Ünal konuşmasında, bu açıklamanın İzmir kamuoyunda ciddi bir çelişkiyi ortaya çıkardığını belirterek, "Sayın Tugay’ın bu sözleri ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Menemen’e var da Karşıyaka’ya yok mu?” dedi. Ünal, Menemen Belediyesi’nin mevcut yönetimiyle herhangi bir kaynak ihtiyacı içinde olmadığını söyleyerek, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın bugüne kadar ortaya koyduğu projelerle, eserlerle ve yatırımlarla gerekli finansal kabiliyete sahip olduğunu açıkça gösterdiğini öne sürdüi. Menemen Belediyesi’nin Ulukent’teki kütüphane için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden talep edilmiş bir kaynak ihtiyacının da bulunmadığını hatırlattı. Ünal açıklamasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “Yapımı neredeyse tamamlanmış, kaynak ihtiyacı olmayan bir projeye ‘gerekirse tamamen üstleniriz’ denilirken, Ünal, bir dönem Karşıyaka Belediye Başkanlığı yapmış olan Cemil Tugay’ın, Mavişehir’deki bu tabloyu bilmemesinin mümkün olmadığını belirterek, meselenin ne imkân ne de yetki sorunu olduğunu söyledi. “Burada sorun çok nettir: Bu açık bir çifte standarttır. Mavişehir Opera Binası’nın bugün yalnızca yarım kalmış bir yapı değil, CHP’li belediyeciliğin plansızlığının ve ‘başla ama bitirme’ anlayışının somut bir simgesi haline geldiğini vurgulayan Ünal, İzmir halkının artık açıklama değil icraat beklediğini ifade etti. “Eğer bugün Menemen için ‘tamamen üzerimize alırız’ denilebiliyorsa, Ünal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “İzmir’in kütüphaneye de, opera binasına da, kültür merkezine de ihtiyacı vardır.
Karşıyaka Mavişehir’de 2018 yılında temeli atılmış, milyonlarca lira kamu kaynağı harcanmış ve bugün adeta savaştan çıkmış bir enkaza dönen Opera Binası ve Kültür Merkezinin adının dahi anılmaması nasıl bir çelişkidir?”
Bir ilçede ihtiyaç yokken destek vaadi verilirken,
başka bir ilçede yıllardır çürümeye terk edilen bir kültür yatırımına karşı tam bir sessizlik hâkimdir.”
İzmir halkı da haklı olarak 7 yıldır kaderine terk edilen Karşıyaka Mavişehir Opera ve Kültür Merkezi için net bir irade, somut bir takvim ve gerçek bir adım beklemektedir.”
Ancak İzmir’in en büyük ihtiyacı; bir ilçeye cömert, diğerine sessiz kalan çifte standartlı belediyecilik anlayışından kurtulmaktır.”