• Anasayfa
  • Haberler
  • Politika
  • Kocaoğlu’ndan Güç’e ‘deklerasyon’ çıkışı: İlçe başkanlarıyla kumpasa girmesi YENİ Parti’ye yakışmaz

Kocaoğlu’ndan Güç’e ‘deklerasyon’ çıkışı: İlçe başkanlarıyla kumpasa girmesi YENİ Parti’ye yakışmaz

YENİ Parti İzmir İl Örgütü’nün 1. Olağan İl Kongresi’nde il başkanlığı için adaylığını açıklayan geçmiş dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 28 ilçe başkanının Çağatay Güç’ü desteklediğine dair yayımladıkları deklerasyona ilişkin konuştu.

  • | Son Kale İzmir

Kocaoğlu, “İl başkanı bütün örgütün il başkanıdır. Onun ayrım yapması, senden benden demesi, böyle ilçe başkanlarıyla kumpaslara girmesi, saçma sapan bildiriler dağıtması, YENİ Parti'ye yakışmaz” dedi. 

Türkü ERBİL/SONKALEİZMİR- YENİ Parti İzmir İl Örgütü, 1. Olağan İl Kongresi’nin ilk gününde adaylar konuşmalarını yapmak üzere Tepekule Kongre Merkezi’nde yerini aldı. Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç ve İzmir Büyükşehir Belediyesi geçmiş dönem Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun yarıştığı ön seçimlerde ilk aday konuşmasını Kocaoğlu gerçekleştirdi. 

“SON BEŞ SENEYİ BİNALİ YILDIRIM’A BORÇLUYUZ”

Konuşmalarına kendi öz geçmişini anlatarak başlayan Aziz Kocaoğlu, “1999 yılında partinin barajın altında kalmasından sonra 'Ne oluyor benim partime' diye Bornova'da siyasete girdim. O zamanki il başkanı adayımız aynı kongrede Alaattin Yüksel beyefendi burada, kendisi saygıyla selamlıyorum. 'İl'de beraber çalışalım' dedi. Dedim ki 'İl koordinasyon, ben Bornova'yı biliyorum. Bornova'da partiyi büyüteceğim, Bornova'da partiyi toparlayacağım.' Ve Bornova'da partiyi toparladık. İlk seçimde de her şeyi hazırladık, adayımıza her şeyi vermek üzere yaptık. Beni adayı gösterdi genel merkez. Ahmet Priştina’nın vefatı sonrası İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis grubu beni Büyükşehir Belediyesi adayı seçti ve meclisin de onayıyla beraber iki ay Bornova Belediye Başkanlığı, ondan sonra da Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yaptım. 2009 seçimlerine girdik, 2014 seçimlerinde girdik ve 2014 seçimlerinde "10 sene yeter, ben başka bir arkadaş gelsin yapsın. Bu mevkiler uzun süre işgal edilecek mevkiler değildir." diye o zamanki genel başkanımızla, Sayın Kılıçdaroğlu'yla seçime 6 ay kala bir görüşme yaptım. Bir şart koydum: "Ben aday değilim. Adayımızı seçin. Ama Binali Yıldırım Bey aday olursa ben o yarıştan kaçmam, başbakanı yeneceğim" dedim. "Yani son 5 seneyi sayın Binali Yıldırım'a borçluyuz” dedi. 

