folkart, orion,
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Kılıçdaroğlu'nun o çalıştaydaki vizyoner konuşması!

Kılıçdaroğlu'nun o çalıştaydaki vizyoner konuşması!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geride kalan cumartesi ve pazar bir dizi programa katılmak için İzmir’deydi.

“Fütürizm-Apaydınlık Bir Gelecek”

Kılıçdaroğlu, pazar günü öğleden önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV) tarafından “Yeni Bir Siyaset, Toplum ve Emek Yüzyılı” temasıyla düzenlenen “Fütürizm-Apaydınlık Bir Gelecek” çalıştayına katıldı ve bir de konuşma yaparak sonrasında çalıştayın “Fütürizm, Bilim ve Kültür” başlıklı ilk oturumunu dikkatle dinledi. Kılıçdaroğlu’ndan önce TÜLOV Başkanı Prof. Dr. Nurettin Soyer ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’inde açılış konuşmaları yaptığı Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir’in moderatörlüğündeki ilk oturumda bir dönem Cumhuriyet’in Şişli’deki merkezinde aynı çatı altında olduğumuz Orhan Bursalı da konuşmacıydı. Yine Cumhuriyet’ten Özlem Yüzak’la da, “Gelecekte Ekonomi, Emek ve Siyaset” başlıklı ikinci oturumun moderatörü, CHP önceki dönem PM üyesi arkadaşımız Gülseren Onançla da çalıştay vesilesiyle bir arada olmak güzeldi. Bu arada çalıştaya CHP, İYİ Parti ve SP’den de üst düzey katılımlar dikkat çekti. Çalıştayda “Millet İttifakı” hissedildi.

Nurettin Hoca TÜLOV’u Aktifleştirmiş

TÜLOV’un şimdiki başkanı da bendeniz E. Büyükelçi, CHP önceki genel başkan yardımcısı Osman Korutürk’ün danışmanı iken 24. Dönemde milletvekili olan Prof. Dr. Nurettin Demir. Anlaşılan o ki, bir süre uykuya yatan vakıf Nurettin Hoca ile birlikte yeniden aktifleşmiş. İzmir’de böylesi bir vakfın olması önemli. İzmirli ilgililerin vakfa destek olmaları yerinde olacaktır.

Kılıçdaroğlu: “Yüksek Yetenek İnşası Sağlamalıyız”

Sözü Kılıçdaroğlu’nun çalıştayın açılışında yaptığı konuşmaya getirmek istiyorum. Hakikaten de vites yükselten genel başkandan çok vizyoner bir konuşma dinledik. Bir cümleyle özetlemek gerekirse, “Yüksek yetenek inşasını sağlamalıyız” dedi Kılıçdaroğlu.

Yazıyı Kılıçdaroğlu’nun vizyoner bulduğum konuşmasından iki paragrafla noktalıyorum ama Nazım’ın ünlü “Bugün Pazar…” dizeleriyle başlayan şiirini de konuşmasının bir yerinde metafor olarak kullandığını not edeyim.

“İnsanoğlu tekerleği 1 milyon yılda keşfediyor. 1 milyon yıllık çabanın sonucunda tekerlek keşfediliyor. Şimdi 21’inci yüzyıldayız. Her saniyede birden fazla buluş var. Biz kendi ülkemizde yüksek yetenek inşasını sağlayamazsak, hızlı büyüme, sağlıklı büyüme imkanını sağlayamayız. Bir ülkenin nüfusunun ortalama yüzde ikisi, zeki insanlardan oluşuyor. Bu insanlar toplumu sürükleyen, yeni buluşlara imza atan insanlar. Bunların korunması, her türlü sorunlarının çözülmesi lazım. Yeni olanaklar sağlanması lazım. İngiltere’de buharlı motorun keşfi, yüksek yetenek inşasını tamamlayan bir ülkenin elde ettiği başarıdır. Bugün yüksek yetenek inşası konusunda en büyük çabayı gösteren ülke Amerika Birleşik Devletidir. Dünyanın her yerinden en yetenekli insanları topluyor. Acaba bizim siyasetçiler bunun ne kadar farkında? Gençlerimiz kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarıya bağlıyorlar. En büyük kaybımız yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramasıdır.

“2. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’dan kaçan bilim insanları da bizim en büyük kazancımız olmuştur. Üniversitelerde tam bir çığır açmışlardır. Ve biz 1921’de, 1925’te, 1940’larda uçak imal eden, uçak ihraç eden bir ülke olduk. Üniversitelerimiz bilim üretmeye başladı. 12 Eylül, 15 Temmuz sonrası pek çok bilim insanının kanun hükmünde kararnamelerle üniversiteler dışında bırakılması, son derece ciddi bir kayıp. Üniversiteler bilgi üretecek ki, üretilen bilgiyi sanayici elle tutulur hale getirsin. Eğer üniversite bilgi üretemezse sizin büyüme şansınız yoktur. Üniversiteler gerçek anlamda birer üniversite mi? Bunun sorgulanması lazım. Bunu en başta yapacaklar siyasetçilerdir. Üniversite bilgiyi üretecek ama kaynakların çok iyi planlaması lazım. Planlamayı yapacaklar da yetenekli kişilerdir. Ve biz planlamayı da kapattık. Geldiğimiz nokta açısından içindeki dramatik tabloyu göstermek için söyledim bunları…”