İzmir Körfezi için kritik uyarı... "Alg patlaması" riski var!
İzmir Körfezi'nde balık ölümlerine neden olan alg organizmaları ile ilgili dikkat çeken bir uyarı geldi. Gediz Ölüyor Birlikte Durduralım İzmir Koordinasyon Sözcüsü Ramis Sağlam, körfezin bazı bölgelerinde alg yoğunluğunun arttığına dair uyarıda bulunurken, çözümün tüm havzada olduğunu vurguladı.
- | Son Kale İzmir
SONKALEİZMİR-Gediz Ölüyor Birlikte Durduralım İzmir Koordinasyon Sözcüsü Ramis Sağlam, yazılı bir açıklama yaparak İzmir Körfezi ile ilgili uyarıda bulundu. Uydu görüntülerinde körfezin belli noktalarında alg yoğunluğu oluştuğunu belirtilirken, yeniden balık ölümleri yaşanmaması için önerilerde bulunuldu.

Yazılı açıklama şöyle:
"3 Eylül 2026 tarihli uydu görüntüsü değerlendirilmesine göre İzmir Körfezi'nin farklı noktalarında alg patlaması açısından dikkat edilmesi gereken bölgeler yeniden ortaya çıkmış durumda.
Uydu görüntüsünde özellikle Mavişehir, Liman, Alaybey, Konak Pier, Göztepe ve İnciraltı sahillerinde alg yoğunluğu veya alg patlaması riskiyle ilişkilendirilebilecek belirgin renk değişimleri görülmektedir. Görüntülerde kırmızı renklerle öne çıkan alanlar, özellikle körfezin sığ ve su sirkülasyonunun görece düşük olduğu kesimlerinde yakından takip edilmesi gereken bölgeleri göstermektedir.
Ancak burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir: Uydu görüntüsündeki kırmızı renk tek başına alg patlamasının kesin kanıtı değildir. Bu alanların doğrulanması için saha ölçümleri, klorofil-a, çözünmüş oksijen, besin tuzları ve fitoplankton analizleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte görüntülerdeki mekânsal dağılım, körfezin belirli bölgelerinde biyolojik üretkenliğin ve alg yoğunluğunun arttığına ilişkin önemli bir erken uyarı niteliğindedir.
Geçmiş iki yıla göre bu yıl neden farklı?

2024 ve 2025 yıllarında özellikle 19-20 Ağustos döneminde yaşanan yoğun koku ve balık ölümleri, İzmir Körfezi'nde ciddi bir ekolojik stres yaşandığını ortaya koymuştu. 2026 yılında ise aynı dönemde benzer ölçekte bir koku ve balık ölümü olayının yaşanmamış olması sevindiricidir.
Bu durumun birden fazla nedeni olabilir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen arıtma yatırımları, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nin 4. Etabının tamamlanması, iç körfeze ulaşan derelerde gerçekleştirilen temizlik çalışmaları ve körfez dip çamuru taramalarının 1,2 milyon tonu aşması, körfeze ulaşan kirlilik yükünün azaltılmasına katkı sağlamış olabilir.
Bunun yanında bu yıl yağışların daha fazla olması, rüzgârlı günlerin artması ve hava sıcaklıklarının önceki yıllara kıyasla daha düşük seyretmesi de körfezdeki su sirkülasyonunu ve ekolojik koşulları olumlu yönde etkilemiş olabilir. Dolayısıyla bu yıl henüz geçmiş yıllardaki ölçekte bir koku ve balık ölümü yaşanmamış olmasını yalnızca tek bir faktöre bağlamak doğru olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı yatırımlar kadar, meteorolojik koşulların da önemli bir rol oynamış olması mümkündür.
Ancak asıl sorun hâlâ Gediz Havzası'nda
Büyükşehir belediyesi tarafından körfezi ilgilendiren konularda bir çok şey yapılsa da Gediz havzasında değişen bir durum olmamıştır. Gediz nehri ortalama debisi Çiğli arıtma tesisi ortalama debisinin 5 katıdır. İzmir Körfezi açısından gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu ise Gediz Nehri ve Gediz Havzası'ndan körfeze ulaşan besin maddesi ve kirlilik yüküdür.
Özellikle körfezin kuzeyinde, Gediz'in eski yatağı konumundaki Ağıl Deresi ile Gediz ana yatağı arasında kalan bölgede yoğun deniz marulu oluşumları bulunmaktadır.
Uydu görüntülerinde körfezin kuzeyinde görülen belirgin renklenmelerin önemli bir bölümünün, deniz marulu yoğunluğunun bulunduğu alanlarla mekânsal olarak örtüşmesi dikkat çekicidir.
Bu durum bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır:
Körfezin içerisindeki kirlilikle mücadele kadar, körfeze kirliliği taşıyan havzanın da temizlenmesi gerekmektedir.
İZSU ve MASKİ tarafından gerçekleştirilen ölçümlerde, Gediz Nehri ile beslenen Menemen Ovası'ndan sulama dönüş sularının taşındığı Ağıl Deresi'nde toplam azot ve fosfor değerlerinin yüksek olduğu ve su kalitesinin bu parametreler açısından III. sınıf (kirlenmiş su ) olarak değerlendirildiği görülmektedir. Azot ve fosfor gibi besin maddelerinin yüksek miktarlarda körfeze taşınması, özellikle sığ, kapalı ve su sirkülasyonunun sınırlı olduğu İç Körfez'de ötrofikasyon, alg çoğalması ve buna bağlı oksijen problemleri açısından önemli bir risk oluşturmaktadır.
Bu nedenle uydu görüntüsünde kuzey körfezde görülen yoğun renklenmeler, tek başına kirliliğin kanıtı olarak değerlendirilmemeli; ancak karasal kaynaklardan taşınan besin maddeleri, deniz marulu yoğunluğu ve alg gelişimiyle birlikte ele alınması gereken önemli bir erken uyarı göstergesi olarak kabul edilmelidir.
Risk henüz ortadan kalkmış değil
Bugün geçmiş iki yıldaki kadar ağır bir tablo yaşanmıyor olması, İzmir Körfezi'ndeki sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmemektedir.