“İZMİRLİ BİZİ KORUDU”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla beraber kendi yaşadığı soruşturma sürecine değinen Kocaoğlu, “Bugün İstanbul Büyükşehir Başkanımız, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun başına gelen, diğer belediye başkanlarımızın başına gelen kanunsuz, adaletsiz, hukuksuz olaylar ilk defa Türkiye'de benim başıma geldi. 2 Mayıs 2011'de bütün şirketlerimiz, personellerimizin evleri ve belediye basılarak operasyon yapıldı. 130 arkadaşımız tutuklandı, süreci biliyorsunuz. Ayakta durduk. Mahkemelerde koşturduk, hapishanelerde koşturduk, akşam geldik, sabaha kadar çalıştık. Emin olun, belediye bürokrasisi ve işçi kardeşlerimiz normal zamandan, normal süreçteki çalışma temposundan daha fazla çalıştılar. Daha fazla mücadele verdiler. Geceyi gündüzlerine kattılar. Ve İzmirliye mahcup olmadık. Bizi esas o mücadelede güçlü kılan neydi biliyor musunuz? İzmirliydi. Her mahkemeye Bayındır'dan çiçek üreticisi kadınlar, Tire'den süt üreticileri, köylerden, Ödemiş'ten fidan üreticileri, Kiraz'dan peynir üreticileri, Yarımada'dan zeytin üreticileri vardı. Ama İzmirli oradaydı. İzmirli bizi korudu. O badireyi atlattık. 22 Kasım 2011'de İzmir Kenti Büyükşehir Belediyesi'nin öncülüğünde 1 Expo organizasyonuna aday, benim yerel yönetici olarak sunum yapmam, resepsiyon vermem ve İzmir'i anlatmam gerekiyordu. Paris'teydim. O akşam bir resepsiyon verdik. Daha önce de biz aday olduğumuz için bütün delegasyonu tanıyoruz. Çok başarılı bir resepsiyon verdik, yattık. Sabahleyin öğle sularında İzmir'i anlatacak konuşma yapacağım. Alattin Yüksel arkadaşım, kardeşim, eşini arayarak "Belediyeye ikinci operasyon yapıldı" haberini verdi. Dedi ki: "Ne yapacağız?" "İlk uçağa binip gideceğiz. Konuşmayı Vali Bey'e verirsiniz, vali bey yapar" dedim. Valizleri topladık, aşağı indik. İlk uçakla İstanbul'a, İzmir'e döndük. Sonra basın savcı tutukla, tutukla diyorlar, dedikodu yapıyorlar, baskı yapıyorlar. "Ya adama bir operasyon yaptık, Paris'ten ilk uçakla geldik, kardeşim, ben bu adamı nasıl tutuklayayım?" dedi. “Demokrat başkanım, niye korkacaksın?" ifadelerini kullandı. 

“İZMİRLİ'NİN OYLARIYLA SEÇİLEN BİR KİŞİ GİTTİ”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesine dair konuşan Kocaoğlu, "AK Parti her vilayeti aldı. Güneydoğu'da belli bir vilayetler hariç için. "İzmir'i almadan olmaz" dedi, Sayın Cumhurbaşkanı. Ve İzmir'i kurulduğundan bu tarafa alamadı. 27,5 yıldır İzmir sosyal demokratların elinde. Ahmet Piriştina 1999'daki adaylığıyla almış. O seçimi kazandı. Sonra üç dönem de biz götürdük. Sonra arkadaşlar götürdü. İzmirli'nin vermediği, İzmirli'nin "Ben sana İzmir'i teslim etmeyeceğim" dediği Büyükşehir Belediyesi'ni, bizim oylarımızla seçilen, İzmirli'nin oylarıyla seçilen bir kişi gitti, AK Parti'ye teslim etti, Gerekçe; her dönen hizmet almak için dönüyor. Her dönen hizmet almak istesi altında dönüyor” dedi. 

“EY BELEDİYE BAŞKANI NEDEN YAPTIN?”

“Belediye başkanlığı karnemi size sunmak istiyorum” diyerek 15 senelik görev sürecine dair konuşan Kocaoğlu, şunları söyledi:

"15 yıllık İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde göreve geldiğimde 1 milyar 113 milyon Euro hazineye borçla devraldım. Kocaeli'nden sonra İzmir, Türkiye'nin en borçlu büyükşehir belediyesi idi. "Borçluyuz" dedik, çalıştık. Bu 15 yıl içerisinde 822 milyon Euroluk kamulaştırma, gayrimenkul alımı yaptım. Ve bu müddet içerisinde 7 milyar Euro'luk kamulaştırmanın haricinde fiili yatırım yaptım. 521 milyon Euro borçla teslim ettim. Vadesi geçmiş bir kuruş borç yoktu. Kredi notu 3A. Bütün kapılar açık. Piyasa değeri yüksek bir belediyeyi teslim ettik. Belediye başkanlığını yaparken de hedefim, burayı bırakıp gittiğimde mutlaka partimden birisine bırakmaktı, onda da başarılı oldum.  Bu benim karnem. Bu karneyi gururla ve iştahla sizlere sunuyorum. Her belediye arşivlerinde her belediye başkanının bu tür yatırımları, evrakları mevcuttur. İddialı olanların karnesini açıklamasında fayda vardır. Belediye başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı 80'den bu tarafa şaşı bakılan,  ANAP iktidarından bu tarafa şaşı bakılan, devlet yatırımları yapılmayan, hatta engellenen İzmir  Büyükşehir Belediyesi’nin kalkınma, yerelden kalkınma projeleriyle kalkınmıştır, aşama kaydetmiştir;  tarımında, hayvancılığında, sanayisinde, turizminde çok büyük aşamalar kazanmıştır. İktisatçıyım, işletmeciyim, iş adamıyım, devlet de bilirim. Bir stratejik plan yaptım, özünde kalkınma vardı ve kenti büyüterek devam ettim.  O zamanda AKP iktidardaydı. Biz de hizmet alacağız diye AKP'ye mi geçecektik? Oraya mı geçecektik? İzmirli Türkiye'nin en aydınlık kenti. AKP'ye uyuverirse biraz daha fazla hizmet alacağını bilmiyor muydu şu andaki belediye başkanlarından önce? İzmirli bunu bilmiyor muydu? İzmirli niye oy vermedi de, "Sen bizim oylarımızla gidip, İzmirli'nin oylarıyla gidip Büyükşehir Belediyesini AKP'ye teslim ettin, ey belediye başkanı, neden yaptın?" Siyaset ilke ile yapılır, inanç ile yapılır. Partinin tozunu, ruhunu yutmak ile yapılır. Sindirmek ile yapılır.   "Ben de belediye başkanı olayım, ben de bir koltuk kapayım, kalkayım" diye yapılmaz, yapılmaması gerekir.”  

