folkart, orion,

"Değerli ikinciye de övgü gerek"

Türkiye, Çarşamba akşamı TFF 1. Lig Play-Off finalini izledi. İzmir, bir başka izledi. Çünkü finali İzmir’in iki köklü takımı Altay ve Altınordu oynadı. Süper Lig’e üçüncü bileti Altay aldı. Süper Lig’de en çok oynayan (41 sezon) sekiz takımdan birisi olan Altay’a başarılar diliyorum. “Türkiye’nin Altınordu’su” ise “gönüllerin şampiyonu” oldu. Samsunspor gibi güçlü bir rakibi geçerek finale kalan Altınordu 89. dakikaya berabere girerek hemşerisine karşı direnç koydu. Ancak o dakikada gelen golle eşiğine geldiği Süper Lig’e adım atamamış oldu.

“BAŞARI GELECEK”

Altınordu FK’nın önceki gün maçın ardından “#BaşarıGelecek” etiketiyle attığı iki tweet şöyleydi:

“Oyuncularımız,kardeşlerimiz, bu toprakların çocukları…

Terinizin son damlasına kadar mücadele ettiniz, hepinize yürekten teşekkür ediyoruz!

Önümüzde daha kazanılacak çok zaferler var!

Hiç durmadan devam: #BaşarıGelecek

Bu yolculuğun bir parçası olan herkese teşekkürler!

“Teşekkürler Altınordu.

Bu sezon her maç ilk 11’de en az dört özkaynak oyuncumuz görev aldı ve bu oyuncularımızın oynama süreleri en az yüzde 34 oldu.

Kendi evlatlarımıza güvenerek nerelere kadar gelebileceğimizi gösterdik.

Tebrikler takım!

Devam!#Başarı Gelecek”

XXX

Altınordu Başkanı Mehmet Seyit Özkan, görüş, düşünce ve değerlendirmelerini “Altınordu Arması Yediemini” sıfatıyla kulüp sitesinde yapar, yazılar yazar. Final maçı öncesindeki yazısını çoğunlukla anlamadı kimse. Oradaki ironiyi göremedi. Sanki Başkan Özkan, “Altınordu’nun Süper Lig’e çıkmak istemediği” gibi bir sonuç çıkardılar. Oysa, durum farklıydı. Mealen, “Çıkın,” diyordu başkan satır aralarında, “çıkın ama yine yerli ve altyapı ağırlıklı bir kadroyla mücadele ederiz, çizgimizden ödün vermeyiz.”

Başkan,  be defa finalin ardından kaleme aldığı yazıda “başarının geleceğini” müjdeledi. Başarıya inancını ortaya koydu. Zaten kulüpten atılan ve yukarıda yer verdiğim tweetlerde de bu inanç kuvvetle hissediliyor.

“POSTACI KAPIYI İKİ DEFA ÇALAR”

Özkan, bugün de kulüp sitesinde “Tebrik, teşekkür, ustalara saygı ve sitem”başlıklı bir yazı kaleme alarak hem finaldeki rakip hemşerisini kutladı, hem finale çıkan takımına emek verenlere, destekleyenlere teşekkür etti hem de bazı sitemlerde bulundu. Özkan’ın beş başlık altındaki yazısının altınız çizdiğim satırları şöyle:

“Tebrik: Öncelikle hemşehrimiz ve kıymetli rakibimiz Altay’a Süper Lig’de canı gönülden kalıcı başarılar dilerim. Genetiğinde Süper Lig kültürü vardır. Doğma büyüme bir İzmir’li olarak, eski “Büyük Altay” günlerine geri dönmesi ve İzmir’li futbolseverlere keyifli maçlar izlettirmesinden büyük memnunluk duyarım. Süper Lig tüm Altay camiasına ve taraftarlarına kutlu olsun.

Teşekkür: ‘Türkiye’nin Altınordu’su’ sloganımıza sahip çıkan ve ‘bizi biz olduğumuz için’ destekleyen milyonlarca sporsevere çok teşekkür ederiz. Bize gösterilen bu sevgi seline, bu müthiş desteğe layık olmak için aynı şekilde, hiç yolumuzdan sapmadan devam edeceğiz. 

