folkart, orion,

Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor?

Bir süreden beri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı ve başarılı bir iletişim çalışmasına yöneldiği görülüyor. Olağan karşılıyorum, çünkü “geliyor, gelmekte olan”. Evet, iktidar bloku erozyona uğruyor, muhalefet ise rüzgar topluyor. Cumhur İttifakı’nın palyatif, tuhaf ve çizgi dışı engelleme çabaları bu süreci değiştiremez. Bu da iktidarın sinir sistemini bozdukça bozuyor. Kılıçdaroğlu da bu süreci hesaba katan, Millet İttifakı’nın seçimi alacağını öngören bir “iktidar iletişimi stratejisi” izliyor.

Bugün bu yazı için bilgisayarımı açtığımda gazeteler önümdeydi ve Uğur Dündar’ın “Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Adayı Olacak mı?..” başlıklı yazısına göz attım.

Hızlı gireyim konuya ve soruyu şöyle sorayım; Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olmak istiyor mu?

Ancak bir ters köşe yaparak bu sorunun yanıtı için çok erken olduğu notunu düşeyim ve gündemdeki asıl sorunun başlığa çıkardığım “Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor?” olduğunun altını çizeyim.

Evet, Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor, ne yapıyor?

İlk Turda Kazanacak Bir Profil

Önce bir giriş: Millet İttifakı olağanüstü gelişmeler olmadıkça önümüzdeki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde devam edecek. Haliyle Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağına ittifakın liderleri birlikte karar verecek. Liderler birlikte karar verecek de tabii yapılacak kamuoyu araştırmalarından masalarına gelecek sonuçlara ve raporlara göre nihai kararı verecekler. Kimse kimsenin elini kaldırıp “İşte adayımız” demeyecek. Farklı kamuoyu araştırma kuruluşlarına yaptırılacak doğru örneklemli anketlerin bileşkesi bir ismi işaret edecektir. CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın da dikkat çekmek istediğinin bu olduğunu düşünüyorum. Tabii aynı zamanda şunu da söylemiş oluyorum; Millet İttifakı partileri her partinin kendi adayını çıkarması ve ilk tura bu şekilde girmesi formülünü unutsun! Ortak ve ilk turda kazanacak bir profille seçime girmek kaçınılmaz. Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’ı silkeleyip bire birde sandıkta devirecek bir isim olmalıdır.

Alan Düzenlemesi

Şimdi sorunun yanıtına geçebiliriz…  

1)Kılıçdaroğlu, AK Parti sözcülerinin kendisinin yarışa giremeyeceği tezviratlarına, minder davetlerine “hodri meydan” diyerek “CHP Genel Başkanı”nın Erdoğan’la yarışmaktan çekinmeyeceğini ifade etmiş oluyor. Makamını ve unvanını tahkim ediyor. Nitekim güçlü bir iletişim stratejisiyle etti de. Zaten bir süredir gündemi Kılıçdaroğlu belirliyor. İktidarın gazı kaçtı!

2)Kılıçdaroğlu kendisinin de aday olabileceği çıkışıyla, önceleri İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığını güçlü vurgularla telaffuz etmesinin önüne geçmiş oldu. Demek istedi ki, bir partinin genel başkanında adaylık kararı verirsek bu ben olurum. Nitekim, Akşener de cumhurbaşkanı adaylığına yönelmeyeceğinin işaretini “müstakbel başbakan” çıkışıyla vermiş oldu. Kılıçdaroğlu böylece amacına ulaşmış oldu.

3)Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara belediye başkanlarının olası cumhurbaşkanı adaylıklarına yeşil ışık yakmıyor intibası uyandırarak belediye başkanlarının kendi işlerine ağırlık vermeleri telkininde bulundu ve kamuoyuna belediye başkanlarının kentleri için çalıştığı mesajını vermek istedi. Zaten doğrusu da budur.

Halka Sormak En Doğrusu

Sonuçta, Kılıçdaroğlu da Millet İttifakı’nın diğer liderleri de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “mutlaka kazanmak” üzerine bir yarışa girmek isteyecektir. Türkiye, muhalefetin bir macerasını kaldıramaz. Türkiye, değişim iklimine girmiştir ve doğru özneyi beklemektedir. O özne de ciddi bilimsel araştırmalarla, kamuoyu ölçümleriyle liderlerin masasına gelecek ve birlikte değerlendirildikten sonra zamanı gelince kamuoyuna açıklanacaktır. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Meral Akşener, İlhan Kesici veya başkaları… Bendeniz için tek kerteriz en az üç güvenilir kamuoyu araştırma kuruluşunun anketinde de birinci çıkacak bir isim olması…

Bulgur, Pirinç Meselesi

Burada bir handikap, İstanbul veya Ankara büyükşehir belediye başkanlarından birinin anketlerde çıkıp aday olduğu takdirde meclis çoğunluğunun AK Parti’de olması ve belediye başkanlığının da bu partiye geçecek olması. Ancak gelmekte olan gelecekse, dimyata pirince gidilip o pirinç alınacaksa evdeki bulgurdan kısa bir süre için olursunuz, sorun değil. Nihayetinde kısa süre sonra yerel seçimler gelecek. O yerel seçimlerde AK Parti İstanbul ve Ankara’da daha fazla ilçe ve daha fazla oy kaybedecek, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.

Bir yanlış anlaşılma da olmasın; demek istemiyorum ki ille İstanbul ya da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarından birisi aday olsun, Kılıçdaroğlu olmasın; demek istediğim bütün opsiyonların kamuoyuna sorulması ve halkın işaret ettiği bir ismin liderlerin masasına gelmesi ve liderlerce açıklanması.

Türkiye, Millet İttifakı’na Güvenmek İstiyor

Millet İttifakı bu bağlamda kılı kırk yarmalıdır. Yanlış yapma lüksü yoktur. Türkiye, bir 5 yıl daha Erdoğan’ın fantezilerine, tek adam yönetimine tahammül edecek eşiği çoktan aşmıştır. Türkiye bir devlet ve yönetim krizi içindedir ve bu krizden çıkış için Millet İttifakı’na güvenmek istemektedir. Anketlerde gözüken yüzde 20’nin üzerindeki kararsız seçmen ise bu güvenin oluşmasında anahtar konumundadır.

Özel’in Güven Veren Çıkışı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son  yerel seçimlerde başarılı bir sınav vererek Türkiye’ye değişim için büyük moral verdiğini, özgüven aşıladığını hatırlatıp; yazıyı üstat Uğur Dündar gibi bendeniz de CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in Türkiye’ye yine moral veren şu sözleriyle bitireyim:

“Sizi temin ederim, cumhurbaşkanı adayımızı öğrendiğinizde şunu söyleyeceksiniz: Bunu ben değil de bulunduğu makamdan bu partinin kurucusu görseydi, duysaydı diyecek ki; işte benim Cumhuriyetimin 100. yılı, işte benim cumhurbaşkanım…”