İradenin direnci
19 Mayıs 2019 ile asırlar çağı açıldı. Biraz sonra 9. Kolordu Komutanı Karabekir Paşa’nın Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde olduğunu beyan etmesinin, Amasya Tamimi ile “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracak” vurgusunun, idam fermanlarının, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin asır dönümlerini yaşayacağız.
Sonra 2020, 2021, 2022, 2023 asırlarını yaşayacağız. İlelebet payidar kalacak Cumhuriyetimizin bugünlerini görmek en büyük mutluluk kaynağı elbette. Diğer yandan, asır dönümünü yaşadığımız önemli günlerimiz, oluşlar, olaylar, tavırlar bize dönüp yeniden Atatürk’ün kim olduğunu, nasıl davrandığını, neden diğer seçenekleri değil de yaptıklarını seçtiğini düşünme, sorgulama, anlama sorumluluğu da yüklüyor.
Bir asır önceyi bir asır sonrasına nasıl taşıyacağımız önümüzde yanıtlanması gereken bir soru olarak durmaktadır. Sayıları artan Atatürk biyografileri, kaynakçalı günlükler, Atatürk’ün konuşma ve yazışmalarından oluşan otuz ciltlik Atatürk’ün Bütün Eserleri gibi kaynaklar sürekli başvurmamızı gerektiren, kafa yormamıza olanak veren kaynaklar.
Kendimizin, ebeveynlerimizin adından önce Atatürk demeyi öğrenen bir millet olarak Atatürk’ü ve yaptıklarını çok doğal karşılıyoruz. Diyelim 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkması, Kongreler, Ankara’ya gidiş, Meclis’in açılışı, Sakarya Zaferi, Büyük Taarruz, 9 Eylül’de İzmir’e giriş, sonra arasız devrimler güneşin doğması, nehrin akması, denizin dalgalanması kadar doğaldır. Oysa tarihe şapka çıkartan bir büyük insanla, o insanı var eden ve var ettiğinin peşinden gitmesini bilen bir Milletle karşı karşıya olduğumuzu düşünmemiz, bu düşünceyle tarihin nasıl hat değiştirdiğini kavramamız gerek.

14 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın Nişantaşı’ndaki evine, akşam yemeğine davet edilir. Yemekten sonra, Cevat (Çobanlı) Paşa da olduğu halde, Sadrazamla yeni vazifesi hakkında görüşür. Kimi soruları kabalama yanıtlar ve evden ayrıldıktan sonra Mustafa Kemal ve Cevat Paşa arasında şu konuşma geçer:
- Bir şey mi yapacaksın Kemal?
- Evet Paşam, bir şey yapacağım!
- Allah muvaffak etsin.
- Mutlak muvaffak olacağız.
Şu birkaç cümlede Mustafa Kemal Paşa’nın, Çanakkale’de metrekareye binlerce merminin düştüğü siperlerdeki dimdik duruşunu görüyoruz. “Mutlak muvaffak olacağız” cümlesindeki kesinlik, Bandırma Vapuru'nun kömürü, Erzurum’a varan otomobilin mermisi, Ankara’da kendisini karşılayan Seymenlerin kılıcı, cephane taşıyan kağnının tekeri, 9 Eylül’de İzmir’e giren süvari birliğinin üzengisi; kısa iradenin direncidir.
Cumhuriyetimizi kuran ve kurtaran iradenin direnci savaşı değil devletini kaybetse de iradesini teslim etmeyen dirençtir. Şimdi o direncin asırlarını yaşadığımız bu günlerde o irade direncini daha iyi kavramak en büyük umut kaynağımız, en diri yaşam enerjimizdir.
Asırlarımız, asırlık bayramlarımız, asırlara sığmayan direncimiz kutlu olsun.