“İZMİR’İ TOPARLAMAK ÜZERE ADAY OLDUM”

Kurucu İl Başkanı Çağatay Güç hakkında değerlendirmelerde bulunan Kocaoğlu, “Çağatay Güç kardeşimiz, genç, enerjik, kurucu il başkanımız, kendisine her konuda da yardımcı oldum, destekledim de. Ama bu dönem ülkenin ve İzmir'in bu koşulları, bu kriz başka bir yöntemi, başka bir mücadele şeklini, başka bir İzmir duruşunu ve örgütü ayağa kaldırmaya, İzmir'in kökünü ayağa kaldırmaya Belediye başkanı gitmiş, iki tane ilçe belediye başkanı gitmiş, operasyonlar yapılmış, bilmem ne olmuş, morali bozuk… 2019'da bir daha hiçbir yere aday olmamak üzere seçilmeyi bıraktım kardeşim, seçmeye çalışıyorum diye hem 2019 yerel seçimlerinde, hem 2024 yerel seçimlerinde, hem genel seçimde köy köy, ilçe ilçe, sokak sokak gezdim, partime oy topladım. Ben sonradan olma, sonradan dönme Büyükşehir Belediye Başkanı değilim. Ben partimin emrinde oldum, ölünceye kadar da partime gücüm ne kadarsa çalışacağım. İzmir'i toparlamak üzere zorunlu olarak aday oldum. 15 sene Büyükşehir Belediye başkanlığı yapmışım. Ben Büyükşehir Belediye başkanlığı yaptığım dönemde muhalefetin en büyük koltuğuydu benim görevim, muhalefetin en büyük koltuğunda oturuyordum, kamu koltuğunda.  Geleceğim, geleceğim, yaşa da geleceğim, başa da geleceğim. İli göğüsleyeceğiz. O benim yanımda duracak. Kol kola yürüyeceğiz. El ele yürüyeceğiz. Omuz omuza yürüyeceğiz. İzmir’i bu bataklıktan kurtaracağız” açıklamalarında bulundu. 

“HER TÜRLÜ OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN…”

Çağatay Güç’ün emek harcadığını fakat dönemin farklı ihtiyaçları olduğunu belirten Kocaoğlu, “Örgütü toparlamak ayrı bir şey, kardeşim. Örgütü toparlamak ayrı bir şey. Benim İzmir'in 597 köyünde, 30 ilçesinde, tarım arazilerinde, her yerde ayak izim var. Yürümediğim yol, ayak basmadığım yer yok. İzmir'in ağırlığını hissettirmemiz gerekiyor. Örgütü toparlamamız gerekiyor. Ve bir mücadele vermemiz gerekiyor. Benim anladığım mücadele bağırarak, çağırarak olmasın. Benim anladığım mücadele fikirle olur. Benim anladığım mücadele yanlışın karşısında bunun yanlış olduğunu söyleyip, doğrusunu koyup, gerekçeleriyle beraber anlatmakla olur. Bu kentin 3 defa stratejik planını yapan, stratejik planların yetmediğini görüp Yarımada Kalkınma Stratejik Planı, Bakırçay Gediz Kalkınma Stratejik Planı, Küçük Menderes Kalkınma Stratejik Planına ek olarak köy köy dolaşarak aklın ve bilimin rehberliğinde yapan ve uygulayan kardeşinizim. Belediye başkanı olmak gibi bir derdim yok, öyle bir isteğim de yok. Belediye başkanı oturuyor da... Belediye başkanı var. Ben, belediye başkanına rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına rağmen, her türlü olumsuzluklara rağmen İzmir'i toparlamak ve yönetmek üzere geliyorum” diye konuştu. 

