Ağırdır'dan dikkat çeken saptamalar!
Son Kale İzmir’de haberi yayınlanmıştı, dikkatli okurlar hatırlayacaktır; İzmir Düşünce Topluluğu dün bir online söyleşi düzenledi. İDT’den Engin Önen’in modere ettiği “Değişen Dünyada ve Türkiye’de Siyaset” başlıklı söyleşinin konuğu ise araştırmacı, KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’dı.
Söyleşide ele alınan konulara özetleyerek değinmek ve siyasi gelişmeleri değişen dünya ve ülkeyi de dikkate alarak izlemek isteyenlere pencere açmak istiyorum bu yazıda.
Dünya Yeni Bir Denge Arıyor
-Ağırdır, Batı ve İslam arasındaki krize parmak basarak yeni bir dengeye gereksinim olduğunun altını çizdi. Bu noktada ekleme yapmam şart; batının tek krizi “İslam” ile değil, aynı zamanda Çin -ki, batının şahı ABD nezdinde “sarı tehlike” olarak nitelendiriliyor- ile… Bu noktada da Hindistan ve Rusya’nın kontrolündeki -Türkiye de Kafkaslarla bağı ve Karadeniz üzerinden Avrasya’da kendisini hissettiriyor- Avrasya da güç dengeleri büyük önem kazanıyor. Hint ve Çin uygarlıkları, İslam uygarlığı yanında önemli uygarlıklar. Sonuç olarak öyle gözüküyor ki, gelecekteki denge Hindistan ve Avrasya orta bloku ile birlikte kurulacak bir batı ile Çin ve İslam arasındaki denge olacaktır.
.jpg)
Yerkürenin Ritmi Değişti
-Yerkürenin ritminin değişmesi, salgının da bunu derinleştirmesi karşısında bir “yeni normal” büyük önem kazandı. Bu da dünyanın da, ülkemizin de artık dijitalleşmenin, teknolojinin sarmalına girmesi ve bunu kabul etmesi demektir. Buna bağlı olarak değişen koşullarda siyasi açıdan da eskisi gibi olmak demode kalmak demektir.
-Bu doğrultuda zamandan ve mekandan bağımsız bir örgütlenme ve siyasi çalışma dönemi başlamaktadır. Dijital hayat ve sosyal medya şartların zorladığı bu yeni yönelimin başlıca araçlarıdır. “Fiziki örgütlenme geride mi kaldı?”, “Hız artık esas mı oldu?” gibi sorular gündemdedir. Bu noktada aklıma daha önce Odatv’deki yazılarımda işlediğim İspanya’daki Podemos, İtalya’daki Beş Yıldız, Yunanistan’daki Syriza gibi hareketler geliyor. Bu hareketlerin Türkiye versiyonu ortaya çıkar mı? Bunu zaman gösterecek.
Metropolleşme Yeni Siyaset Modelini Zorunlu Kılıyor
-Adaletsizlik ve yoksullaşma giderek derinleşiyor, kalıcı hale geliyor. Kır-kent farklılığının kaybolması, metropolleşme ile beraber kent yoksulluğu da çoğalıyor. Buna çare aramak, bulmak günümüz siyasetinin görevlerinden birisidir. Yerel dinamizm azalıyor, siyasetteki etkisi de… Sadece yerel seçimlerde yerel dinamik etkili oluyor, o da gittikçe azalarak… O yüzden yeni bir siyaset modeli geliştirmek gerekiyor. Metropolleşen ortamda yeni bir siyaset modeli şart. Şimdi artık komşuluk yok denecek kadar azaldı 160 daireli apartmanlarda ama buna karşılık online dayanışma var.
-Yerküre ile inatlaşmadan, bırakın inatlaşmayı uyumlu olarak, barışık olarak yeni bir üretim tarzı da zorunludur.
.jpg)
Kim Demiş Toplum Balık Hafızalı!
Birkaç izleyici sorusunu da yanıtlayan Ağırdır’a gelen sorulardan birisi mealen şöyleydi: “İktidardaki Ak Parti’nin onca dökülmesine karşın muhalefet partileri, muhalefetin en büyük partisi CHP neden ilerleme kaydedemiyor?”
Ağırdır, bu soruya yazılarımda işlediğim, televizyon programlarında ısrarla ve hep anlattığım şekilde paralel bir yanıt verdi “saçak” ve “ev” metaforu üzerinden. Özetle dedi ki, “Yağmur alan bir saçaktan kaçmak için daha sağlam bir saçak gerekiyor”. Ben de hep “otobüs ve şoför” metaforunu kullandım ki, aynı kapıya çıkıyor. Bilmem anlatabildim mi? Ya da bilmem, Ağırdır anlatabildi mi?
Yalnız eklemem gereken bir nokta daha var; Ağırdır, “Türkiye’de toplumun balık hafızalı olmadığını” öne sürdü ki, buna da katılıyorum. 1983 ile 2002 arasında beş partiyi “birinci parti” yaptı seçmen, bu toplum; dendi durdu, daha ne yapacaktı? Toplumsal bellek var, toplum bir şeyleri kaydediyor ve yeri geldiğinde hatırlıyor Ağırdır’ın da işaret ettiği gibi.
Online Canlı Söyleşiyi Kaçırdıysanız…
Bu arada, online toplantıya kendisi de başından bu yana İDT’de olan İzmir Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer de katıldı ve bir ara ekranda da yer aldı. Sonuç olarak izleyenler için son derece yararlı, öğretici bir online toplantı olduğunu söyleyebilirim. Ben de “söz uçar, yazı kalır” diye kaleme aldım. Online canlı söyleşiyi kaçıranlar bu yazıdan da yararlanabilir, İzmir Düşünce Topluluğu’nun Youtube hesabından da tekrarını izleyebilir.
