Karşıyaka'da 'Zafer' havası...
Karşıyaka’da değişen bir şeyler var.
İlk dört haftada, Teknik Direktör Burhanettin Basatemur, kendi kurduğu kadroyla sonuca gidebilecek bir sistemi ne yazık ki oturtamadı.
Şampiyonluk hesaplarıyla başladığı bir sezonda Kaf-Kaf, çeşitliliği olmayan tekdüze futboluyla tat vermiyordu. Rakip savunmayı bir türlü çözemeyen yeşil-kırmızılı ekibin, hep aynı duvara çarpan görüntüsü, oyuna yapılan yanlış müdahaleler yüzünden bir türlü değişmiyordu. İşte bu süreçteki sonuçsuz mücadelenin faturası 10 puanlık kayıpla, koskoca bir hayal kırıklığı olmuştu.
İşte o hayal kırıklığı, teknik kadroda kan değişikliğini zorunlu kıldı.
Burhanettin Basatemur gitti, Zafer Uysal geldi…
İşte Karşıyaka’da, bu değişikliğin ardından değişen bir şeyler oldu.
İlk dört hafta galibiyet sevinci yaşayamayan Kaf-Kaf, önce Kepez deplasmanından 3 puanla döndü. Ardından Türkiye Kupası’nda Afyon’u eledi. Sonra ligde hep kendisine ters gelen Eskişehir Anadolu’yu yendi. Üç galibiyetlik seri.
Zafer Uysal’ın elinde “sihirli değnek” olmadığına göre, değişen şey mantalite. Kadroda yapılan birkaç değişimden ziyade, Kaf-Kaf oyun anlayışıyla farklı bir havaya girdi. Sanki “Zafer havasına…”
Kepez maçını izleme şansım olmadı. Ancak kupadaki Afyon maçı ve ligdeki Eskişehir Anadolu galibiyetlerinde gördüğüm Karşıyaka, oyun içinde çeşitliliği olan bir futbol sergiledi. Daha yaratıcıydı. Kanatları da kullandı, ceza sahasına ortadan girme teşebbüsünde de bulundu. Nitekim, gol böyle bir denemede kazanılan serbest vuruştan geldi.
Karşıyaka artık kendini, sadece sağ kanattaki önemli kozu Erhan Öztürk’ün üzerinden gol pozisyonu üretmek zorunda hissetmiyor. Sol kanadını çalıştırıyor, rakibi cepheden de zorluyor. Bu değişim, oyun içinde yaratıcılığı arttırırken, rakibin önlem almasını zorlaştırıyor. Oyun içinde yapılan müdahaleler doğru ve yerinde.
Altay ve Bursa Yıldırım beraberliklerinin ardından “Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” bir şeylerin değişmesi gerektiğini yazmıştım. Gaziemir yenilgisi sonrasında yaşanan o değişim, Karşıyaka’ya iki haftada sadece 6 puan kazandırmadı. Kaf-Kaf’ı maç kazanamama psikolojisinden kurtardı, hatta 3 maçlık seri, takıma kazanma alışkanlığı getirdi.
Asıl önemli olan da buydu. İşte bu yüzden Karşıyaka, bu haftadan itibaren “Zafer havasına” girdi.
İlk dört haftada, Teknik Direktör Burhanettin Basatemur, kendi kurduğu kadroyla sonuca gidebilecek bir sistemi ne yazık ki oturtamadı.
Şampiyonluk hesaplarıyla başladığı bir sezonda Kaf-Kaf, çeşitliliği olmayan tekdüze futboluyla tat vermiyordu. Rakip savunmayı bir türlü çözemeyen yeşil-kırmızılı ekibin, hep aynı duvara çarpan görüntüsü, oyuna yapılan yanlış müdahaleler yüzünden bir türlü değişmiyordu. İşte bu süreçteki sonuçsuz mücadelenin faturası 10 puanlık kayıpla, koskoca bir hayal kırıklığı olmuştu.
İşte o hayal kırıklığı, teknik kadroda kan değişikliğini zorunlu kıldı.
Burhanettin Basatemur gitti, Zafer Uysal geldi…
İşte Karşıyaka’da, bu değişikliğin ardından değişen bir şeyler oldu.
İlk dört hafta galibiyet sevinci yaşayamayan Kaf-Kaf, önce Kepez deplasmanından 3 puanla döndü. Ardından Türkiye Kupası’nda Afyon’u eledi. Sonra ligde hep kendisine ters gelen Eskişehir Anadolu’yu yendi. Üç galibiyetlik seri.
Zafer Uysal’ın elinde “sihirli değnek” olmadığına göre, değişen şey mantalite. Kadroda yapılan birkaç değişimden ziyade, Kaf-Kaf oyun anlayışıyla farklı bir havaya girdi. Sanki “Zafer havasına…”
Kepez maçını izleme şansım olmadı. Ancak kupadaki Afyon maçı ve ligdeki Eskişehir Anadolu galibiyetlerinde gördüğüm Karşıyaka, oyun içinde çeşitliliği olan bir futbol sergiledi. Daha yaratıcıydı. Kanatları da kullandı, ceza sahasına ortadan girme teşebbüsünde de bulundu. Nitekim, gol böyle bir denemede kazanılan serbest vuruştan geldi.
Karşıyaka artık kendini, sadece sağ kanattaki önemli kozu Erhan Öztürk’ün üzerinden gol pozisyonu üretmek zorunda hissetmiyor. Sol kanadını çalıştırıyor, rakibi cepheden de zorluyor. Bu değişim, oyun içinde yaratıcılığı arttırırken, rakibin önlem almasını zorlaştırıyor. Oyun içinde yapılan müdahaleler doğru ve yerinde.
Altay ve Bursa Yıldırım beraberliklerinin ardından “Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” bir şeylerin değişmesi gerektiğini yazmıştım. Gaziemir yenilgisi sonrasında yaşanan o değişim, Karşıyaka’ya iki haftada sadece 6 puan kazandırmadı. Kaf-Kaf’ı maç kazanamama psikolojisinden kurtardı, hatta 3 maçlık seri, takıma kazanma alışkanlığı getirdi.
Asıl önemli olan da buydu. İşte bu yüzden Karşıyaka, bu haftadan itibaren “Zafer havasına” girdi.
