Özgener yeni dönem projelerini anlattı... "İzmir'in ihtiyacı ortak vizyon"

İZTO Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in 2027-2030 dönemi projelerini açıkladı. Çandarlı Limanı’nın sanayi üssüne dönüştürülmesinden, 2. Çevreyolu’na, ulaşım, çevre ve su sorunlarına kadar birçok konuda hedeflerini paylaşan Özgener, ortak akıl ve iş birliği çağrısı yaptı

  • | Son Kale İzmir

SONKALEİZMİR- İzmir Ticaret Odası (İZTO) tarafından Swissotel Büyük Efes İzmir’de düzenlenen 2027-2030 Dönemi Bilgilendirme Toplantısı’nda, kentin ekonomik potansiyeli ve önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalabileceği fırsatlar ile riskler masaya yatırıldı. Toplantıda iş dünyasının temsilcilerine seslenen İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, küresel ekonomide yaşanan değişimlerin kentler arasındaki rekabeti yeniden şekillendirdiğine dikkat çekti.

Dünyanın ekonomik ve teknolojik açıdan yeni bir döneme girdiğine dikkat çeken Özgener, “Bugün burada yalnızca önümüzdeki dönemin projelerini konuşmak için bir araya gelmedik. İzmir’in nasıl bir dünyaya hazırlandığını, bu dönüşümde nasıl bir rol üstleneceğini ve nasıl bir gelecek kurmak istediğimizi konuşmak için hep birlikte buradayız” ifadelerini kullandı.

"REKABET ARTIK KENTLER ARASINDA DA YAŞANIYOR"

Küresel ticaretin yeniden şekillendiğini, ülkeler ve şehirler arasındaki rekabetin giderek arttığını belirten Özgener, yapay zekâ ve iklim krizinin ekonomik yaşam üzerindeki etkilerine de değindi. Özgener, “Şirketler artık sadece maliyet hesabıyla yatırım yapmıyor. Tedarik güvenliğini, siyasi riski, iklim krizinin etkilerini, enerjiye erişimi ve teknolojik bağımsızlığı da hesaba katıyor. Sermaye, yetenek, teknoloji ve nitelikli insan için rekabet artık ülkeler kadar kentler arasında da yaşanıyor” diye konuştu.

"HEDEFLERİ ORTAK SONUÇLARA DÖNÜŞTÜRMEK ZORUNDAYIZ"

İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihi, ticaret kültürü ve üretim kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Özgener, kentin bu birikimini geleceğe taşıyabilmesi için ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Özgener, şu ifadeleri kullandı:

“İzmir’in gücü farklılıkları bir arada yaşatabilen kültüründe, dünyaya açıklığında ve köklü üretim geleneğinde saklı. Ancak günümüz dünyasında bu özellikleri korumak tek başına yeterli değil. Artık sahip olduğumuz birikimi ortak hedeflere, bu hedefleri de ortak sonuçlara dönüştürmek zorundayız. Çünkü hiçbir kurum, hiçbir sektör, hiçbir kişi İzmir’in geleceğine ilişkin bütün soruların cevabına tek başına sahip olamaz.”

"İZMİR'İN İHTİYACI ORTAK BİR VİZYON"

İzmir’in geleceğine ilişkin yaklaşımlarını “ortak akıl, ortak irade” anlayışı üzerine kurduklarını belirten Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortak akıl dediğimiz tam da budur. Herkesin aynı düşüncede olması değil, farklı düşüncelerin ortak bir hedef için buluşmasıdır. Ancak en iyi fikir bile hayata geçmediği sürece sadece bir fikir olarak kalır. Ortak aklın ortaya koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için ortak bir iradeye ihtiyacımız var. İzmir’in ihtiyacı yalnızca daha fazla proje değil, projeleri birbirine bağlayan ortak bir vizyon. Sadece geleceği konuşmak değil, geleceği birlikte kurmak.”

KAMU İŞLEMLERİ İÇİN YENİ OFİS 

İZTO’nun önümüzdeki dönemde doğrudan sorumluluğunu üstleneceği projeleri açıklayan Özgener, oda üyelerinin kamu kurumlarındaki işlemlerini hızlandıracak yeni bir ofis oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Özgener, “İzmir Ticaret Odası bünyesinde üyelerimizin farklı kamu kurumlarındaki işlerinde zaman kaybetmeden doğru bilgiye ve doğru yönlendirmeye ulaşabilecekleri, resmî dairelerdeki işlemleri için başvuru evraklarını doğrudan odamızda teslim edebilecekleri bir ofis kurmayı hedefliyoruz” dedi.

