Eğitim-İş’ten MEB’e MESEM tepkisi
Bakanlığın üç aydan kısa arayla verdiği yanıtlarda önce 13, ardından 37 öğrencinin ölümünü açıkladığını belirten sendika, veriler arasındaki farkın açıklanmasını ve MESEM uygulamasına son verilmesini istedi.
- | Son Kale İzmir
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) yaşanan iş kazaları ve öğrenci ölümlerine ilişkin açıkladığı veriler arasındaki farka tepki gösterdi. “MEB gerçekleri derhâl açıklamalı ve hesap vermelidir!” çağrısı yapan sendika, çocukların eğitim adı altında güvencesiz ve tehlikeli işlerde çalıştırıldığını belirterek mesleki eğitimin güvenli, bilimsel ve kamusal okul ortamında verilmesini istedi.
Eğitim-İş, 11 Eylül tarihli açıklamasında, Bakanlığın TBMM’ye 23 Haziran 2026’da verdiği yanıtta 2016’dan bu yana 3 bin 80 iş kazası yaşandığını ve 13 öğrencinin hayatını kaybettiğini bildirdiğini hatırlattı. Sendika, 3 Eylül 2026 tarihli başka bir yanıtta ise yalnızca 2025 ve 2026 yılları için 9 bin 950 iş kazası ve 37 öğrenci ölümünün açıklandığını belirterek iki yanıt arasındaki farkın gerekçesini sordu.
Bakanlığı verileri gizlemek ve çocukları koruyacak denetimleri yapmamakla suçlayan Eğitim-İş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Anlaşılan o ki Millî Eğitim Bakanlığı gerçekleri tam olarak açıklamak istemiyor ya da okullarda ve MESEM’lerde ne olup bittiğini takip edebilecek denetim ve tespit mekanizmalarına sahip değil. Her iki ihtimal de Bakanlığın, çocukların yaşam hakkını sermayenin kâr hırsına kurban ettiğinin ve anayasal suç işlediğinin kanıtıdır.
Üstelik bakanlığın itiraf ettiği toplam 9.950 kaza ve 37 ölüm, yalnızca buzdağının görünen yüzüdür. Yaralandığı hâlde hastaneye götürülmeyen, kazası kayıtlara geçirilmeden çalıştırılmaya devam ettirilen yüzlerce çocuk bu bilançoda yoktur!
Baskı, şiddet, aşağılanma ve ölüm korkusuyla psikolojik olarak yaralanan on binlerce çocuğumuz Bakanlığın verilerinde yer almamaktadır. Kâğıt üzerinde ‘bir gün okul, dört gün işyeri’ denilerek sunulan modelde; çocuklar fiilen haftanın altı günü çalıştırılmakta, göstermelik bir günlük okul hakkı dahi ellerinden alınmaktadır.
MESEM; mesleki eğitim modeli değil çocuk işçiliğidir, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıdır, yaşanan ölümler ve yaralanmalar gösteriyor ki MESEM cinayettir! Kendi çocuklarına her türlü imkâna sahip özel okulları uygun görenler, yoksul halkın çocuklarına güvencesizliği ve ölümü reva görmektedir.”
Sendika, Bakanlığın çocukları örgün eğitimde tutmak, okul terklerini, çocuk işçiliğini, istismarı ve erken yaşta evlilikleri önlemek için tedbir alındığı yönündeki açıklamalarını da eleştirdi. MEB’e şu soruları yöneltti:
“Çocukları örgün eğitimde tutmak için mi okul sıralarından koparıp ağır sanayiye ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak sunuyorsunuz? İstismarı engellemek için mi fiziksel ve psikolojik şiddete uğradıkları, hiçbir can güvenliği bulunmayan denetimsiz iş yerlerine emanet ediyorsunuz?
Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için mi kamu kaynaklarını sermayeye aktararak çocuk işçiliğini meşrulaştırıyorsunuz? Okul terkini ve erken yaşta evliliği önlemek için mi 14-18 yaşındaki çocukları sistemin içinde tutma bahanesiyle örgün eğitimden fiilen koparıyorsunuz?”
Denetimlerde uygun bulunmayan 23 bin 252 işletmeyle sözleşmelerin feshedilmesini de eleştiren Eğitim-İş, bu durumun bir denetim başarısı sayılamayacağını, çocukların tehlikeli işletmelere gönderildiğini gösterdiğini savundu. Sendika, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:
“Bakanlık, anayasal hükümle koruması altında olması gereken çocukları istatistik oyunlarıyla sermayeye feda etmekten derhal vazgeçmeli ve sadece son 2 yılda MESEM kapsamında hayattan koparılan 37 çocuğumuzun hesabını vermelidir.
Çocuk işçiliğini meşrulaştıran, onlarca çocuğumuzun yaşamını sermayenin kâr hırsına feda eden katıksız sömürü mekanizması olan MESEM uygulamasına son verilmeli; mesleki eğitim çocukların yaşamını, eğitim hakkını ve gelişimini esas alan güvenli, bilimsel ve kamusal okul ortamında verilmelidir.”
MEB ise soru önergesine verdiği yanıtta, iş ortamı, sosyal güvenlik, iş güvenliği ve sağlık şartlarına ilişkin denetimlerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü belirtmiş, MESEM kapsamında gerekli tüm tedbirlerin alındığını savunmuştu.

YORUMLAR
Yorum Yap