Önümüzdeki dönemde;
• Hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi,
• Deniz suyu sıcaklığının artmaya devam etmesi,
• Rüzgârın azalması,
• Körfez içindeki su sirkülasyonunun zayıflaması,
• Azot ve fosfor yükünün devam etmesi halinde alg patlaması ve buna bağlı çözünmüş oksijen azalması riski yeniden artabilir.
Özellikle İç Körfez'in sığ yapısı ve sınırlı su değişimi nedeniyle bu sistemde meydana gelen biyolojik süreçler kısa sürede ciddi ekolojik sonuçlara dönüşebilmektedir. Bu nedenle İzmir Körfezi'nin yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra değil, erken uyarı sistemiyle sürekli izlenmesi gerekmektedir.
Çözüm körfez sınırlarının dışındadır
İzmir Körfezi'ni gerçekten iyileştirmek istiyorsak yalnızca körfezin içerisinde çalışma yapmak yeterli değildir.
Körfezi besleyen bütün havzayı birlikte değerlendirmek zorundayız.
Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nin kapasitesinin artırılması, dere temizliği ve dip çamuru taraması gibi yatırımlar son derece önemlidir. Ancak bunların kalıcı bir çevresel iyileşmeye dönüşebilmesi için Gediz Havzası'ndan İzmir Körfezi'ne taşınan azot, fosfor, sediment ve diğer kirleticilerin de kaynağında azaltılması gerekmektedir.
Çünkü Gediz temizlenmeden İzmir Körfezi'nin kalıcı olarak temizlenmesi mümkün değildir. 3 Eylül 2026 tarihli uydu görüntüsü bu nedenle yalnızca bugünün fotoğrafı olarak değil, İzmir Körfezi'nin geleceği açısından bir erken uyarı olarak değerlendirilmelidir.
Geçmiş iki yılda yaşanan koku ve balık ölümlerinin bu yıl tekrarlanmamış olması önemli ve sevindirici bir gelişmedir. Ancak bunu sorunun tamamen ortadan kalktığı şeklinde yorumlamak yerine, yapılan yatırımların olumlu etkilerini bilimsel izleme çalışmalarıyla ortaya koymalı ve Gediz Havzası'ndan gelen kirlilik yükünü azaltacak daha kapsamlı adımları bir an önce hayata geçirilmelidir.
İzmir Körfezi'nin kurtarılması yalnızca körfezde değil, körfezi besleyen tüm havzada başlar."
YORUMLAR
Yorum Yap