Ofiste SGK, vergi dairesi, İŞKUR ve ilgili kamu kurumlarının temsilcilerinin görev yapmasının planlandığını aktaran Özgener, “Böylelikle üyelerimizin kamu işlemlerini hızlandırmayı ve bürokratik süreçlerde yaşanan büyük zaman kayıplarını azaltmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜME MADDİ DESTEK 

İşletmelerin dijitalleşme ve çevresel dönüşüm süreçlerine destek vereceklerini açıklayan Özgener, İkiz Dönüşüm Merkezi kurulacağını duyurdu. Özgener, “Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm birbirinden ayrılmaz iki önemli kavram. Günümüz dünyasında rekabetçiliğimizi korumak bu dönüşümlere ayak uydurmaktan geçiyor. Kuracağımız İkiz Dönüşüm Merkezi, KOBİ’lerimizin enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, yapay zekâ ve iklim dostu teknolojilere uyum sağlama konularında onlara rehberlik edecek” diye konuştu.

İZTO bütçesinden bu alana kaynak ayrılacağını da belirten Özgener, şu açıklamayı yaptı:

“Önümüzdeki dönemde üyelerimizin yeşil ve dijital dönüşüm yolculuklarına destek olmak amacıyla bütçemizden kaynak ayıracağız. Hayata geçireceğimiz İkiz Dönüşüm Destek Mekanizması aracılığıyla karbon ayak izi ölçümünden enerji verimliliği etüt analizine, dijital olgunluk düzeyinin belirlenmesinden süreç analizlerine kadar farklı alanlarda üyelerimizin ihtiyaç duydukları teknik danışmanlık hizmetleri için maddi teşvik sağlayacağız.”

İŞLETMELERİN KRİZLERE HAZIRLIĞI ÖLÇÜLECEK

Özgener, işletmelerin teknolojik dönüşümüne katkı sunmak amacıyla İZTO FutureLab Yapay Zekâ Destekli Dijital Test ve Simülasyon Merkezi’nin kurulacağını açıkladı. Yapay zekânın işletmelerin geleceği açısından belirleyici olacağını ifade eden Özgener, “Bu dönüşümü takip etmek ve iş süreçlerimizde bu dönüşümün gerektirdiği yenilikleri yapmak, önümüzdeki dönemde işletmelerin ayakta durabilmesi için olmazsa olmaz nitelikte” dedi.

Yeni merkezde yürütülecek çalışmaları da anlatan Özgener, “Merkez bünyesinde işletmelerin doğal afet ve krizler karşısındaki hazırlık kapasiteleri test edilecek ve işletme özelinde kurumsal dayanıklılık karneleri basılacak. Bunun yanı sıra işletmeler, yeni bir yatırım projesi öncesinde dijital yatırım simülatörü aracılığıyla bu yatırımlara ilişkin olası risk ve fırsatları simüle edebilecek” ifadelerini kullandı.

İZTO bünyesinde ayrıca stratejik araştırmalar yürütecek bir merkez oluşturulacağını belirten Özgener, yapay zekâ, dijital teknolojiler, sektörel gelişmeler, makroekonomik göstergeler ve uluslararası jeopolitik gelişmelerin bu merkezde inceleneceğini söyledi. Hayata geçirilmesi planlanan Endeks İzmir platformuyla kent ekonomisinin nabzının tutulacağını kaydeden Özgener, “Üyelerimiz için ticaret ve yatırım kararlarına yol gösterici güçlü bir bilgi altyapısı inşa ediyor olacağız” dedi.

İZMİR'E İLERİ YAŞ MERKEZİ

Eğitim alanında da yeni yatırımlar yapılacağını açıklayan Özgener, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin ardından ilk ve ortaöğretim düzeyinde eğitim verecek İZTO Vakfı Koleji’nin kurulacağını duyurdu. Özgener, “İzmir Ekonomi Üniversitesi ile hem İzmir’e hem de Türkiye’ye çok önemli bir eğitim kurumu kazandırdık. Bu yıl 25. yılını kutladığımız üniversitemiz ile yükseköğretim düzeyinde elde ettiğimiz başarıyı ilk ve ortaöğretim düzeyine de taşımak ve yeni bir eğitim kurumunu daha İzmir’e kazandırmak istiyoruz” diye konuştu.

Özgener, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Kampüsü’nün ilk etabının tamamlanmasının ardından Balçova’daki mevcut kampüsün bir bölümünde İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kurulacağını da söyledi. Yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarına dikkat çeken Özgener, bu merkez aracılığıyla ileri yaş grubuna yönelik yüksek standartlarda hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

2031 DÜNYA ODALAR KONGRESİ İÇİN ADAYLIK 

İzmir’in uluslararası görünürlüğünü artıracak projelere de değinen Özgener, 2031 yılında Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yapmak için adaylık başvurusunda bulunacaklarını açıkladı. Özgener, “2031 yılında İzmir Enternasyonal Fuarı’nın 100. yılını kutlayacağız. Kentimiz için böylesine önemli bir tarihi Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yaparak taçlandırmak istiyoruz. TOBB ile koordineli bir şekilde yürüteceğimiz bu başvurunun kabul edilmesi için gerekli lobi faaliyetlerini yürüteceğiz” dedi.

Kültür turizmi alanındaki projelerini de paylaşan Özgener, İzmir’in Selanik, Beyrut ve İskenderiye ile birlikte Levanten Kültür Rotası oluşturması için çalışmalar yürüteceklerini belirtti. Özgener ayrıca İzmir’in tarihi kaplıcalarını uluslararası alanda tanıtmak amacıyla Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotası’na katılım için girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

"KENT DIŞINA TAŞINMA SÖYLEMLERİNİ BIRAKMALIYIZ"

İzmir’in üretim alanları ve sanayi bölgelerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgener, kent merkezinde kalan ekonomik bölgelerin başka alanlara taşınması yönündeki yaklaşımlara karşı çıktı. Gıda Çarşısı, sanayi siteleri ve mobilya üretim bölgelerinin yıllar içinde kentin büyümesiyle yerleşim alanları içerisinde kaldığını hatırlatan Özgener, mevcut üretim alanlarının korunarak modernleştirilmesi gerektiğini savundu.

Özgener, şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar kent içinde kalmış olan bu ekonomik bölgelerin taşınmasını hep beraber konuştuk. Birinci, ikinci, üçüncü sanayilerin etrafı iyice yapılaştı, trafik çekilmez hale geldi, bu sanayiyi kent dışına çıkarmalıyız dedik. Mobilyacılar yüzünden Yeşildere Caddesi’nde trafik akmaz oldu, hepsini taşımak lazım dedik. Bunlar hepimize aşina olduğumuz sözler. Ama bir kentin içinden üretimi çıkarırsak geriye ne kalır diye hiç düşündük mü?”

"MODERN ÇARŞILAR VE SANAYİLER İNŞA EDEBİLİRİZ"

“Artık kent dışına taşınma söylemlerini bir kenara bırakmamız lazım” diyen Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İzmir Ticaret Odası olarak kent içindeki üretim faaliyetlerini kentin dinamik yapısını besleyen ana faktör olarak görüyoruz. Kentin içinde kalan ve birbirleriyle etkileşim halinde olan bu bölgeleri şehrin dışına taşımak yerine öncelikle yerinde dönüşüm yöntemleri üzerinde durmalıyız.Tüm Gıda Çarşısı’na hizmet verecek bir cep lojistik merkezi kurulabilir. Tüm TIR’lar buraya gelebilir. Ardından mikromobilite çözümleriyle mallar dükkânlara taşınabilir. Mevcut yapılar depreme dayanıklı olmayabilir. Alternatif finans yöntemleri kullanarak planlı bir şekilde dönüşüm süreci yönetilebilir. Aynı yerde daha iyi planlanmış, modern çarşılar ve sanayi siteleri inşa edebiliriz” dedi.

