Türkü ERBİL/SONKALEİZMİR- CHP yerel medyanın güçlendirilmesi, yerel ve ulusal basın arasında kalıcı bir iletişim hattının kurulması ve gazeteciliğin sahadaki sorunlarının doğrudan dinlenmesi amacıyla düzenlediği "Yerel Medya Buluşmaları”nın ilkini 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası’nda hayata geçirdi. Programa; CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, CHP İzmir Milletvekilleri Deniz Yücel ve Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, ilçe belediye başkanları, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve Ege Bölgesi yerel medya temsilcileri katıldı. AYDIN: “BİZ SİYASETÇİLERE KARŞI DA KORUYAN…” Partisinin farklı bir programı nedeniyle buluşmaya katılamayan CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün yerine açılış konuşmalarını yapan CHP İl Başkan Vekili Murat Aydın, “Bugün 10 Ocak çalışamayan gazeteciler günü. 212 sayılı basın kanunu ile gazetecilerin fikir işçisi olarak tanımlanmasından sonra 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor. 9 gazeteci bu kabusun kendilerine uygun olmadıkları gerekçesiyle gazetelerini kapattılar. 2026 yılında aradan geçen bunca zamandan sonra bu günü mücadele günü olarak anmak gerekiyor. 100 yıl önce başardık yine başaracağız. Gazetecilik, birilerinin duymak istemediği haberi verme işidir. Geri kalan her şey halkla ilişkilerle ilgilidir. Toplumun haber alma hakkını biz siyasetçilere karşı da koruyan gazetecilerin günü kutlu olsun” diye konuştu. TUGAY: “YA BASIN ÖZGÜR OLACAK YA DA DEMOKRASİ EKSİK KALACAK” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “İlk durak olarak Sayın Genel Başkan Yardımcımız İzmir’i seçti. İzmir, yetiştirdiği gazetecilerle ulusal basında da güçlü sesler olarak yer alan isimler kazandırmıştır. Basının gücüne ve bağımsızlığına duyduğumuz ihtiyaç ortadayken yerel basını konuşuyoruz. Yerel basın, kamuoyunu besleyen en güçlü damarlardan biridir. Olmazsa kan dolaşımı olmaz. Ulusal basın da demokrasi de yerel basın olmadan yaşayamaz. Farklı kentler birbirinden habersiz kalır. Türkiye’de ilk gazetenin yayımlandığı, gazeteciliğin kamu görevi olarak şekillendiği şehir İzmir’dir. Ülke basınına yön vermiştir, omurgayı oluşturmuştur. Bu buluşmayı bir sürecin başlangıcı olarak görüyorum. Yerel medyanın sorunları ve beklentileri dile getirilecek. Gazeteciliğin hem bugünü hem yarını cesaretle ele alınacak. Buradaki ortak akıl ve hazırlanan rapor bugün burada kalmayacak, katılımcı siyasetin bir parçası olacak. 10 Ocak, mesleki hakların bir iş kanunu aracılığıyla ilk yasal güvencelere kavuştuğu gündür. Bu kadar önemli olduğu için sonraki yıllarda bir kutlama günü hâline gelmiştir. Bugün gazeteciler yalnızca haklarını değil, mesleklerini yapma imkânını kaybetme tehdidiyle karşı karşıyadır. BULUT: “KAYNAK SORUNU OLAN MEDYA OTOSANSÜRÜN PARÇASI OLDU” CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ise konuşmalarında şunları kaydetti: "CHP için gıpta edilen bir şehir olması vesilesiyle burdan başlayalım dedik. 10 Ocak’ı anacağız.. Sorunların hatırlandığı bir gün olarak hatırlamak gerekiyor. Yerel medyayı bölge bölge buluşturacağız. Bu seriyi devam ettireceğiz. Parti programının hükümet programına evrilmesi lazım. Bir birikim sağlayacağız. Bu programın içerisinde bu bölgenin yerel temsilcileriyle buluşacağız. Kamu gazeteciliğinin ne demek olduğunu anlatmak, siyasetçilere düşen de gazeteliğin ne kadar önemli olduğunu anlatmak. Değişim kongresinden bugüne Türkiye’de tüm anormalliklerin normalleştiği bir dönem. Bu hayatın tüm alanında var. 2018 seçimlerinde kuvvetler ayrılığı birleştirilecek dendiğinden beri yürütmenin yasama üzerindeki baskısı normal görünmeye başlandı. Ben bir milletvekili olarak milletvekilinin kendi hazırladığı bir yasa teklifinin çıktığını görmedim. Yasama faaliyetinde olmadığını söylemesi dünyada bir başlıktır ama başlık dahi olmadı. Çünkü normalleşti. Adana ve Aydın Belediyesi’nin olduğu dosya içinde Adana’nın adı bir satır geçerken, Aydın’ın sayfalarca geçiyor ama bunu da normal karşılıyor. O artık AK Partili, o artık şeytanın bir parçası. Dördüncü kuvvet olarak bahsettiğimiz basına gelelim. Basında toplumsal hakkaniyetlerin