“ÇAĞATAY BAŞKANIMIZ DA ÖĞRENİR AMA ZAMANIMIZ YOK”

“Bugün genel merkezimizin de, bütün il ve ilçe örgütlerimizin de en önemli problemi, genel seçimden kadar kriz yönetmektir. Kriz, bildiğimiz klasik seçim çalışmalarıyla yönetilecek bir şey değildir” diyerek sözlerini sürdüren Kocaoğlu, “Zamanımız yok. Ben siyasetçi değilim, ben belediye başkanıyım. Ben bu kentte ilk defa bu kenti CHP'nin kalesi diye inanmıyorum kale olduğuna. CHP'nin kalesi söylemini sokakta tespit eden ve yapan benim. Eğer kalesiyse kale bu. Kardeşim, demokratik bir seçim var. Çağatay genç başkanımız, aday, ben de adayım. Onun imza toplamasına gerek yoktu. Ben imza topladım, divana verdim.   Demokratik bir yarış. Cumhuriyet Halk Partisi'nde yarış, adayların yarışması olmazsa olmazdır. Partiyi 76 senedir ayakta tutan güç budur, bu dinamizmdir.  Bu iş ben demokratik hakkımı kullandım. Ne yaptılar dün? Dün saat 10-11'den itibaren imzalar toplandı. 2 saatte 2 bin imza toplandı. 2 saatte 2.000 imza toplandı dedikleri zaman bana gelen haber 400-500 imzaydı. İmzayı kesmek için yaptılar. Öğleden sonrada 4 bin buldu. Daha imzaya gerek yok dedi, kurultayı yaptılar. Bunları basından, sosyal medyadan izliyoruz. Bir daha hatip konuşurken saygılı olmayı öğrenin. Büyüğünüzü, küçüğünüzü bileceksiniz. Gençler, biz olmazsak siz yoksunuz. Biz olmazsak siz yoksunuz” dedi. 

“NİYE BANA İHTİYAÇ DUYDUNUZ ONU SORGULAYIN”

28 ilçe başkanının Çağatay Güç’ü desteklediğine dair yayımlanan deklerasyona ilişkin konuşan Kocaoğlu, “İlçe başkanlarımız, 28 ilçe başkanımız bir deklarasyon yayınladı. Gayet doğal. Hiç ne alındım, ne gücendim. Hepsini de kutluyorum. Çağdaş Güç kardeşimize teşekkür. İçeriğine bakıyorum yazının, Allah Allah.  İçeriğinde şahsıma hakarete varan söylemler var. Yazılı, belgeli. Ne yapmışım ben bu partiye ya? Ne yapmışım ben bu işte arkadaşlar ya? Ben ne yapmışım ya? Biz hizmetten başka, dimdik durmaktan başka, partiyi ve İzmir'i satmamaktan başka ne yapmışım ya? Ne yapmışım? 3 tane çığırtkan getirmişsiniz oraya. Benim yaptığım iş belli, ben dimdik ayaktayım. 7 buçuk senedir koruma hakkım var benim. Bir gün koruma almadım, tek başıma her sokakta, her meydanda, her köyde yürüyüşünü gene gene de ediyorum. Bu ayıptır. Bu partimize yakışmadı. Bir adaya hakaretvari bir söylemle 28 tane ilçe başkanı ve 28 tane yönetim kurulu üyesi, ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyesi. Bu hiç yakışmadı. Bu çok yanlış. Burada bir leke olarak bu kongre de hafızalarımıza yerleştirmiş olduk. Gelelim yaşıma. 1948 doğumluyum, 78 yaşındayım. 18 yaşından beri İzmir'de ikamet ediyorum. Yaptığım iş belli, ailem belli, duruşum belli, ne olduğum belli. Genç olsun, biz de destekliyoruz. Kadın olsun, biz de destekliyoruz. 78 yaşında bana ihtiyaç duydurmayacaktınız. Bana ihtiyaç duydurmayacaktınız. Niye bana ihtiyaç duydurdunuz biliyor musunuz? Onu sorgulayın, onu. Ben İzmir'i toplamaya, eski günlerine döndürmek için geliyorum. İzmir'i batırmak için değil. Ondan sonra yaşlıymış, yok bilmem neymiş. Evet yaşlıyım, 78 yaşındayım. Benim duruşumu, tecrübemi, niyetimi, kişiliğimi, kimsenin satın alamayacağını, teklif bile edilemeyeceğini İzmir'deki 4,5 milyonun hepsi bilir. İl başkanlığı, partinin en yüce dönemlerinden bir tanesidir. Ama il başkanlığı siyasi ikbal için, kişisel ikbal için kurulmaz. Görevini yaparsın hakkıyla, atacağını atarsın gerekiyorsa, yapacağını yaparsın, bırakırsın, çekilirsin köşeye, belediye başkanı olmak istiyorsan girersin mücadeleye, milletvekili olmak istiyorsan girersin. İl başkanı bütün örgütün il başkanıdır. Onun ayrım yapması, senden benden demesi, böyle il başkanlarıyla kumpaslara girmesi, saçma sapan bildiriler dağıtması, YENİ Parti'ye yakışmaz” ifadelerini kullandı. 