"ALİAĞA VE TORBALI BÖLGESEL MERKEZ OLMALI"

İzmir’in sanayi ve tarım üretiminin kuzey ve güney akslarında yoğunlaştığına dikkat çeken Özgener, kentin yalnızca merkez ilçeler üzerinden planlanmasının doğru olmadığını belirtti. Özgener, “İzmir’i artık kent merkezi odaklı düşünme alışkanlığımızı terk etmemize ihtiyaç var. Bunun yerine İzmir’i kuzey ve güneyinde alt bölge merkezleri olan gerçek bir metropol olarak ele almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kuzeyde Aliağa’nın, güneyde ise Torbalı’nın bulundukları bölgelerin merkezi olarak planlanmasını öneren Özgener, bu yaklaşımın ulaşım, lojistik, enerji ve sosyal altyapı sorunlarının çözümüne katkı sağlayacağını söyledi.

"ÇANDARLI İÇİN YENİ BİR HİKAYE YAZMAMIZ GEREKİYOR"

İzmir’in liman ve lojistik altyapısının geliştirilmesinin stratejik öneme sahip olduğunu belirten Özgener, Çandarlı Limanı’nın geleceğine ilişkin dikkat çeken bir öneride bulundu. Çandarlı Limanı’nın uzun yıllardır İzmir’in gündeminde olduğunu hatırlatan Özgener, ilk fizibilite çalışmalarında limanın dünyanın en büyük on limanından biri olmasının hedeflendiğini ancak geçen süre içerisinde mendirek inşası dışında ilerleme sağlanamadığını ifade etti.

Özgener, “Aradan geçen süre içerisinde maalesef mendirek inşası haricinde herhangi bir yol alamadık. Gelgelelim bu süre zarfında dünya ticaretinin dinamikleri değişti. Türkiye’de ve yakın coğrafyada birçok yeni liman inşa edildi. Buna bağlı olarak 1990’lardaki fizibilite çalışmalarının ortaya koyduğu dünyanın en büyük oyuncularından biri olma vizyonu artık geçerliliğini yitirdi. Bugün bizim Çandarlı için yeni bir hikâye yazmamız gerekiyor” dedi.

"İZMİR RÜZGARIN BAŞKENTİ"

Bu yeni yaklaşımın merkezinde deniz üstü rüzgâr enerjisi santralleri için ekipman üretiminin bulunması gerektiğini belirten Özgener, İzmir’in rüzgâr enerjisi sektöründeki tecrübesine dikkat çekti. “İzmir rüzgârın başkenti. Ülkemizde rüzgârdan en fazla enerji üretiminin yapıldığı yer İzmir. Enerji üretiminin yanı sıra şehrimiz, rüzgâr santrallerine yönelik kanat ve türbin başta olmak üzere birçok ekipmanın imalatını yapan ve ihraç eden çok güçlü bir sanayi ekosistemine sahip” diye konuştu.

Deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının önümüzdeki dönemde artacağını belirten Özgener, Türkiye’nin 2035 yılına kadar 5 gigawatt büyüklüğünde deniz üstü rüzgâr santrali kurma hedefini hatırlattı.

"ÇANDARLI LİMANI FONKSİYON KAZANMALI"

Özgener, şöyle devam etti:

“Santrallerin kurulması ufukta görülmüşken karasal rüzgâr santralleri için sahip olduğumuz imalat gücünü deniz üstüne taşımak bizim için çok önemli bir fırsat olarak önümüzde duruyor. Bu fırsatı değerlendirmek için yapmamız gereken şey, limanı olan bir sanayi üssü kurmak. Çandarlı Limanı’nın 6,35 milyon metrekarelik sahasının bu yatırım için uygun olduğunu belirten Özgener, “Deniz üstü rüzgâr santralleri için üretilen ekipmanlar o kadar büyük ki bu ekipmanları karayoluyla limanlara taşımak neredeyse imkânsız. Çandarlı Liman sahası bu iş için adeta biçilmiş kaftan niteliğinde. Çandarlı Limanı’nın deniz üstü rüzgâr santralleri başta olmak üzere katma değeri yüksek sektörlere hizmet edecek şekilde hem liman hem de sanayi bölgesi olarak fonksiyon kazanması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

"TIR PARKI YOK"

Aliağa limanlarının Türkiye ekonomisindeki önemini de değerlendiren Özgener, bölgede ciddi altyapı eksiklikleri bulunduğuna dikkat çekti. 2025 yılında Aliağa limanlarında yaklaşık 89 milyon ton yük elleçlendiğini belirten Özgener, buna rağmen limanların arka alanlarının ihtiyaç duyulan yatırımlardan yoksun kaldığını söyledi. Özgener, “Sanayi Caddesi’nde ilerlerken yolun sağında solunda park halinde birçok TIR görürsünüz. Nedenini hiç düşündünüz mü? Çünkü Türkiye’nin en fazla yük elleçleyen limanının arka alanında hiçbir park yok” dedi.