yansıması eğer bulanıksa demokrasi de bulanık demektir. Denetim mekanizması azalmış demektir. Hiçbir denetimin olmadığı bir sistemde bari basın sorgulasın diye düşünürsün ama havuz medyası normalleşti. Bir gazeteci arkadaşımız, 'Ben televizyonda birini görünce onun neler söyleyebileceğini biliyorum' dedi. Bu bir gazetecilik değil tanıtım faaliyeti. Hükümetin yaptığı işleri kayıtsız şartsız destekleme faaliyeti. Aynı cümleleri aynı başlıkları televizyonda söyler hale geliyor. “Demokrasiyi güçlü kılacak unsur basının güçlü olması” diyoruz. Bunu bir mekanizma ile güçlü tutumanız gerekiyor. İletişim Başkanlığı basının özgür olması unsurları içerisinde bir görevi var. Basına destekte bulunması gerekiyor. Dezenformasyon yasasını kontrol etmek gibi… İletişim Başkanlığı bunun tam tersi davranıyor. Burhanettin Duran atandığı gün bir siyasetçi gibi twit attı. Çünkü onu atayanlara laf söyleyenlere cevap verme gerekçesi duyuyor. RTÜK diğer birleşen. Bir denetim mekanizması var. Bakın ne hikmetse muhalif diye tabir edilen arkadaşlarımız hep trük sopasından nasibini alıyor. Sözcü 10 gün, halka tv 5 gün kapatıldı. Toplumu yanlış yönlendiren bir unsur varsa müdahale etmeli. Televizyon kanalarında gazetecilik adı altında İBB soruşturmasına ilişkin halının altına 2 milyon dolar bulundu” dedi. İddianamede o 2 milyon dolar hiç çıkmadı. Sordular ona iddianamede yok diye “Ne yapalım arada yalan atabiliyoruz” dedi. Günlerce yazıldı, çizildi. “Delegelere bin 200 telefon dağıtıldı” dendi. Çıkmadı. Söyledikleri telefon modeli o gün yokmuş bile. En acısı “İBB’de bir koruma görevlisinin yayla evi basıldı, kasa bulundu” diye dolar resimleriyle haber yapıldı. Kasadan bir şey çıkmadı. Bana TRT de dahil oldu. Bizlerin vergisi ile, maaşlardan yapılan kesintilerle var olan bir kurum suç işliyor. Seçim dönemi ücretle reklamımızı bile yapmadı. şeytanın üçüncü birleşeni de basın ilan kurumu. Birçok ilde yerel gazeteleri birleştiriyor. O kurumun hafızası, çalışanları, hiçbiri umrunda değil. Bir usulsüzlük varsa soruşturma açabilir ama küçültelim derdinde. Kaynak sorunu olan yere medya için otosansürün bir parçasın oldu. Bunlara itiraz etmek yalnızca bir siyasi partinin görevi değil. Biz o itirazın ne kadar zor olduğunu, çalışamayan gazetecilerin çalışanlardan daha fazla olduğu bakışıyla gerçek bir gazetecilik yapmak için ortam yaratma umuduyla yola çıktık. Gazetecilerin ekonomik sorunları, siyasi baskı sorunları ve bunların tümümün nasıl çözüleceğine ilişkin en çok bilgi sizde var. Bunları çözerek bugünü bir kutlama gününe çevirerek 10 Ocak’ı kutlarız.”.jpg)

Gazetecilik zor bir meslektir; her zaman zor olmuştur ve risklidir. Bir bedeli vardır. Bu bedeli, ülkemizdeki acı örneklerde olduğu gibi, hayatlarıyla ödeyen gazeteciler vardır. Değeri ve önemi asla küçültülemez. Gerçeğin peşine düşen gazeteciler hiçbir zaman rahat bırakılmadı; hapse atıldılar, yurt dışına sürüldüler ya da öldürüldüler. Güçlü bir demokrasinin sonucu bu mu olurdu? Öldürülen, susturulan gazeteciler… Bunun bir demokrasi sorunu olduğunu bütün toplumumuz bilmeli. Özgür basın, demokrasinin en temel unsurlarından biridir. Türkiye, basın özgürlüğü endekslerinde çok gerilerde yer alıyor. Bu durum, ülkemizde gazetecilerin maruz kaldığı baskıların en büyük göstergelerinden biridir. Biz CHP iradesi olarak, onun mensupları olarak, basın özgürlüğünün ve demokrasinin tarafındayız. Her zaman böyle olduk. Demokrasiyi seçmek, yaşamı seçmek gibi bir zorunluluktur. Yerelde güçlenmeyen bir demokrasi ayakta duramaz. Yerel medya, kentin yaşam biçimini yansıtır, aidiyet duygusu yaratır, kimsenin görmediğini görür. Ulusal medya ancak yerel basın aracılığıyla bunları görebilir. Yerel yönetimler ile halk arasında da bir köprüdür. Bu ilişki ne kadar şeffaf ve adil olursa, o kentte insanların refahı da o kadar artar. Bugün yerel basının bir sıkışmışlık içinde olduğunun bilincindeyiz. Desteklemek için çaba göstermek amaçlarımızdan biridir. Ben, her koşulda kamu yararını savunan gazetecilerimizin yanında olduğumuzu söylemek isterim. Yerel medya susturulamaz, üzeri örtülemez. Ya basın özgür olacak ya da demokrasi eksik kalacak” açıklamalarında bulundu.