folkart, orion,

Teşekkür ederim!

Yazmayı pek seviyorum. Evde renk renk, boy boy defterler; her biri ait olduğu dönemin ışığıyla bana doğru parlıyor her baktığımda. 

Yaşım tek basamaklı rakamlarda dolanırken anneme, babama, sınıf arkadaşlarıma minik mektuplar yazıyordum. Sonra sonra ilişkiler çeşitlendi, zaman değişti, yaşanmışlıklar artmaya başladı ve her ne olursa olsun yazmak hep benimle kaldı. 

Rüyalarımı yazdım, hala yazıyorum. Günlükler tuttum, hala tutuyorum. İçimi döktüm, hala döküyorum. Sevincimi, heyecanlarımı, kırgınlıklarımı, sevgililerimi, dedikoduları, her şeyi ama her şeyi yazarak defteri deftere ekleyip büyüyorum.

Bu sabah da çalışma masama oturduğumda ‘teşekkür defterim’ ilişti gözüme. Bir dönem yazıyordum, hayatta teşekkürü borç bildiklerimi... Sonra buna, nedenini bilmediğim bir şekilde ara verdim. Ne zaman ki iki yıl önce hocalarımdan birisi ‘kendinize ait bir teşekkür defteriniz olsun’ dedi, o zaman anımsadım eski alışkanlığımı. İki yıldır, hiç ara vermeden yeniden yazıyorum hayata sunduğum teşekkürlerimi. 

Anımsamama, sahip olduklarımı görmeye, dikkatimi var olana çevirmeme yarıyor ‘teşekkür.’ 
Zihin hep eksik olana, gelmeyene, terk edene, alamadıklarına odaklanmayı seviyor olsa da tamamlanmış olana, gelene, aldıklarına, sana verilenlere odaklanmayı seçiyorsun aslında teşekkür ettiğinde.

Her gece, günü tatlı tatlı kapatmaya hazırlanırken yazıyorum teşekkür defterime... 
Sağlığıma, gördüklerime, sahip olduklarıma, o gün içinde yaşadığım bir tatlı duyguya ya da bir farkındalığa... 

Eminim senin hayatında da bir dolu şey vardır teşekkürü hak eden. Olan, olmakta olan her şeye, sana iyi gelen, sana iyi hissettiren her insana, her duyguya, her yaşanmışlığa içinden ya da dışından bir teşekkür göndermeye ne dersin? Sahip olduklarının kıymetini hep anımsamak için...