"BİR AN EVVEL HAYATA GEÇİRİLMELİ"

Bölgedeki altyapı eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini belirten Özgener, şöyle konuştu:

“Oldukça temel bu altyapı eksikliklerine rağmen liman işletmecilerimiz, gümrük müşavirlerimiz, TIR şoförlerimiz, vinç operatörlerimiz ve daha birçok sorumlu insan ekonomimizin can damarı olan bu limanları çalıştırıyor. İzmir Ticaret Odası olarak sadece İzmir’e değil, tüm Ege Bölgesi’ne hizmet veren Aliağa limanlarının ve arka alanının ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarının bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Özgener, yol kalitesinin iyileştirilmesi, alternatif güzergâhların oluşturulması, TIR parklarının kurulması ve demiryolu bağlantılarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

"TEK BİR KURUMUN ÇÖZEBİLECEĞİ MESELE DEĞİL"

İzmir Körfezi’nde yaşanan çevresel sorunlara da değinen Özgener, körfezin temizliğinin merkezi yönetim ile yerel yönetimin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Özgener, “Körfez, İzmir’in çevresel olduğu kadar ekonomik ve toplumsal değerlerinin de tam merkezinde. Körfez meselesinin tek bir yatırım veya tek bir kurum üzerinden çözülebilecek bir konu olmadığını biliyoruz. Körfezin temizliği ve korunması merkezi hükümet ile yerel yönetimin ortak sorumluluğudur” dedi. 

Körfez için bilimsel veriler ışığında uzun vadeli bir program yürütülmesi gerektiğini ifade eden Özgener, kurumlar arası iş birliğinin zorunlu olduğunu belirtti. İzmir’de günlük yaklaşık 5 bin 500 ton evsel atık oluştuğunu da hatırlatan Özgener, modern atık yönetim tesislerinin kurulması gerektiğini söyledi. Özgener, “Böyle bir hacmi sadece toplama ve depolama üzerinden yönetmek imkânsız. İzmir’in bilimsel ölçütlerle belirlenecek uygun bölgelerde modern atık yönetim tesislerine ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu tesisler atığı ayrıştıran, geri kazanan, dönüştüren, yeniden ekonomik değere çeviren çevre dostu ve çağdaş bir sistemin parçası olmalı” ifadelerini kullandı.

İKİNCİ ÇEVRE YOLU ÇAĞRISI 

İzmir’in kronik trafik sorununa ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özgener, kentte 2025 yılında trafik yoğunluğunun yüzde 54,1’e ulaştığını, sürücülerin yoğun saatlerde yılda ortalama 112 saatini trafikte kaybettiğini belirtti. Ulaşım sorununun çözülmesi için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini ifade eden Özgener, “İzmir gibi bir metropolde ulaşım sorununu çözmek için yeni yollar açmanın, yeni metro hatları inşa etmenin ötesinde sistemin bütününü gören bir yaklaşıma ihtiyaç var” dedi.

Özgener, “Bununla birlikte kısa vadede kronik trafik sorununu azaltmak için de bazı yatırımların vakit geçirmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda ikinci çevre yolu ve Körfez Geçiş Projesi için çalışmaların tamamlanıp bir an evvel yapım aşamasına geçilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Halkapınar-Otogar Metrosu ve Karabağlar Metrosu projelerinin de hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özgener, havalimanına alternatif ulaşım bağlantıları oluşturulmasını ve deniz ulaşımının kent içindeki payının artırılmasını istedi.

 

"İZMİR SU FAKİRİ OLABİLİR"

Özgener’in konuşmasında öne çıkan bir diğer konu ise İzmir’in su sorunu oldu. Kentin su ihtiyacının yaklaşık yüzde 65’inin yeraltı su kaynaklarından karşılandığını belirten Özgener, iklim değişikliğinin etkileriyle İzmir’in ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Özgener, “İzmir, kişi başına düşen su miktarı açısından ülkemizde su kıtlığı yaşayan şehirlerden biri. Bunun yanı sıra şehrimizin su ihtiyacının yaklaşık yüzde 65’i yeraltı su kaynaklarından karşılanıyor. İklim krizinin etkileriyle birlikte tüm göstergeler şehrimizin yakın gelecekte su fakiri olabileceğini ortaya koyuyor” dedi.

