Özel'den Deniz Göktaş tepkisi: İktidarımızda yasaklar yasak olacak
Yeni Parti lideri Özgür Özel, hakkında iddianame hazırlanan, 9 yıla kadar hapsi istenen komedyen Deniz Göktaş üstünden iktidarı eleştirdi
- | Son Kale İzmir
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Edirne'de emeklilerle ve STK temsilcileriyle buluştu. Özel, şunları söyledi:
“Sizlerle birlikte olmak, sizleri dinlemek, sizlerin sorunlarına ifade etmek bir nebze olsun tüm toplum adına söz söyleyen, mikrofonu eline alıp gazete ve televizyonlara bazı mesajları iletme imkanı olan birisi olarak birazcık olsun içimi rahatlatıyor. Çünkü Türkiye’deki emekliler görülmemiş bir vefasızlıkla karşı karşıyalar. Çok büyük bir haksızlık var. Yani ülkede herkes için kriz var ama emekliler için dayanılmaz bir kriz var, bitmeyen bir kriz var. 24 yıllık iktidarlarında emeklilerin satın alma gücünü asgari ücrete göre üçte birine, altının gram fiyatı üzerinden dörtte birine düşürmüş bir iktidar var. Öyle bir nokta ki… Emekli maaşının ev sahibi olmayan bir emekliyi barındırma ve karnını doyurma zarureti var. Yani bu olmazsa olmaz. Bugün Edirne’de ortalama kiranın 23 bin lira olduğunu öğrendik. Bütün şehirlerde bakıyoruz, Edirne’de ortalama kira 23 bin lira yani en düşük emekli maaşı kadar. Bu ‘Ya başını bir eve sok ama aç kal, karnını doyuracaksan da sokakta kal’ demek. Bu büyük bir haksızlık, büyük bir vefasızlık.
"Beş emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor"
Bizim Yeni Parti’nin ekonomistleri değil Türk-İş gibi, öyle iktidara sert muhalefet yapan filan değil hatta asgari ücret belirleme komisyonunda yetkilendirilmiş konfederasyon yıllardır açlık sınırı ve yoksulluk sınırı ilan ediyor. Bugün açlık sınırı 37 bin lira ama emekliye verilen maaş 23 bin 500 lira. Ortalaması 27 bin lira, yani Türkiye’deki bütün emeklilerin aldığı maaşı emekli sayısına böldüğümüzde 27 bin lira. Yani ortalama emekliye açlık sınırının 10 bin lira altında maaş veriliyor. Yoksulluk sınırı 122 bin lira olarak ilan edilmiş. Beş emekli bir araya gelip maaşı birleştirseler, kura çekseler ve birine çıksa o bile yoksulluktan kurtulamıyor. Öbürüne 1 lira para kalmıyor. Beş emekli bir araya gelip yoksulluktan kurtulamıyor. Hani eskiden kurbanlıklıkta yedi kişi bir araya gelip danaya girerlerdi. Yoksulluktan kurtulmak için altı emeklinin bir araya gelmesi lazım. Altı emeklinin maaşı, bir emekliye verilmesi gereken insanca bir noktaya geliyor. İnsan Avrupa’daki emeklileri görünce; bu İstanbul’a, Kuşadası’na, Antalya’ya yanaşan yolcu gemilerinin içinden inen emeklileri görünce… Güya biz vefalı bir toplumuz. Lafa gelince vefalı bir toplumuz, büyüklerine saygıda kusur etmeyen bir toplumuz. Alman’ın, Fransız’ın emeklisine gösterdiği saygıyı; Hollandalı'nın, İngiliz’in, Yunan’ın gösterdiği saygıyı görünce insan gerçekten üzülüyor ve utanıyor. Onların emeklileri, emekli maaşlarıyla gelip Türkiye’de gezebilirken, alışveriş yapabilirken, tatil yapabilirken; bizim emeklimiz kendi memleketinde kahveye çıkamıyor.
