YENİ Parti İzmir’den 29 Ekim çelenk töreni…

YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, partisinin 29 Ekim’de düzenlediği çelenk töreninde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin elektrik sağlamladığını öne sürdü.

  • | Son Kale İzmir
  • | Güncelleme:

Türkü ERBİL/SONKALEİZMİR- YENİ Parti İzmir İl Örgütü 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhuriyet Meydanı’nda çelenk töreni gerçekleştirdi. İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun ve İl Gençlik Kolları Başkanı Efe Orbay Tekün Atatürk Anıtı’na çelenek bıraktı. Törene; ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, meclis üyeleri, gençlik kolları ve partililer katıldı. 

“SÖYLEYECEĞİMİZ LAFLARDAN KORKANLAR ELEKTRİK VERMİYOR”

Çelenk töreninin ardından açıklamalarda bulunan İl Başkanı Çağatay Güç, alanda kendilerine İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından elektrik verilmediğini töreni bu sebeple jeneratör ile gerçekleleştirdiklerini söyledi. Güç, "Biraz önce haber aldık. Biraz önce burada bir sevinç alkışı oldu. Sinem Dedetaş hakkında ev hapsi çıkmış. Bu gerçekten ülke adına acı verici bir şey. Suçsuz, günahsız birçok siyasi arkadaşımız içeride yatıyor.  Korkanlar AKP'ye geçiyor, görüyorsunuz. Şurada söyleyeceğimiz laflardan korkaklar, elektrik vermiyorlar. Bu insanların korkuları, bu insanların korkuları, bu iktidarın korkuları hiçbir fayda görmeyecek. Bu memleketi biz kurtaracağız, Yeni Parti kurtaracak” ifadelerini kullandı. 

“DEVLET BU ADAMLARI HAK ETMİYOR”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişini il başkanlığı binası önünde protesto ettikleri gün İzmir Valiliği ile yaşanan diyalogu aktaran Güç, “Cemil Tugay'ın ilk geçtiği gün, Yeni Parti'nin önünde toplanmıştık hep beraber. O gün Valinin yanına gittik. Dedik ki; "Sayın Vali, biz buradan Gündoğdu'ya yürüyeceğiz, oradan Gündoğdu'ya oraya çıkacağız ve eylemimizi orada sonuçlandıracağız, orada açıklamamızı yapıp sonuçlandıracağız." dedik. Vali beyin tavrı şu şekildeydi; onu o gün söylemedik ama "Gündoğdu'nun etrafında gezinin dediler. Bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Ben devlet memuru çocuğuyum. Böyle davranışlar asla yapmazlardı. Bu devlet, bu anlayışı asla hak etmiyor, bu devlet adamlarını asla hak etmiyor. Şunu da ifade edeyim, o gün hatırlarsınız, sanki işgal altındaydı burası. 5 binden fazla, 10 bine yakın polis vardı etrafta. 20'den fazla TOMA vardı burada. Her sokağa TOMA koymuşlardı. Ne için? Buradaki demir yüzlü vatanperver insanlar için. Ama gel gelelim ülkeyi yangın yerine çeviren, hırsızlık yapan, fondan milletin parasını çalanlar şu anda dışarıda geziniyor” diye konuştu. 

“MÜCADELE DÖNEMİNİN SİMGESİDİR İZMİR”

Güç, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:


“Cumhuriyetimizin 103. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurundayız. Ulu Önderimiz 1935'te, Millî Mücadele'nin ardından kurulan yeni Türkiye'yi şöyle anlatıyordu:  "Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılâplar… İşte Türk Genel Devrimi'nin bir kısa ifadesi…"  Biz milletçe uçurumun kenarından başladık. Ve sonra hep birlikte ayağa kalktık. İzmir ise bu kutlu mücadelemizin simgesidir. Zaferin denize ulaştığı şehirdir. 15 Mayıs 1919'da başlayan işgal günlerinde, ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in adıyla özdeşleşen direniş, günden güne büyüyen millî mücadelemizin kıvılcımı oldu. 9 Eylül 1922'de İzmir kurtuldu; yeni bir dönem başladı. Ancak zafer, milli mücadelemizin sonu değildi, asıl mesele bağımsızlığımızı kalıcı kılmaktı. Nitekim şehrimizin yaraları daha sarılmamışken, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Çiftçisi, esnafı, işçisi masaya oturdu. Savaşın ardından ülkenin nasıl kalkınacağı, üretimin nasıl artırılacağı, ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağı konuşuldu. İzmir'in tarihimizdeki yeri tam da burada netleşiyor; işgalden kurtuluşa, kurtuluştan kuruluşa uzanan milli mücadele dönemimizin simgesidir İzmir’dir. Çünkü bir ülkeyi kurtarmak başka, o ülkede insanların yüzünü güldürecek güvenle huzurla adil bir hayat kurmak başkadır. Bağımsızlık, yurttaşın sofrasında, emeğinde ve geleceğe dair umudunda karşılık bulmalıdır.  Cumhuriyet'in anlamı da burada başlar. Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyorsa, işçi alın teriyle insanca yaşayabiliyorsa, gençler önlerini görebiliyorsa, emekliler yıllarca verdikleri emeğin ardından huzurla yaşayabiliyorsa Cumhuriyet'in vaadi hayata geçiyor demektir.