Başta Hüseyin Eroğlu hocamız olmak üzere, Teknik, Destek, İdari ve Hizmet kadrolarımıza emekleri için çok teşekkür ederim. Çok çalıştılar, kenetlendiler, çok istiyorlardı, bu ilk seferdi, olmadı, postacı kapıyı iki defa çalarmış, yılmak yok, devam. Ağabey futbolcularımıza kardeşlerine çok iyi davrandıkları için ve ligin son dakikasına kadar akıttıkları ter için, emekleri için çok teşekkür ederim. Öz kaynak sporcularımıza çok teşekkür ederim. Bu sezon onlar için büyük tecrübe oldu.

Ustalara Saygı: …Ustaların içinde en fanatiği olduğum Büyük Mustafa (Denizli) idi.

Bize yıllarca resital yaptı.. Az oynardı, öz oynardı.. Her frikikte, her kornerde ayağa kalkardık. Hangi köşeye bırakacak aramızda iddiaya girerdik. Kaç tane santrforu gol kralı yapmıştır. Büyük sol ayaktı. Vurur gibi yapar sola çeker, sert muz ortasını yapardı.

Mustafa Abi’yi ‘Altay’ı Süper Lige çıkaran Antrenör’ olarak görmek çok mutluluk verici bir olay benim için. Mustafa Abi Altay’a olan manevi borcunu ödemiştir, çok güzel bir duygu.. Allah herkese helalleşmeyi nasip etsin..  

Dünkü maçın ustası ise Paixao. Şapka çıkarırım, helal olsun. Adam gol için yaratılmış. 89’da olmazsa 99'da atacaktı zaten.

Popülizme Küçük Bir Sitem: Yıllar önce Aykut Kocaman’ın çıkışını hatırladım; ‘İkincilere hiç mi yer yok!..’

Bu topraklar hep böyle ‘kahpe’ ve ‘nankör’ mü olacak!..

Altay Süper Lige çıktı, Allah gani gani yollarını açık etsin. Konuş, konuş, konuş..

Bir de Altınordu’nun misyonunun hakkını ver, Mustafa Abi’yi dünya alem biliyor, bir de orada ‘Ustalığa Geçiş’ seremonisine çıkan Hüseyin Eroğlu’dan bahset be kardeşim…

‘Hem yabancı oynatmadan, hem de 19-20 yaşında gençlere yer vererek buralara gelmek her babayiğidin harcı değil’ deyiver be kardeşim…

Hep tribünlere, hep tribünlere!

Kullan, at! Geriye hiçbir şey kalmasın. Gelenek, görenek, kültür ne ki!

Üretime devam: Altınordu Arması bu toprakların çocuklarına güvenmeye, onlara imkan sağlamaya, onları Avrupa’nın En Büyük 5 Ligi’ne ihraç etmeye yönelik çalışmalarına devam edecektir. Ülkesini seven, vefayı bilen, mesleğinin gereklerini yerine getiren ve İngilizce konuşabilen üst düzey dayanıklı ve hırslı futbolcular yetiştirmeye devam edeceğiz.  Anlık, günlük başarılara değil, sürdürülebilir kalıcı başarılara ulaşmak yolunda ilerlemeye devam edeceğiz.

Gelecek gençlerindir.”

XXX

“Altınordu Arması Yediemini” Özkan’ın yazısındaki arabaşlığa da aldığım “postacı kapıyı iki defa çalar” metaforuna dikkat çekmeden olmaz. Demek ki, Altınordu’nun hedefi gelecek sezon da “Süper Lig”.

Ne diyordum? “Süper Lig’de iki..üç..daha fazla izmir takımı”…

Peki ben Özkan’ın yazısının omurgasını oluşturduğu bu yazıyı neden kaleme aldım? Özkan’ın da parmak bastığı bir nedenle; ikincilere de yer olması gerektiği için. Üstelik farklı bir ses, farklı bir nefes, farklı bir renk olan ikincilere… “İyi birey-iyi vatandaş-iyi futbolcu” belgisini düstur edinen ikincilere…

Birinciyi yazacak çoktur. Popülizme inat bize de ikinciler kalsın.

Bu arada bitirirken bir sitemimi not etmezsem olmaz; Mustafa Denizli’nin çok sevinmeye hakkı tabii ki var; ancak onun yerinde olsam maç biter bitmez önce sahada çöküp kalan gencecik Altınordulu futbolcuların yanına gidip onları teselli eder ve finale kadar geldikleri için kutlardım. O tablo eminim ki çok anlamlı olurdu.