30 Ekim 2021, 14.51 Bayraklı
Dün, 30 Ekim 2020'de, geçen yıl İzmir'in yaşadığı ve Bayraklı'nın Mansuroğlu, Manavkuyu, Adalet mahallelerinde göçük altında kalan 117 canın hayatını kaybettiği depremin ilk yıldönümüydü.
Vicdanım ve ayaklarım beni oraya götürdü dün. Yıkılan Rıza Bey Apartmanı önüne karanfiller bıraktık... Oradan da İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Öğretmenevi Parkı içinde yaptırdığı 30 Ekim Deprem Anıtı'na yürüdük ve saygı duruşunda bulunduk.
Törende İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın yanında depremzedeler adına Aysun Nacarfırat'ın konuşmalarını dinledik. Nacarfırat'ın konuşma metni umarım hükümet yetkililerine de ulaşmıştır, umarım dikkate alınır.
Nacarfırat'ın konuşması depremzedelerin, deprem mağdurlarının sessiz bir çığlığıydı. Depremden sonra Bayraklı'nın depremden en çok etkilenen üç mahallesini afet bölgesi ilan etmeyerek eşitsizliğe ımza atan hükümet depremzedeleri mağdur etmeyecek adımları atmak durumundadır. Atmazsa depremzedelerin ahını fena alır! Afet mağdurlarının ahı kimsenin ahına benzemez!
Törende yaşlı gözleriyle yakınlarını kaybedenler, evleri başlarına yıkılanlarla beraberdik. Gözlerimiz onlarla beraber yaşardı.
Depremde yıkılan binaların yerine yapılan deprem evlerini de ilk defa gördüm. Bakan Kurum, güya kaç kez depremden bir yıl sonra depremzedelerin evlerine gireceğini söylemişti! Şimdi de 2022'nin ilk çeyreğinden bahsediyor! Beş altı aylık bu sapma bile hükümetin İzmirli depremzedelere şaşı bakışını gösteriyor!
7 katlı binalar 5 kata indirilmiş, 100-140 metre karelik daireler 2+1 olarak 63 metre karelere indirilmiş, merkezdeki depremzedelerin bir kısmı rezerv alan diye dağ başına gönderilecek; bunlar da ayrı bir mağduriyet değil mi?
Üstelik depremzedelere konutları sözde maliyetine satılacak! Bu maliyetin kaç para olacağını kimse bilmiyor! Yani, depremzedeler yıkılan kendi evlerini ikinci kez satın alacak!
"Sosyal hukuk devleti" bu mudur diye sorma gel de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a!
Hepsi bu değil... Deprem bölgesindeki orta ve hafif hasarlı binalar ne olacak? İzmir Büyükşehir Belediyesi emsal artışlarını verdi, kararın Ak Parti ve MHP'nin muhalefetin karşın çıktığı meclis oturumunu izledim. Depremzedelerin temsilcileri de oradaydı. Kararı sevinçle karşıladılar.
Hükümet, bu binalar için düşük faizli ve geri ödeme süresi yüksek en az 500 bin lira kredi çıkarmalıdır. Ayrıca İzmir Büyükşehir'in orta hasarlı binalar için bulduğu dış kredi için Cumhurbaşkanı Erdoğan bekletmeden imzayı atmalıdır. Hükümet olmanın, sosyal devlet olmanın afet karşısındaki sorumluluğudur bunlar.
Dün, anma töreni sonrasında, akşam geçen yılki deprem anını düşündüm... 14.51'de İzmir Marina'da, marina danışmanımız E. Dz. Alb. Mehmet Tunç ile İZDENİZ'de birlikte paylaştığınız ofisteydik en üst kattaki. Ne yapacağımıza bir türlü karar veremedik, zayıf bir binanın içindeydik ve çatır çatır sallamıyorduk. Sonunda sarsıntı içinde aşağıya indik merdivenlerde sağa sola tutunarak. Çok uzakta Bayraklı deprem bölgesi gözüküyordu ve toz bulutunu yangın dumanı sanmıştık!
Ailelerimiz marinaya geldi Güzelyalı'dan... Ailece sağ salim bir arada olmak iyiydi. Ancak henüz Bayraklı'da kaç ailenin ocağının söndüğünü, kaç ailenin acı ayrılıklar yaşadığını bilmiyorduk.
Biz de az kalsın depremden çok kısa süre önce Mansuroğlu'ndaki bir daireye taşınıyorduk! Bu konuda evde ciddi bir tartışma yaşamış, eşimi zar zor ikna etmiştim bir süre daha Güzelyalı'da kalmak için. Yoksa depreme orada yakalanmış olacaktık. Ağır hasar aldığını düşündüğümüz dört blokluk Özkan Apt. üçüncü gün, 2 Kasım'da gördük ki ayakta. Sonradan "hafif hasar" raporu verildiğini öğrendik.
Bu konudan ilk defa dün bahsettim birkaç arkadaşa törende. Onca acının yaşandığı bir depremde kendi yaşadığımız bir "hiç"ti.
Bir de Hüsniye Hoca ve eşi geldi aklıma dün. İlkokul öğretmeni emeklisi bu çift 1992 Erzincan depreminde evleri başına yıkılınca İzmir'e gelip yerleşmişler ve bu kez de Bayraklı'da depreme yakalanmışlardı! Bir telefonla haberim oldu onlardan; arayan İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın müşaviri Hüsamettin Şanal'dı. Meğer deprem mağduru emekli öğretmenlerimiz onun akrabalarıymış... Evleri ağır hasar görmüş fakat bir yere yerleşememişler. Oysa Hilton ve Uzundere seçenekleri vardı. Hemen konuyu araştırdım, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ertuğrul Tugay ile temas ettim. Anlaşıldı ki öğretmenlerimizin evi yanlışlıkla hafif hasarlı olarak kayıtlara geçmiş. Ertuğrul Bey, 48 saat içinde Hüsniye Hocaları Uzundere'ye yerleştirdi, eşyalarını da donattı. Ben de gidip onları ziyaret ettim.
Tunç Başkan'ın dünkü konuşmasındaki bir müjde de Uzundere'deki depremzedelerin kalma süresini 5 ay daha uzatmasıydı. Çünkü hükümet bir yıllık sözünde duramamıştı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tunç Başkan, depremdeki tutumuyla her türlü övgüye değer. Arama kurtarmadan hızla çadırkenti organize etmeye; bir ay içinde depremzedeleri Bir Kira Bir Yuva-Hilton-Uzundere sosyal konutları ile sıcak ve güvenli yuvaya kavuşturmaya; evlerini eşya ile donatmak, Hilton'da üç öğün yemeğinden psikolojik desteğe kadar herşey yapıldı. Yapılanları saysak uzar gider...
Şimdi sıra yeni bir deprem olasılığına karşı, bir daha yaşanmadan önce yapılacaklarda... Deprem olduktan sonra herşeyin en güzelini yapmaktan artık depremden en az hasarla ve insan kaybı olmadan çıkılacak bir iklime geçmek için çalışmakta... Bu konuda Tunç Başkan adımlar atıyor, merkezi hükümet de İzmir'e şaşı bakmaktan vazgeçmeli artık. Deprem gerçeğine karşı sorumluluklarını, yükümlülüklerini yerine getirmeli. Türkiye’nin bir tane İzmir'i var.
Depremde kaybettiğimiz 117 canı bir kez daha saygıyla anıyorum.