“CUMHURİYET SOFRADA BAŞLAR”

Şunu bugün söylemekte önem görüyorum; Atatürk'ün sözleriyle, Cumhuriyet "bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Bugün ise insanlarımız çalışıyor ama geçinemiyor; emek veriyor ama karşılığını alamıyor. Kemeraltı'nda kepenk açan esnaf da, Tire’de, Ödemiş’te tarla ve ahırda çalışan çiftçide, Aliağa'da vardiyayla çalışan işçi de, Bornova’da, Buca'da kirayı denkleştiremeyen genç de aynı hesabın içindedir. Birikim yapmak bir yana, yarınını güvence altına almakta zorlanıyor. Gençler kendi ülkelerinde bir gelecek kuramıyor. Emeklilerimiz, yıllarca verdikleri emeğin ardından yaşam mücadelesi veriyor. Cumhuriyet sofrada başlar. Sofrada ekmek, evde huzur, okulda fırsat eşitliği, hayatta adalet, gelecekte umut varsa Cumhuriyet gerçek anlamını bulur. Çünkü Cumhuriyet, her yurttaşın eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürme hakkıdır. Cumhuriyet'i yaşatmak, O zaferlerin kurduğu ülkeyi daha adil, daha güçlü ve daha yaşanır hâle getirmektir.

“GÖZLERİNİ İZMİR’E DİKMİŞLER”

İstanbul’a ihanet ettiklerini kendi ağızlarıyla itiraf edenler, bugün gözlerini İzmir’e dikmişler! İstanbul’da uyguladıkları rant siyasetini, bugün ilk iş olarak “Basmane Çukuru” arazisi üzerinden İzmir’e taşımak istiyorlar. Buradan açıkça söylüyorum: İzmir’in toprağı, arsası ve kamusal değerleri kimsenin siyasi hesaplarının ve rant pazarlıklarının malzemesi değildir. İzmir’in geleceğini kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara teslim etmeyeceğiz. İzmir’in geleceği üzerinden kimlerin, hangi yetkiyle, kimin yararına karar verdiğinin hesabını soracağız. Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, çelenk sunma törenimizde Cemil Tugay’ın talimatıyla elektrik verilmemesi, AKP iktidarının ülkemizin umudu olan Yeni Parti’den ne kadar korktuğunun bir sonucudur. Cumhuriyet’in meydanlarında kimsenin sesini kısmaya, kimsenin iradesini yok saymaya hakkınız yoktur. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, aldığı oylara karşı sorumluluk taşıyan bir makamdır. Ancak Cemil Tugay ise, bu şehrin en yalnız, en mutsuz ve en umutsuz kişisidir. İzmir halkından kaçan, korkarak siyaset yapan ve AKP iktidarının tehditlerine boyun eğen Cemil Tugay, Basmane arazisi üzerinden alınan kararların hesabını İzmir halkına vermek zorundadır. Unutmayın, İzmir; Cumhuriyet’in, halk iradesinin ve kamu yararının şehridir.

“MİLLETİMİZE BORCUMUZDUR”
Sorunlarımız büyük. Engeller yüksek. Ama biz bu yolu çok daha zor koşullarda yürüdük. Varoluş mücadelesi verdik. Bugün ülkemiz bunca zorluğa rağmen ayaktaysa; milletimizin birlikteliği, ülkemize olan sevgimiz, devletimize ve daha iyi günlere olan inancımız sayesindedir. Biz, yokluklar içinde bağımsızlığını kazanmış, büyük fedakârlıklarla bir devlet kurmuş milletin evlatlarıyız. Bu geçmişle övünmek hakkımızdır. Ancak o geçmişin sorumluluğunu taşımak da görevimizdir. Birbirimize sırtımızı dönmeden; gençlerimizin umudunu, büyüklerimizin huzurunu büyüterek yolumuza devam etmeliyiz. Asla umutsuzluğa kapılmayınız. Milletimiz, tarih boyunca en zor şartlarda bile bağımsızlığından ve kendi geleceğini kurma iradesinden vazgeçmedi. Cumhuriyet, işte bu iradenin eseridir. İzmir, 1923'te savaşın küllerinin üstünde masaya oturdu ve ülkenin yolunu birlikte çizdi. Bugün de çıkış yolu aynı: ortak akıl, dayanışma ve birlikte üretme iradesi. Bugün de önümüzdeki güçlükleri aşacak güce sahibiz. Yeter ki birbirimize güvenelim, aklı ve bilimi rehber edinelim, adaletten ve dayanışmadan ayrılmayalım. Yeter ki bu ülkenin geleceğini ortak davamız bilelim. Unutmayın; bu memleket hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu Cumhuriyet hepimizin. Bizi birbirimize bağlayan, Cumhuriyet'imizi daha güçlü yarınlara taşıma irademizdir. Bizden önceki kuşaklardan bir emanet devraldık. Bu emaneti; bağımsızlığını koruyan, gücünü adaletten alan, ilelebet payidar kalacak bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak devretmek, tarihimize ve milletimize borcumuzdur. İzmir'den, kurtuluşun ve kuruluşun şehrinden, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında mücadelemizi; Emeğin karşılığını bulduğu, adaletin herkese ulaştığı, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı, yurttaşların yarınından korkmadığı bir Türkiye inşa etmek için veriyoruz. Ruhun şad olsun Atam, ruhunuz şad olsun vatanperver Şehitlerimiz, ruhunuz şad olsun Cumhuriyetimizin kurucuları. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk. Yaşasın Cumhuriyetiz, taşasın Türkiye Cumhuriyet, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.”

 

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz