan 2025 Yılı GRI Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı

  • | Son Kale İzmir

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi, kuraklık, afetler ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskıya karşı kentin geleceğini sürdürülebilirlik odağında şekillendirmek amacıyla yürüttüğü çalışmaları yeni bir aşamaya taşıdı. Büyükşehir Belediyesi’nin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarındaki performansını izlemek, gelişimini ölçmek ve gelecek hedeflerini belirlemek amacıyla hazırlanan ikinci GRI (Global Reporting Initiative) Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde kamuoyuna tanıtıldı. 2025 yılı verileriyle hazırlanan rapor, ilk raporla başlayan sürdürülebilirlik çalışmalarının devamlılığını ortaya koyarken çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki gelişim ile 2026 yılı hedeflerini de kapsıyor. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, belediye şirketlerinin genel müdürleri, daire başkanları, Yeşil Yakalı Yürütücü Personel Ağı üyeleri ile davetliler katıldı.
 
Yıldır: Sürdürülebilirlik yaşamın kendisi
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirliğin yalnızca belediyenin belirli bir biriminin çalışma alanı olarak görülemeyeceğini belirterek, kent yönetiminin tamamına ve günlük yaşama yerleşmesi gereken bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.
Yıldır, “Bu, belediyede bir birimin işi değil. Bu, yaşamın kendisi. Sürdürülebilir bir yaşamdan söz ediyoruz. İmar planlarını yaparken bile dikkate alınması gereken bir kavram. Hangi konu bundan bağımsız olabilir? Hepsini bununla birlikte değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
Sürdürülebilirliğin temelinde bir zihniyet değişimi bulunduğunu ifade eden Yıldır, bugün alınan kararların gelecekte yaratacağı sonuçların da hesaba katılması gerektiğini söyledi. Kullanılan sudan harcanan enerjiye, yatırımlardan kamu kaynaklarının kullanımına kadar kent yönetiminde atılan her adımın geleceği şekillendirdiğini belirten Yıldır, bugünün ihtiyaçları karşılanırken kentin kaynaklarının korunması, afetlere karşı direncin artırılması ve gelecek kuşaklara güçlü bir İzmir bırakılmasının önemini vurguladı. Dünyanın ısındığını, su kaynakları üzerindeki baskının arttığını, kuraklığın daha fazla hissedildiğini, orman yangınları ve aşırı hava olaylarının yaşamı doğrudan etkilediğini söyleyen Yıldır, bu gelişmelerin kent yönetimlerinde de yeni bir bakış açısını zorunlu kıldığını ifade etti.
 
206 projenin gelecekteki etkileri de izlenecek
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sürdürülebilirlikle ilişkili 206 proje bulunduğunu açıklayan Yıldır, projelerin yalnızca nerede ve nasıl hayata geçirildiğine değil, gelecekte yaratacağı sonuçlara da bakılması gerektiğini söyledi. Yıldır, “Bu projelerin gelecekte oluşturacağı etkiler de var. Dolayısıyla bunların izlenmesi ve gözlenmesi gerekiyor. Bazı şeylere önlem alabilmek, öngörebilmek için bu gerekli. Geleceğe ilişkin belirsizlik karşısında nasıl tedbir alabileceğimizi ve yaşamı nasıl sürdürülebilir kılabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor” diye konuştu. Bugün bir soruna getirilen çözümün uzun vadeli sonuçları hesaplanmadığında geleceğin yeni sorununa dönüşebileceğine dikkat çeken Yıldır, sürdürülebilirliğin temelinde bu etkileri öngörebilmenin bulunduğunu söyledi. Yıldır, “En başta bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var. Öncelikle ‘Bu dünya böyle olmak zorunda değil’ dememiz gerekiyor. O zaman sorgulama, yorum yapma ve farklı düşünme daha fazla öne çıkacaktır” dedi.
 
