Prof. Üşümezsoy İzmir’deki Deprem Fırtınası İçin Ne Diyor?
İzmir bugün yine 4.4’lük depremle sarsıldı.
AFAD verilerine göre Urla’nın 40 km açıklarında ve 5,29 kilometre derinliğinde, 4,4 şiddetinde bir deprem yaşandı. Ben de depremi Güzelyalı’da ciddi biçimde hissettim. Evdeki eşyalar ve avizeler bayağı sallandı.
Geçen hafta da İzmir bir” deprem fırtınası” yaşamış, Karaburun-Midilli arasındaki açıklarda en büyüğü 5,1 olan 4,1 ila 5,1 büyüklüğündeki art arda depremler İzmirlilere korku dolu anlar yaşatmıştı. Ancak hemen not edeyim; 30 Ekim’de yaşanan ve maalesef başta Bayraklı olmak üzere İzmir’i derinden sarsan, 117 cana da malolan 6,9 şiddetindeki yıkıcı deprem sonrasında uzmanlar üç ay içinde çok sayıda ciddi artçı uyarısında bulunmuştu. Nitekim 100 gün geçti ve artçılar sürüyor. Geçen haftaki ve bugünkü depremi orijinal bir deprem mi yoksa artçı olarak mı görmek gerekir; bunu net biçimde ayırmak zor. Ancak şurası kesin ki, Samos ve Midilli arasında; Kuşadası, Seferihisar, Karaburun, Urla açıklarında ciddi deprem riski önümüzdeki süreçte açıkça görülüyor. Bu depremlerin 6 ve üzerinde olduğu takdirde İzmir merkezindeki “zayıf halkaları” Bayraklı’da olduğu gibi vurma ihtimali de yok. Bunu korkutmak için değil, yetkililerce süratle önlem alınması için not ediyorum. Mesele, depremden sonra enkazı çabucak kaldırıp yaraları hızla sarmak değil; mesele, kentin zayıf bina stokuyla dolu ve fay hattı üzerindeki ya da yakınındaki sıkıntılı bölgelerine deprem öncesinde çare üretilmesi.
Geçen hafta 08.20'de 4.1 büyüklüğünde meydana gelen depremi, 08.46'da 5.1, 08.47'de 4.8, 09.00'da 4.7 depremler takip ettikten sonra arkadaşım, jeoloji-deprem uzmanı Prof. Şener Üşümezsoy ile uzun uzun değerlendirmeler yaptık. O görüşmemizde, Üşümezsoy’un öne çıkan değerlendirmelerini İzmirlilerin dikkatine sunuyorum:
İZMİR’E YETERİ KADAR YIĞILMAYAN BİR DEPREM
“Bu sabah Midilli güneyinde olan 5,1 ve 4,1 arasında meydana gelen depremler daha önce 2016 yılında Midilli’nin hemen güneyinde olan 6,2’lik depremin olduğu fayın kenarındaki yani batısındaki Midilli’yi ikiye bölen fayla oradan da Sakız Adası’na doğru uzanan yanaltımlı fayla sınırlanan bir konumdadır. Bir konum 2016’daki 6,2’lik depremde güney doğu gidişli Midilli’nin güney kesimindeki hatta normal bir fay kırılmıştı. Buna karşılık olarak batı kenarında Midilli’nin ortasından Sakız Adası’na doğru giden yanaltımlı bir fay kırılmıştı. Bu deprem yanaltımlı fayın yani Midilli’nin ortasından güney batıya doğru uzanan depremlerde fayın batısındaki kesim, kuzeye doğru giderken; fayın doğusundaki kesim, güneye doğru alanda oluşan depremsellik Karaburun’un doğu kenarından kuzeye doğru uzanan kolda söz konusudur. Ama bu deprem daha çok Midilli’nin ortasından Sakız’da doğru uzandığı için İzmir’e yeteri kadar yığılmamıştır.
6 VE ÜZERİNDE RİSK GÖRÜLMÜYOR
Bu deprem, Karaburun içinden Midilli’nin doğusuna doğru uzanan fayda olsaydı Yeni Foça ve Karaburun’da ve İzmir’de çok daha fazla hissedilecekti. Bu fayın yanaltımlı bir depremde ve kısa fayda olması 6.0 büyüklüğünden daha fazla deprem yaratma potansiyeline sahip değil. Burada riskli olan bölge ise, fayın Midilli’nin güney kenarına doğru uzanan kesimde olan hattır. Orada bir aktiflik görmüyoruz.
Bölgedeki asıl aktiflik Sakız Adası’nın kuzey kenarından Midilli’nin tam ortasında bir körfez oluşturan hatta doğru giden bir alandır. O bölgeye çapraz gelen ise Midilli’nin tam güney kıyısında güney doğuya doğru uzanan ikinci bir koldur. Bunların ikinci kol yani normal olan fay daha önce kırılmış olduğu için bu kesim depremin etkisiyle transfer fayı dediğimiz faylarda oluşan bir depremselliktir.
İZMİR’DEKİ CİDDİ BİR BAŞKA RİSK
İzmir’de deprem riski taşıyan bölge ise doğu batı yönüne uzanan Narlıdere Çataldağı’nı biçen fay hattındaki risktir. Ama Samos depremi bu fay hattındaki stresi düşürmüştür. Hareketlilik Midilli Adası’nı ikiye bölen körfez boyunca ilerleyen bir fayda olmaktadır. Hem kuzeye hem de güneye inmektedir. Bu koy içindeki fay hattı denize ve kuzeye doğru giden yanaltımlı bir fay sistemidir.”
Üşümezsoy’un son yaşanan deprem fırtınasıyla ilgili değerlendirmesinden sonra “Narlıdere Çataldağı’na dikkat” derim. Ve eklerim; “İzmir’deki fay hatlarını ve yumuşak zemini dikkate alarak kenti büyütmek, var olan bina stoklarını yenilemek gerekir. Deprem, mutlaka bu kentin öncelikleri arasında olmalıdır. Hükümet ve yerel yönetim işbirliği kaçınılmazdır. Çünkü Türkiye’nin bir tane İzmir’i var. ”