"Bank yapıyor diye teşekkür ediyor, kahveye oturamıyorlar"
İşte başkan söyledi insanın gırtlağı düğümleniyor. Belediyelere teşekkür ediyor ki bank yapıyorlar, kahveye oturamaz bankta oturuyor diye. Bugün çay 15 - 20 lira. Bu vefa Edirne’de Emekli Kafe’de 5 lira olacağını duyduk. Başkanın bu halkçı, belediyeci yaklaşımını, sosyal belediyecilik projelerini son derecede önemsiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında da Yeni Partili belediye başkanlarımız, sosyal demokrat belediye başkanları ilk günden beri üzerine düşeni bu konuda yapıyor. Ama şunu herkes bilsin. Yoksullukla mücadele yerel yönetimlerin bir başına altından kalacağı işler değil. Biz ancak evde bakım hizmeti verebiliriz, emekli kafeler kurabiliriz. İşte Edirne’de en ucuz berber 500 lirayken 200 liraya saç traşı yapacak bir şeyler yapabiliriz. Ama esas bu pansuman tedbirler, hayatın içindeki zorlukları hafifletmeye yönelik. Ama emeklinin gerçekten yüzünün gülmesi için iktidar olmak lazım. Gerçekten bu halkçı noktaları, sosyal politikaları, katıksız bir sosyal devlet anlayışıyla yönetilen yeni bir düzen kurmak lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi yoksulluğu yok etmenin değil, yönetmenin peşinde. Yıllarca böyle yaptı. Ama şimdi ipin ucu kaçtı. Artık yoksulluğu yönetmek bir yana yoksulları unutmak, eksinin yoksulları derin bir yoksullukta, eskinin orta direği, eskinin emeklisi, memuru, orta gelir düzeyindeki esnafı şimdi yoksullaşmış durumda. Ay sonunu getirmenin zorlukları ortada. O yüzden bir sosyal devlet inşasına ihtiyaç var. Bir adalete ihtiyaç var.
"Yeni bir kalkınma hamlesine ihtiyaç var"
Biraz önce Edirne’nin Mimar Sinan’ın muhteşem ustalık eseri Selimiye’yi gezdik. Dört büyük taşıyıcı kolonun üzerinde yükseldiğini, kubbenin ona tutunduğunu izah ettiler, gösterdiler. Ben de oraya bakınca kendi parti programımızdaki dört büyük adalet kolonunun devleti taşıyacağını… Yani birincisi elbette hepimizin hasret olduğu, milletin hasret olduğu mahkemelerdeki adaleti. Ama gelir adaletinin, Türkiye’deki gelirin paylaşılmasındaki adaletin, üçüncü kolon olarak vergi adaletinin, dördüncü kolon olarak da sosyal adaletin hayata geçirilmesini ve devletin o büyük, koruyucu kubbesinin bunların üzerinde yükselmesini planlamış durumdayız. Sosyal adaleti sağlamak için önce gelir adaletini sağlamak lazım. Kişi başına milli gelir 18 bin dolar, 19 bin dolar diyorlar. Bu hesaplar yapıldığında iş şöyle çıkıyor; Türkiye’de nüfusun yüzde 10’luk bir kesimi Avrupa standartlarının üstünde, İskandinavya ülkelerinin varlık durumunda geçinirken, toplumun çok önemli bir kesimi de maalesef Afrika ülkelerinin durumunda geçinmek zorunda kalıyor. O yüzden ilk önce gelirdeki adaleti sağlamak lazım. Daha çok çalışmak, hep birlikte kalkınmak, daha çok kazanmak lazım. Ama bunu hakça bölüşmek lazım. Sonra vergi adaletini sağlamak lazım. Dünyada Türkiye kadar dolaylı vergilerin yüksek olduğu bir ülke yok. Türkiye’de neredeyse yüzde 65. Nedir dolaylı vergi? Dolaylı vergi dünyanın en adaletsiz vergisidir. En zengini ile en fakirin aynı vergiyi vermesidir. Elektriğe, suya, telefona, ayakkabıya, gömleğe, süte, ne tüketiyorsan onlardan alınan dolaylı vergiler fabrikatörden de aynı alınıyor, kapıdaki bekçiden de aynı alınıyor. Bu yüzde 65. Gelir vergisi yüzde 23 - 24. Bu maaşlardan kesilen vergiler. Bankadaki mevzuattan kesilen vergiler. Bunları üst üste toplayınca yüzde 89. Geriye yüzde 11 kalıyor ki bu kurumlar vergisi, yani gerçekten üreten, kazanan, kar edenin ödediği vergi yüzde 11. Yüzde 89 ya hiç vermemesi gerekenler ya da çok az vergi vermesi gerekenlerden oluyor. Tabi yüzde 11’lik kurumlar vergisi ödeyeceklere dokunursan bin ah da onlardan işitiyorsun. O yüzden bu ülkede yeni bir kalkınma hamlesine, devletin planlamasını doğru yapmasına, hep birlikte dürüstçe yönetilen bir devletin bu ülkede işçisini de işvereni de korumasına, çok kazanılmasına ve adil bir vergi sisteminden bunların vergilendirilmesine ihtiyaç var.
Deniz Göktaş tepkisi
Türkiye’deki mahkeme adaleti sağlandığında yurt içinde para kazanan parasını dışarı kaçırmaz. Yurtdışından yatırımcılar buraya gelmekten korkmaz. Ama bugünkü şartlarda mala çökülen, kimsenin malının garantisinin olmadığı, kimsenin kendisinin özgürlüğünün garantisinin olmadığı, iktidarın ayağına basanın bir anda hapse atıldığı… Türkiye’de sadece siyasetçilerin değil gazetecilerin, akademisyenlerin, komedyenlerin, hepimizin daha yeni yeni tanıdığı Deniz Göktaş diye espriler yapan, şakalar yapan, öyle hakaret filan bilmeyen birisini bir anda Türkiye’de 14 milyon kişi izleyince hükümete, Erdoğan’a ufak ufak eleştirileri olan birisini içeriye attılar. Geçen gün serbest kaldı. Serbest bırakmayıp ikinci bir tutuklama yaptılar. İddianame çıkarttılar, 10 yıla kadar hapis cezası istiyorlar. Bu, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir acz içinde olduğunu gösteriyor. Turgut Özal kendisini en ağır eleştirilenlere, herkesin katlanamayacağı en ağır karikatürleri Çankaya Köşkü’ne asardı. Süleyman Demirel kendisinin taklidini yapan Plastip Show’a katılır, kendiyle alay ederdi. Erdal İnönü kendisi hakkında anlatılanları üstüne koyarak kendi anlatır ve kendiyle alay ederdi. Her türlü eleştiriye sonuna kadar açıktı. 1974’lerde rahmetli Türkeş’i, Erbakan’ı, Ecevit’i, Demirel’i, dördünü birden en ağır eleştiren karikatürler yılın karikatürü seçilirdi. Bugün küçük bir ima, Cumhurbaşkanı’na hakaret sayılıyor. Bu özgüvensizliktir. Bu iktidarın kendine güvenmemesidir. Biz Türkiye’de artık Erdoğan’ın bu kadar çok yasağı ile nasıl mücadele edeceğimize Yeni Parti olarak karar verdik. Biz de iktidarımızda yasakçı olacağız; bizim iktidarımızda yasaklar yasak olacak. Erdoğan’ın getirdiği bütün yasakları yasaklayacağımız, esprinin yasak olmadığı, gülmecenin yasak olmadığı, gençlerin sevdiği müzik gruplarının yasak olmadığı, eleştirinin, tweet‘in, makalenin, köşe yazısının yasak olmadığı, muhalefet etmenin yasak olmadığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.
"Bu kara düzen bitecek"
Böylece mahkemede adalet sağlanınca, gelirde adalet sağlanınca ve vergide adalet sağlanınca sıra dördüncü kolonun inşasına gelecek. O da sosyal adalet. O zaman zenginin çocuğunun en iyi okullara gidip, fakirin çocuğunun yedi yaşına kadar eğitimi beklediği, yoksulların çocuklarının hayata kapatamayacağı kadar farkla geriden başladıkları, babadan - anneden evlada yoksulluğu miras kaldığı bu kara düzen o zaman bitecek. Çocuklardan parası olan okulda iyi suyu kana kana içtiği, garibanın çocuğunun tuvalet musluğuna ağzını dayadığı bu kara düzen bitecek. Birinin beslenme çantasından en güzel yiyeceklerin, muzların - meyvelerin çıktığı ama öbürünün arkadaşının beslenme çantasına yan gözle baktığı bu kara düzen bitecek. Emeklinin birbirini yanına oturup da kahvede birinin öbürüne çay ısmarlamaya korktuğu, kahvede değil parkta bank üstünde gün geçirdiği bu kara düzenler bitecek. Artık asgari ücretlinin aldığı maaşın ona yetmediği, ona maaş verenin de o asgari ücretle ihracat yapamadığı bu tuhaf kara düzen bitecek. Sosyal adaleti inşa edip eğitimde, sağlıkta, biraz önce otoyollarla ilgili konuştum, ulaşımda; devletin devlet olduğunu gösterdiği, güvenlikte gösterdiği, okulun güvenliğini de devletin sağladığı, her bir vatandaşın güvenle sokaklarda gezebildiği ve herkesin çocuğunun eşit şartlarda doğup eşit ve iyi eğitim alabildiği, sağlıkta parası olanın özel hastanede beş yıldızlı otel konforu yaşayıp, parası olmayanın üç ay sonrası için telefonda randevu kovaladığı, bir MR için altı ay beklediği günler geride kalacak.
"Emekli evladı sözü veriyorum"
Bilhassa emeklilere söylüyorum. Efendim muayene parası; ‘hastanede öde, eczanelerde öde, maaşından kesilsin.’ Bütün muayenelerin ücretsiz olacağı… ‘Efendim ilacın en ucuzu bu. O yok. Farkını ver, 600 lira.’ Bunların geride kalacağı; ortezin, protezin, gözlüğün, ilacın sadece ve sadece katılım payı yüzde 10, o da raporludan sıfır… Bunun dışında bir kuruş paranın alınmayacağı; emeklilere sağlık ocağının, devlet hastanesinin, üniversite hastanesinin ve eczanedeki ilaç hizmetinin ücretsiz olacağı yepyeni bir düzen kuracağız. Bunların hiçbirisi yapılamaz işler değil. Bir kısmı eski Türkiye’de vardı. Yeşil kartı olanlara zaten bu hizmet veriliyordu, veriliyor. Suriyeliler yıllarca ne doktora, ne hastaneye, ne ilaca para verdiler. Ya bu ülkeyi ayağa kaldıran, bugünlere getiren emekler bunu hak etmiyorsa hiçbirimiz hak etmiyoruz. Onun için ant olsun, söz olsun ki AK Parti’nin kara düzeni bitecek, Yeni Parti’nin yeni döneminde hepimizin yüzü gülecek. İki emeklinin evladı olan birisi olarak söylüyorum. Yeni Parti’nin iktidarında akut sorunlar yani en can yakıcı sorunlar ilk üç ay içinde, hızla halledilmesi gereken sorunlar bir yıl içinde ve bütün sorunlar ilk dönemin sonunda köküne kadar halledilecek. Hepinize emekli evladı sözü veriyorum.
Üyelik çağrısı
Başkanım, büyüğümüz bize yol gösterdi. Onun temennisini tekrarlayayım. Örgütsüz olanı ezerler. Soma’da maden faciasından sonraki süreçte sendikalarla olan ilişkimiz sırasında da her zaman söyledim. En kötü sendika, sendikasızlıktan iyidir. Tabii ben böyle diyorum diye gidip de en kötü sendikalara üye olunmasın, siz iyi sendikalara üye olun. En kötü meslek örgütü, örgütsüzlükten iyidir. En kötü dernek, mücadele veren yapı olmamasından iyidir. Onun için emeklilerin derneklerine, sendikalarına üye olun. Mücadeleyi birlikte verin. Ayrıca Yeni Parti kurulduğunda 18 günde 600 bin üye kaydeden, dünya rekoru kıran bir parti. Eldeki imkanlarla hızlı bir şekilde üye sayısı milyona doğru ilerliyor. Yeni Parti’nin milyonlarca üye olması Yeni Parti’ye de Türkiye’ye de güç verecek. Yeni Parti üyeleriyle birlikte güçleniyor, yepyeni bir siyaseti müjdeliyor. O da artık Yeni Parti’ye üye olan herkes 26 Ağustos’a kadar olanlar, yapılacak ilçe başkanlığında oy uygulanacak. Eylül - Ekimde üye olanlar genel başkanlıkta oy kullanacak. Eylül ayı boyunca üye olanlar il başkanlığı seçiminde oy kullanacak. Delege sistemi artık Siyasi Partiler Kanununun bir zorunluluğu olarak şartları yerine getirecek resmi işlemleri yapacak şekilde halledilecek. Ama söz, yetki ve karar Yeni Parti’de, yeni üyelerde olacak. Yeni Parti’de eskiler oy kullanamıyor, bir tek yeni üyeler kullanacak. Çünkü bizim eskimiz yok. Hepimiz aynıyız. Hepimiz yeniyiz. Bu partinin eskisi, kıdemlisi yok. Herkes yepyeni, herkes aynı güçte. Bütün emeklerimizin ellerinden öpüyorum. Hepinizi çok seviyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.”
YORUMLAR
Yorum Yap