“BURADA KAVGA YOK, GÜRÜLTÜ YOK”

Kocaoğlu konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

"Butlandan sonra ilk istifayı verenlerden biriydim, ilk üye benim. En önemli konularımızdan bir tanesi de üyelerimizin şu anda Türkiye ortalamasında yüzde 35'i sıfır. İlk defa Yeni Parti üye oluyorlar.  Bunların acilen bilinçli bir şekilde mahallelerde, ilçelerde, illerde partiye kazandırılması, partinin elemanları olmasının sağlanması da ayrıca önümüzdeki dönemde görüşülecek bir çalışılacak bir dönemdir.  Her kentin bir duruşu vardır. İzmir'in de bir duruşu vardır. Bunun da adı İzmir duruşudur. İzmir teslim alınamaz. İzmir kişileri, kişilerin bir tarafa gitmesiyle bir tarafa gidecek kent değildir. Bu adalet kalkınmacılar İzmir'e neler demediler. AKP İzmir'le hiçbir zaman barışmadı, barışamayacak.  Barışamayacak. Biz sahip çıkacağız. Biz kentimizi koruyacağız ve Yeni Parti’nin bayrağını tekrar 31 ilçede dalgalandırmaya çalışacağız. Bu bir yarış. Umuyorum Çağatay kardeşim kazanır, ben kazanırım, hiç fark etmez. Ben il yönetim listesini kazanırsam, kazanmasam karışmam. Kazanırsam beraber yapacağım. Kurultay delegesinin başına ilk Çağatay Güç’ü yapacağız. Ve Çağatay Güç’ü belirli bir yere gelmesi için buradan söz veriyorum. Sonuna kadar destekleyeceğim. Burada kavga yok, gürültü yok.   Burada kavga yok, gürültü yok. Burada bir nöbet değişimi var. Bu İzmir için, bu Yeni Parti için, bu ülkem için, siz oylarınızla, sevgili üyelerimiz, oylarınızla bizi tercih ederseniz, ederseniz, Sayın Alaattin Yüksel başkanımla 20 sene İzmir'i nasıl yönettiysek, siyasette ne dediysek, İzmir'i nereye çıkarttıysak yine aynı şekilde çalışacağız, edeceğiz. İzmir'i aynı noktalara taşıyacağız. 

“AMA BENİM BİR OYUMA TENEZZÜL EDİLİRSE…”

Pazar günü sandıklara sahip çıkmalıyız. Oyun namus olduğu, kimsenin hiçbir arkadaşımın ne Çağatay'ın ne benim bir oyunun heba olmaması ve benim bir oyumun Çağatay kardeşime, ne onun oyu bana girmez. Hiçbir zaman istemiyorum. Böyle bir olumsuz durum olmasını hiç kesinlikle arzu etmiyorum. Ve bütün yöneticilerimize, bütün yöneticilerimize, bütün sandık görevlilerine, il ve ilçe yöneticilerimize, genel merkezimize buradan bir uyarı yapmak istiyoruz. Sandık namustur. Ben sandığıma namusla sahip çıkacağım. Çağatay'ın da bir oyuna tenezzül etmeyeceğim. Ama benim bir oyuma tenezzül edilirse, o zaman farklı demlerde, farklı boyutlarda görüşeceğiz. Sandığa sahip çıkın. Sandıkta kim kime oy verirse başımızın üstünde yeri var. Ben kardeşime başarılar diliyorum. İzmir için en iyisi olsun, ülkem için en iyisi olsun, partim için en iyisi olsun. Yolumuz açık olsun. Partimiz ilk genel seçimlerinde iktidar olsun. Çocukluktan bu tarafa iktidar hasretini inşallah Yeni Parti şemsiyesi altında onu o övünçle, kıvançla yaşarız diyorum. Destekleriniz için sonsuz teşekkürlerimi diliyorum.”

YORUMLAR

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz