Muhteşem bir doğa göz göre göre yok ediliyor...
Ahmet Güler

Son yıllarda tüm Türkiye’de doğada yeşil olan, güzel olan ne var ise saldırı altında. Saldırı ve talanlar farklı gerekçeler ile gerçekleştiriliyor. Kimi zaman rant amaçlı konut alanları için şehirlerde-kasabalarda kalan son yeşil alan işgal ediliyor, kimi zaman yaşam alanlarının ciğerleri ormanlar katliama maruz kalıyor.

Doğa katliamı için her zaman bir sebep bulunuyor, yol inşaatlari, Toki, maden ocakları, hidro elektrik santrali (HES), jeotermal (JES), rüzgar türbinleri (RES) ve son zamanlarda güneş enerjisi (GES) tesisleri yapılacak diye kıyılar, denizler, ormanlar acımasızcasına ve sanki bir düşman toprağı gibi tahrip, talan ediliyor.

ÇEVRE TAHRİBAT BAKANLIĞI...

Bu tahribat ve “enerji üretiyoruz” kılıfı altında halka ait Hazine arazileri talan ediliyor, bedavaya 49 yıllığına özel şahıslara devir ediliyor. Ülkenin her tarafında ama en çok kıymetli kıyı arazilerinin bulunduğu bölgelerdeki bu talana ise en büyük yardımı görevi “Çevreyi Korumak” olan “Çevre ve Şehircilk Bakanlığı” yapıyor. Esasında ismi “Çevre Tahribat Bakanlığı” olması gereken bu bakanlık son on yılda binlerce ÇED müracaatından sadece 3 tanesi kabul olmamış.

Yani bu bakanlığa “tesis yapıyorum, çevreyi yok edeceğim diye başvurmanız halinde, başvurunuzun kabul edilme ihtimali %99,9 oranında. (Tabii ki arkanız kuvvetli olacak).

***

Birçoğu hukuk dışı olan, inşaat izinleri veya ÇED raporları olmayan bu tür bir işgal, tahribat başladığı an işi bitmiş olarak kabul edebilirsiniz.

Süreci, tahribatı veya talanı durdurmanın bir imkanı yok, müracaat edilen resmi kurumlar hemen ölü balık numarası yapmaya başlar, kolluk kuvvetleri çevreyi tahrip eden değil, çevreyi korumak isteyen ve genellikle sayıları her zaman çok az olan köylülere, çevrecilere eziyet eder, coplar, biberli gaz sıkar, tutuklar.

Yani devlet tüm gücü ile her zaman “Talan-Tahribatcı-Rantcı”nın yanında, arkasında olur.

***

Bu tür bir işgal-tahribat şu anda Türkiye’nin nasılsa bakir kalmış en güzel yerlerinden birisi olan Çeşme-Altınkum plajında gerçekleşiyor. Çeşme Altınkum plajı yapılaşmaya kapalı, doğal SİT koruması altında olan ve yaz sezonunda binlerce tatilcinin para vermeden kullandıkları, ardıç ağaçları, kum zambakları ile donanmış muhteşem tabiat harikası bir koy. 

Havaların çok soğuk olduğu ve çevrede kimsenin olmadığı bu senenin Ocak ayında birileri Altınkum Plajı'na kepçe ve dozerlerle daldılar ve “beach club” inşaatına başladılar. 4-5 dönümlük bir alanda denizin kıyısında ki dokunulması bile yasak olan asırlık ardıç ağaçları, kum zambakları tarumar edildi, görülmesin diye kesilen ağaçların kökleri kum tepelerinin altına saklandı.

***

Olayı farkeden mahalle sakinleri ve çevre gönüllüleri hemen savcılığa, belediyeye, kaymakamlığa, Çevre Şehircilik Bakanlığı'na, CİMER’e ez-cümle tüm resmi kurumlara suç duyurusunda bulundu.
Ulusal ve yerel medya konuyu geniş haber yaptı, kamuoyu bilgilendirildi.   

Bilahire ortaya çıktı ki, beach-club inşa edenlerin elinde hiçbir inşaat izni yok. Hakları olmadığı halde hazineye ait SİT arazinde kaçak inşaat ise son hız ile devam etmekte. Tahribatçıların ellerinde, (nasılsa) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dan alınmış 3 yıllık bir kira sözleşmesi var. Bu kira sözleşmesi bir inşaat izni değil. Kiralama şartnamesinde sadece 6 m2 içecek satış büfesinin (alkolsüz ve sadece kutu) işletileceği izni bulunmakta.

İzinsiz ve kanunsuz yapılan inşaat ise 4-5 dönüm üzerinde 600-700 m2 betonarme bir yapı hazırlıkları ve temelleri. Video ve fotoğraflarla yapılan tespitlerde inşaata 4-5 katlı bina için temeller kazılmış, demirler inşaat malzemeleri getirilmiş durumda.

***

TAHRİBAT TAM GAZ...

Tüm resmi kurumlar, jandarma, belediye, Çevre Bakanlığı inşaat alanına gelerek tutanaklar tutmuşlar, resmi süreci başlatmışlar. Çeşme Savcılığı soruşturma açmış durumda ama diğer taraftan da tahribat son hız ile devam etmekte. 

Hukuki ve pratik yaptırım gücünü elinde tutan, koskoca bir Devlet, resmi makamlar kendilerine emanet edilmiş halka ait “Hazine Arazisi”ni 3-5 talancıya karşı koruyamıyor ya da özellikle devlet göz yumuyor!!! Resmi kurumlar orada yapılan tahribatı-talanı hemen durdurma için gerekli her türlü güce sahip olmalarına rağmen müdahale etmiyorlar veya ettirmiyorlar. 

Resmi kurumlar hiçbir şey yapmayacak demiyoruz, muhakkak bu hukuki süreç devam edecek, bu arada beach-clup inşaatı bitirip orada 3-5 sene para kazanacak, çevre yok olacak, halkın denize ulaşımı engellenecek. Ağır aksak işleyen hukuk süreci 3-4 sene sonra mahkemelerden “bu iş kanunsuzdur, hemen hepsi yıkılsın, eski haline getirilsin” diye karar çıkacak. Mahkeme kararının pratikte uygulanması ise Allah’a kalacak. Olan o tahrip edilen koya, ağaçlara olacak. 

Yukarıda belirtilen bu tür işgalleri, uygulanmayan mahkeme kararlarını o kadar çok görüyoruz ki, Altınkum plaj işgalinde de aynı filmi tekrar, tekrar görüyor gibiyiz.

***

Bu işgalciler nasıl bir güce sahip ki, kanunsuz, hukukuksuz bir koyu işgal edip istediklerini yapıyorlar ve onları durdurabilecek resmi makamlar da dahil hiçbir karşı güç odağı kalmamış bu ülkede…

Gün gelecek çocuklarınız, gelecek nesiller bunun hesabını soracak sizden…

Yazık günah bu sahipsiz vatana… 

İŞTE O TALANIN FOTOĞRAFLARI

http://www.sonkaleizmir.com/galeri/Cesme-Altinkum-da-doga-talani/897/

 



Sayfa Adresi: http://www.sonkaleizmir.com/yazar/Muhtesem-bir-doga-goz-gore-gore-yok-ediliyor-/1287