Uysal: Yalnızca geçmiş yılın dökümünü çıkarmadık
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürü E. Emre Uysal, GRI standartlarında ikinci kez hazırlanan raporun yalnızca gerçekleştirilen faaliyetleri sıralayan bir çalışma olmadığını söyledi. Uysal, “Yalnızca geçmiş bir yılın dökümünü çıkarmadık. Aynı zamanda kurumun sürdürülebilirlik olgunluğunu ölçen, eksikleri gözler önüne seren ve önümüzdeki döneme ilişkin öncelikleri ortaya koyan bir çalışma yürüttük” dedi.
Raporun hazırlanma sürecinin kurum açısından başlı başına bir öğrenme ve gelişme sürecine dönüştüğünü ifade eden Uysal, Büyükşehir Belediyesi’nin farklı birimlerinden verilerin kolektif bir çalışmayla toplandığını söyledi. Uysal, sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca belirli bir birimin sorumluluğu olmaktan çıkararak kurumun tamamına yayılan bir karar alma kültürüne dönüştürmeyi amaçladıklarını belirterek, ikinci kez yayımlanan raporla bu anlayışı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal hafızasına kalıcı biçimde yerleştirmek istediklerini ifade etti.
 
Şık: Çocukları odağa koymalıyız
Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık, “Bir Kentin Sürdürülebilirliğine Çocukların Yaşamından Bakmak” başlıklı konuşmasında, sürdürülebilirlik politikalarının çocukların yaşamı ve geleceği üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Çocukların özellikle çevresel etkiler karşısında yetişkinlerden daha hassas olduğunu belirten Şık, hava kirliliği, ağır metaller, toksik kimyasallar, aşırı sıcaklar, su krizi ve gıda güvencesizliği gibi sorunların çocukların yaşamı üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Şık, sürdürülebilirliğin yalnızca yapılan faaliyetlerin sıralandığı bir rapor olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, çocukların sürdürülebilirlik politikalarında önemli bir özne olarak ele alınmasının gerekliliğine dikkat çekti. Çevresel risklerin bütün çocukları aynı ölçüde etkilemediğini ifade eden Şık, özellikle gıda güvencesizliği ve çevresel risklerin bazı çocukların yaşamında üst üste geldiğini söyledi.
 
Şık’tan çocuklar için risk haritası önerisi
İzmir Sürdürülebilirlik Haritası çalışmalarına çocuklar açısından da bakılması gerektiğini belirten Şık, çocukların gıda güvencesizliği ve çevresel risklere maruz kaldığı bölgelerin de haritalandırılmasını önerdi. Bu sayede hangi bölgelerde ve hangi çocuk gruplarında müdahaleye daha fazla ihtiyaç duyulduğunun görülebileceğini ifade eden Şık, çocuk sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olması gerektiğini söyledi. Sürdürülebilirliğin toplum tarafından sahiplenilmesi için güçlü iletişim stratejilerine de ihtiyaç olduğunu vurgulayan Şık, İzmir’in katılımcı kent kültürünün bu alanda önemli bir potansiyel taşıdığını ifade etti.
 
GRI’den İzmir’e sürdürülebilirlik mesajı
Programa çevrim içi katılan Alex Choda, yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınmada özel bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti. Belediyelerin ulaşım, atık yönetimi, kamusal alanlar ve çevre hizmetleri gibi insanların günlük yaşamına doğrudan dokunan alanlarda karar verdiğini belirten Choda, yerel yönetimlerin kendi uygulamalarıyla toplumsal değişime örnek olabileceğini söyledi.
Sürdürülebilirlik raporlamasının yalnızca şeffaflıktan ibaret olmadığını belirten Choda, GRI standartlarının kurumlara ekonomi, çevre ve insanlar üzerindeki etkilerini sistematik biçimde görme imkânı sunduğunu ifade etti. Choda, bu sürecin paydaşlarla birlikte önceliklerin belirlenmesine, ilerlemenin ölçülmesine ve başarıların yanı sıra karşılaşılan güçlüklerin de açık biçimde ortaya konulmasına katkı sağladığını söyledi. İzmir’de başlayan sürecin devam etmesi ve genişlemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Choda, sürdürülebilirlikte kalıcı değişimin ancak kurumların ve toplumun birlikte hareket etmesiyle oluşturulabileceğini ifade etti.
 
Doğayla kurulan ilişkiye farklı bakış
Programın konuşmacılarından Merve Purde ise kişisel deneyimlerinden örnekler vererek sürdürülebilirliğin yalnızca raporlardan edinilen bilgiler üzerinden değil, insanın doğayla kurduğu ilişki üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Purde, doğanın tüketilecek bir kaynak olarak değil, insanın da parçası olduğu ve karşılıklı ilişki kurduğu bir bütün olarak görülmesinin önemine dikkat çekti. Op. Dr. Hakan Kılavuz da konuşmasında Kakapedia Dans Topluluğu’nun çalışmalarından söz ederek kültür, sanat ve toplumsal birliktelik üzerinden sürdürülebilirlik yaklaşımına ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
 
30 ilçenin sürdürülebilirlik çalışmaları tek haritada
Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilirlik çalışmalarını kurum sınırlarının dışına taşıyarak kent geneline yaymak amacıyla İzmir Sürdürülebilirlik Haritası üzerinde de çalışıyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen sistemle Büyükşehir Belediyesi ve 30 ilçe belediyesinin sürdürülebilirlik çalışmalarının ortak bir sistemde toplanması hedefleniyor. Harita sayesinde İzmir’in hangi noktasında hangi çalışmanın yürütüldüğü görülebilecek, başarılı uygulamaların başka ilçelere taşınması kolaylaştırılacak. Çalışmanın diğer ayağını oluşturan İzmir Sürdürülebilirlik Ağı ile ilçeler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Bir ilçede başarılı sonuç veren uygulamanın diğer ilçelerde de hayata geçirilmesi, belediyelerin birbirinden öğrenmesi ve ortak projeler geliştirmesi hedefleniyor. Üniversiteler, kamu kurumları, meslek kuruluşları, özel sektör ve sivil toplumun sahip olduğu bilgi ve deneyimin de bu sürece dahil edilmesi planlanıyor.
 
Bin 820 kişiye eğitim, 333 Yeşil Yakalı personel
Sürdürülebilirlik yaklaşımının belediyenin günlük çalışma düzeninin bir parçası olması amacıyla oluşturulan Sürdürülebilirlik Akademisi kapsamında bugüne kadar bin 820 kişiye eğitim verildi. Eğitim alanların 549’unu 8 pilot okuldaki öğrenciler oluşturdu. Kurumsal sürdürülebilirlik ve raporlama çalışmaları kapsamında 13 etkinlik ve atölye gerçekleştirilirken, belediyenin farklı birimlerinde 333 Yeşil Yakalı Yürütücü Personel görev aldı. Yeşil Yakalı Yürütücü Personel Ağı ile sürdürülebilirliğin yalnızca belirli bir müdürlüğün çalışma alanı olarak kalmaması; ulaşımdan enerji tüketimine, satın almadan yeni yatırımların planlanmasına kadar belediyenin farklı faaliyetlerine yerleşmesi amaçlanıyor.
 
Hedef: Sürdürülebilirliği günlük işin parçası yapmak
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin oluşturduğu modelle önce mevcut durumun ölçülmesi, ardından kurum içindeki bilgi ve kapasitenin geliştirilmesi, ilçeler arasındaki deneyim paylaşımının artırılması ve yapılan çalışmaların görünür hale getirilmesi hedefleniyor. Elde edilen sonuçların yeniden ölçülerek sonraki adımların verilere göre belirlenmesi planlanıyor. İklim kriziyle mücadele ederken su kaynaklarının korunması, afetlere hazırlanırken doğal varlıkların gözetilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve sosyal adaletin güçlendirilmesi de Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilirlik yaklaşımının temel başlıkları arasında yer alıyor.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz