Milli Ara Göztepe'ye Yaramış Ama...
Dört hafta sonra gelen galibiyet Göztepe için üç puandan çok daha fazlası...
Göztepe 9. haftada hem de deplasmanda Kasımpaşa karşısında üç puanı tam zamanında alarak oksijen çadırından çıktı.
Maçı dikkatle izledim; El Maestro'nun milli arada takımı iyi antrene ettiğini ve özgüven aşıladığını gördüm.
Demek ki çalışıldığında olabiliyormuş... O zaman istim tutturan bu takımın aynı tempoda çalışması gerekiyor. Yoksa dört hafta sonra gelen başarılı sonuç saman alevi olur.
El Maestro, dört haftalık başarısız periyottaki 11'de üç değişiklikle Kasımpaşa maçına başladı. Bu da futbolculara bir mesaj. Yalnız hep söylüyorum; gençlerden ve yerlilerden yanayım ama eksikleri olan Yalçın'a 11 oyuncusu muamelesi çekilmesine karşıyım. El Maestro'nun Yalçın'daki ısrarını anlamakta güçlük çekiyorum. Bu ısrarını sürdürecekse Yalçın'ın eksiklerini, zaaflarını gidermesi şart.
El Maestro'nun Tijaniç'i artık 11'e monte etmesini bekliyorum. Lourency'nin de katkısını daha çok almalı. Şut kısırlığı yaşayan takımda gollük şutlar çekme özelliğine sahip bu iki futbolcu iş yapar.
Yaratıcı özelliği olan, hareketli ve şutör Beykan'ın; ayrıca kumaşı olmasına karşın hazır olmayan Baku'nun da her an oynayacak şekilde uzun maratonda hazır hale gelmesini sağlayacak olan da El Maestro.
GÖZTEPE'NİN ZAAFLARI
Kasımpaşa karşısında çok istekli, arzulu, oynamaya ve kazanmaya teşne Göztepe'nin iki önemli zaafına dikkat çekmeden olmaz. Ki, bu zaaflar El Maestro'ya yazar.
Birincisi, Yusuf, Göztepe'nin sağ tarafını adeta felç etti ve El Maestro bunu 45 dakika sadece seyretti! İkinci yarıda bu tabloyu değiştirir, çare üretmiştir diye düşünürken Göztepe'nin yediği gol İkinci yarının başında buradan geldi. Yusuf'u durdurmanın iki yolu vardı; ya Murat göz açtırmayacaktı ya da Kasımpaşa'nın Yusuf'a attığı uzun topları kaynağından kesecekti. Oysa ne Murat rakibini marke edebildi ne de uzun toplar kaynağında kesilebildi.
İkincisi, özellikle ilk yarıdaki ağırlıklı olarak Halil'le ve ayrıca Dzenan'la gelişen etkili kontrataklardaki hücumda çoğalamamaktan dolayı skor tabelası Göztepe lehine değişmedi. Bir ya da iki adamla değil, orta alandan ve kenardan arka direğe koşu yapacak ilave isimlerle, dört beş adamla ceza alanında olamazsınız güzelim ataklardan sonuç çıkmaz.
Kasımpaşa maçındaki değerli bir gelişme şu oldu; Göztepe, Kaptan Halil'siz de maç kazanmış oldu ve bu da hem Halil'in üzerindeki aşırı baskıyı kaldıracak hem de takıma daha kolektif bir kimlik hususunda katkılı olacaktır.
Yalnız bu sezon Göztepe'nin en büyük zaaflarından birisi de hemen tüm maçlarda-ki, El Maestro dönemindeki 5 maçta da!- ilk golü hep kalesinde görmesi! Bir istisna, ilk golün atıldığı ama kaybedilen Altay maçı...
RAKİBİN ÇEKİNDİĞİ BIR GÖZTEPE...
El Maestro, belli ki Göztepe'nin en büyük zaaflarından biri olan defans güvenliğini çalıştırmış takıma, ancak şu ilk golü kalesinde görme olayına da bir son vermeli. Kurşun mu döktürecek ne yapacak bir çare üretmeli!
Göztepe camiası artık çekinen, korkan değil; rakibin çekindiği bir takım görmek istiyor. Cumartesi akşam tribünleri dolduracak taraftar Trabzonspor'u ısıracak bir Göztepe izlemek, desteklemek istiyor. Göztepe oynasın, mücadele etsin, sahada azami yardımlaşsın, şut çeksin, pres yapsın, ilk ve ikinci toplara girsin... O zaman sonuç ne olursa olsun takım tünele alkışlanarak gider. Göztepe için El Maestro'ya son notum bu cümle olsun.