2025 yılının ikinci yarısında yaşanan su kesintilerini hatırlatan Özgener, su güvenliğinin kentin öncelikli gündem maddelerinden biri haline getirilmesi gerektiğini ifade etti. Deniz suyunun arıtılması seçeneğinin de değerlendirilmesi çağrısında bulunan Özgener, “Tarımsal üretim başta olmak üzere suyun verimli kullanılmasını sağlayan teknolojilerin yaygınlaştırılmasından içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının azaltılmasına kadar atılması gereken birçok adım var. Tüm bunların ötesinde İzmir Ticaret Odası olarak denizden su arıtma konusunun şehrimizin su güvenliği açısından mutlaka ama mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

GÜZELBAHÇE KAMPÜSÜ İÇİN 120 MİLYON DOLARLIK YATIRIM

İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Kampüsü’ndeki çalışmalar hakkında da bilgi veren Özgener, projenin ilk etabının 2027-2028 akademik yılı başında açılmasının hedeflendiğini açıkladı. Kampüsün toplam yatırım maliyetinin 120 milyon dolar olduğunu ve tamamının öz kaynaklarla finanse edildiğini belirten Özgener, “Önümüzdeki dönemde Güzelbahçe Kampüsümüzün tamamlanmasıyla birlikte üniversitemiz için yeni bir sayfa açmış olacağız” dedi.

Özgener, yeni yerleşkeye ilişkin şu bilgileri verdi:

“Aslında biz Güzelbahçe’de yeni bir kampüsten ziyade öğrenci odaklı yeni nesil bir üniversite yaşam alanı inşa ediyoruz. Tüm etapları tamamlandığında 173 bin metrekarelik kapalı alana sahip olacak kampüsümüzü sadece dersliklerden ve ofislerden ibaret olarak görmenizi istemem. 14 bin 500 metrekare büyüklüğündeki AR-GE merkezimiz, 8 bin metrekarelik modern kütüphanemiz, 5 bin metrekarelik kültür merkezimiz, spor salonlarımız, yarı olimpik yüzme havuzumuz ve öğrencilerimizin sosyal etkileşim alanlarıyla 24 saat yaşayan ve üreten bir kampüsü hayata geçireceğiz.”

Üniversitenin son yıllardaki gelişimine de değinen Özgener, 2020-2026 döneminde programların ortalama doluluk oranının yüzde 98,2 olduğunu ve bu oranın vakıf üniversiteleri ortalamasının yaklaşık 13 puan üzerinde gerçekleştiğini belirtti.

"İZMİR'İN GELECEĞİNİ BİRBİRİMİZEN BEKLEMEYELİM"

Konuşmasının sonunda İzmir’in gelecek yıllarda yalnızca ekonomik açıdan değil, yaşam kalitesi bakımından da daha güçlü bir kent haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, tüm kurumlara ortak hareket etme çağrısında bulundu. Özgener, “Daha fazla üreten, daha fazla değer yaratan, dünyayla daha güçlü rekabet eden bir İzmir istiyoruz. Ancak bununla da yetinmiyoruz. Doğasını koruyan, kültürüne sahip çıkan, afetlere hazırlıklı, gençlerine fırsat sunan, insanların güven ve mutlulukla yaşadığı bir İzmir istiyoruz. Geçmişinin zenginliğiyle yetinmeyen, geleceği için cesaretle adım atan bir İzmir” dedi.

İzmir’in potansiyelini hayata geçirmenin ancak ortak iradeyle mümkün olabileceğini belirten Özgener, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İzmir’in geleceğini birbirimizden beklemeyelim lütfen. Birlikte üretelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım. Gücümüzü ortak aklımızdan, cesaretimizi ortak irademizden alalım. Hep birlikte geçmişten aldığımız güçle geleceğe yön veren bir İzmir olalım. Çünkü ortak aklımız yolumuzu aydınlatacak, ortak irademiz o yolu açacak. Ve o yolda birlikte yürüdüğümüzde İzmir’in başaramayacağı hiçbir hedef kalmayacak.”

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz