Ahmet Ümit ve Birleştiren Saat Kulesi
İzmir’de pandem yasaklarının kalkması ile birlikte kültür-sanat alanındaki adımlar çoğalıyor. Birbirini izleyen sergiler, festivaller geliyor. Uluslararası Edebiyat Festivali başladı ve bütün haftaya yayılıyor. Önceki gün akşam Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde edebiyat festivalinin “onur yazarları” Nedim Gürsel ve Ahmet Ümit’le birlikte olduk. İki onur yazarının, ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi 2. Başkan Vekili Suat Çağlayan’ın birbirinden ilgi çekici konuşmalarını dinledik.
Ahmet Ümit’in İzmir’de “onur yazarı” olmasına ayrıca sevindim çünkü onunla çok eski bir hukukumuz da var. Kendisi fakülteden yakın bir arkadaşımdır ve ondan sonra da İstanbul’daki yaşamın akılı içerisinde diyalogda olduk. Gaziantep’ten 1978’de İstanbul’a, Şişli Siyasal Bilgiler’e gelen Ahmet, şimdi artık ülkemizin önde gelen hatta dünyada da ses getiren ünlü bir yazar ve bu yanıyla onurlandırılmayı hak eden bir kalem. Ahmet Ümit eşiyle gelmişti Mustafa Necati KM’ye ki, Vildan da fakülte arkadaşımız. Okul döneminde başlayan beraberlikleri bir nehir gibi akıp gidiyor. Ortak köklerden beslenen duyarlılıklarla akıp giden dostluklarımız gibi… Ahmet, okul sonrasında rahmetli oyuncu, yönetmen Ali Taygun’la yakın çalıştı ve onun yanında pişmeye başladı, eli kalem tuttu. İlk öykülerini kaleme aldı. Bir de amatörce ortak arkadaşlarımızla birlikte çıkardığı hatta benim de yanılmıyorsam imza attığım “Hişt” dergisi sürecin hatırlıyorum uzun zaman öncesinden sisler arasında… Sonuçta Ahmet Ümit edebiyata gönül verdi, polisiyeye sardı ve bir yazar olarak sivrildi. Bizim Şişli Siyasal’dan edebiyat veya edebiyat dışı yazarlar da çıktı Ahmet gibi. Cezmi Ersöz, Ümit Kıvanç da edebiyat türünde eserler veren isimler. Bendeniz ve Merdan (Yanardağ), Necdet (Saraç) gibi edebiyat dışı yazarlar da var. Epeyce bir gazeteci ve medyada yazan isim de vardır bizden. Şimdi Sözcü’de köşe yazan Serpil (Yılmaz), harikulade Atlas dergisinin başındaki Nesibe (Bat), şimdi emekli olan Ceylan (Özerengin) gibi… Şişli Siyasal’ın ikliminin, birbirinden kıymetli Prof. Tanilli, Prof. Gürbüz, Prof. Güneş, Prof. Tümer, Prof. Aybay gibi hocalarımızın payı bunda büyüktür.
XXX

Konak Atatürk Meydanı’ndaki Saat Kulesi ve “Zaman Neyle Ölçülür?” sergisinden bahsedecektim ama İzmir’e yakışan edebiyat festivalinden bahsetmeden edemedim işin içinde Ahmet Ümit de olunca…
Sergi, İzmir Saat Kulesi’nin 120. yılına ithafen düzenlendi. Saat Kulesi’nin bendenizi en çok cezbeden tarafı ise 2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılını kutlamak için memleketin bazı önemli kentlerinde inşa edilen saat kulelerinden biri olsa da bugün artık çoktandır çağdaş İzmir’in simgesi de olmasıdır. Düşünün; 2. Abdülhamit ve bugünün İzmir’i… Demek ki, bu saat kulesi İzmir’i birleştiren, bir aradalığına katkıda bulunan bir simge olmuş çıkmıştır.
2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı şerefine 1901’de İzmirli mimar Raymond Charles Pere’ye yaptırılan İzmir Saat Kulesi’nin tik-takları, 120 yıldır çalışıyor. 120 yıllık saat kulesine açılan “Zaman Neyle Ölçülür?” sergisi ise 23 Ekim’de Kemeraltı Antikacılar Çarşısı’ndaki Ayzeradant Galeri’de açıldı. 11 sanatçının eserleri kasım ayı sonuna kadar görülebilecek. Serginin Kemeraltı çarşısında açılması ayrıca hoş bir olay çünkü bu gibi sanatsal etkinliklerle de şenlenecek tarihi çarşı. Hep söylüyorum; aksiyon şart!

XXX
Eminim, İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali Onur Yazarı Ahmet Ümit de bu sergiyi ve hareket ettiği fikri öğrense heyecan duyardı. O da muhtemelen benim gibi de bakar meseleye ve 2. Abdülhamit ile çağdaş İzmir’i buluşturan saat kulesine gülümseyerek bir selam çakardı. Kimbilir belki de İzmir Saat Kulesi ve Kemeraltı’nı fon alan bir polisiye bile yazabilir arkadaşım. Örneğin, 1926’daki Atatürk’e suikast bir roman konusu olamaz mı?
“Roman” ve “Ahmet Ümit” demişken, İzmir’de geçen ilginç bir olayın yazarımız tarafından roman konusu olabileceğini düşünmüştüm. O konuya bir daha bakıp yazarımızla paylaşmayı umuyorum.

XXX
Bu yazıya noktayı şöyle koyalım; İzmir’in aydınlık yüzünü oluşturan güçlerin siyasal etkinlikleri Cumhuriyet ya da Gündoğdu Meydanı ile sınırlı kalmamalı; etkinlikler, basın açıklamaları, açık havadaki sanat-kültür faaliyetleri İzmir Saat Kulesi’ni de içine alan Konak Atatürk Meydanı’na da taşınmalı. Bu konu önemli. Çünkü bu meydan giderek halktan koparılıyor. Bilmem anlatabildim mi?
