folkart, orion,

BUGÜNLERDE…

Yarından itibaren salgın yasakları yumuşatılıyor. Ancak bu millet yasaklar varken panikle erozyon derinleşmesin diye yapılan ve salgının pik yapmasına neden olan parti kongrelerini de bazı maçlardaki tribün kalabalıklarını da unutmayacaktır. Dün akşam örneğin, neydi o BJK kalabalığı tribündeki? Neydi o konvoy? Bütün bunlar olurken İzmir’in yöneticileri, TFF neredeydi? Bu sorular da sorulacaktır. Hiç de üstünden atlanacak sorular değil. İzmir’in yöneticilerinin de ortaya çıkan tablodan hoşnut olduğunu sanmıyorum. ‘Yukarısı’ yok mu, ah o ‘yukarısı’!...

“Şeker” mi “Ramazan” mı?

Efendim, “Şeker Bayramı”nı geride bıraktık. Geçmiş Şeker Bayramınız kutlu olsun. İnşallah önümüzdeki Kurban Bayramı olmasa da bir dahaki Şeker Bayramında salgın koşullarında değil, olağan bir bayram yaşanır. Büyüklerin eli öpülebilir.

Farkındaysanız “Şeker Bayramı” diyorum, “Ramazan” değil. Şunun için: Osmanlı’da Ramazan’ın arkasından gelen Şevval’in birinci günü başlayarak üçüncü günü biten bayrama “Iyd-i Said Fıtr” denirmiş. Türkçeye çevirirsek “Mutlu Oruç Açma Bayramı”. Halk arasında ise Şeker Bayramı da denirmiş. Ki, zaten Cumhuriyet’le birlikte takvime de adı “Şeker Bayramı” olarak geçti. Çocukluğumda ve ilk gençliğimde resmiyette de halk arasında da hep “Şeker Bayramı” dendi. