folkart, orion,

O ismiyle müsemma!

İzmir… Yaralı, mahzun, güzel İzmir…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, planını programını yapmış, ortak akıla başvurmuş İzmir için atağa geçmek üzereyken ayağının tozuyla orman yangınlarıyla karşı karşıya gelmişti. İzmir’in enerjisi bir süre yanan ormanlara gitti. Sonra salgın geldi; birinci ve şimdi ikinci, kimilerine göre örtülü ikinci pik sonrasındaki üçüncü pik. Bir de İzmir’i sallayan, Bayraklı’nın dört mahallesini yıkan ve genelde de yer yer ağır, orta ve hafif hasarlara yol açan deprem. Öyle ki, Büyükşehir Belediye binası bile depremden bu yana kullanılamıyor ve yıkım kararı alındı geçen hafta.

Kriz Belediyeciliği’nin Destanı Yazıldı

Soyer, ekibiyle birlikte, cansiparane çalışan belediyecilerle birlikte ormanlar için, salgın için, deprem için dayanışmanın kitabını yazdı adeta. Yetmedi, gönüllüler girdi devreye. Ne kiraz dalda kaldı, ne kimse çaresiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Soyer’in kaptanlığında “kriz belediyeciliği” nedir, ne değildir, ortaya koydu pratiğiyle.

Amasız, Fakatsız…

Dahası var… İzmir Büyükşehir, orman yangınlarını, salgını, depremi bahane yaparak asıl görevlerini de ihmal etmedi. Salgın döneminde sokağa çıkma yasaklarını fırsata çevirerek tarihinin en çok ve en nitelikli asfaltını döktü yollara. İZSU atağa geçti, hatlar yenilendi, bakımlar yapıldı. Narlıdere metrosu ilerledi, durmadı. Üstüne Çiğli tramvayı ihale aşamasına getirildi. Ne salgın ne deprem; Kemeraltı için hazırlık çalışmaları oldukça ilerledi ve hatta Havra Sokak’ta gündüz ticaret sürüyor, gece belediyenin altyapı çalışması… Bir yandan yıkılan binaların enkazı kaldırılıyor, bir yandan boşaltılan ana belediye binasının işlevi eldeki farklı binalara aktarılıyor ve hizmetin aksamaması için ne gerekiyorsa yapılıyor (İl Özel İdare binası da bu arada İzmir’in hakkı, Büyükşehir’e verilmeli).

Altı Boş Manşetler

Bunları neden hatırlattım?

Bir metruke var ki Başkan Soyer her hafta, hatta bazen haftada iki defa manşetinde! Birisi İzmir’e hitap ediyor güya! Hoş kimsenin de yüz verdiği, bayiye para verip aldığı yok ya… 2007’de devlet bankalarından verilen kredi ile alınan, sonra da kamu kaynaklarıyla beslenip ayakta tutulan ve işi gücü tetikçilik olan bu metrukenin tek işlevi, iktidara şu veya bu şekilde konsolide edilen kesimi marke edip kontrol altında tutmak. Bunu yapmak için de ne kadar zırva varsa manşetine taşıyacak. İri puntolarla atılan manşetlerin arkası boş, bomboş!..

Son Zırva

Son zırva ise Başkan Soyer’in ‘PKK sevicilerinden akıl alıyor’ olması! Neymiş, Başkan Soyer’in de katılımcısı olduğu ve İzmir’in sorunlarına çözüm arayan bir düşünce platformuna bazı HDP’liler de katılıyormuş.

1)HDP, anayasa ve yasalara göre faaliyet gösteren, 6 milyon yurttaşın oy verdiği bir siyasi parti değil mi?

2)Söz konusu metruke, iktidar Oslo’da yüksek memurlarını bizatihi PKK ile görüştürürken, Çözüm Süreci icra ederken, Habur geçişine müsaade edilirken acaba hangi manşetleri atıyordu?

3)İktidar HDP ile Dolmabahçe mutabakatını yaparken keza söz konusu metruke hangi manşetleri atıyordu?

İşine Gelince ‘Melek’, Gelmeyince ‘Şeytan’

Aklınızı başına alacağınız yok da ben yine de not düşeyim; HDP, sistemin içindeki bir parti olarak zaman zaman iktidar partisine zaman zaman da son yerel seçimlerde olduğu gibi muhalefete borda atarak “anahtar” misyonunu ortaya koymaya çalışıyor. Metrukeye sormak gerek; HDP iktidara yanaştığı zaman iyi de muhalefete yanaştığı zaman neden kötü?

HDP, iktidara yanaştığı zaman ‘melek’, muhalefete yanaştığı zaman ‘şeytan’!

Bir soru daha… HDP gibi bir parti sistemin içinde olmazsa, bu tablo yasadışı ve şiddete dayalı Kürt ayrılıkçılığı için bir motivasyon oluşturmaz mı?

Daha açık sorayım; o zaman PKK’ya prim verilmiş olmaz mı?

Bir de “topyekun mücadele” kavramını hatırlatayım malum metrukeye… HDP gibi bir partinin sistemin içinde bulunması, Kürt ayrılıkçılığıyla mücadelenin en önemli enstrümanlarından birisi değil midir?

Son olarak… Metruke bilmiyor mu HDP’nin TBMM’de grubu olduğunu, hazine yardımı aldığını, TBMM’de bir Başkan Vekili olduğunu ve kırmızı plakalı araç kullandığını… TBMM’de Cumhur İttifakı partilerinin grup başkan vekillerinin veya milletvekillerinin HDP’li Başkan Vekili’nden söz isteyip konuştuğunu…

Eee… Şimdi Cumhur İttifakı partileri o zaman HDP’lilerden ‘akıl mı almış’ oluyor?

XXX

Beyler, bu arada biliniz ki Tunç Başkan ismiyle müsemmadır.

Ve son bir nokta; Tunç Başkan’ın deprem ve ardındaki süreçte İzmir Büyükşehir olarak ortaya koyduğu performansı ve zarafet dolu işbirliği örneği iktidar mahfillerini bile hayran bıraktı. Metruke ise kör gözüm parmağına devam etti.

Bilmem anlatabildim mi?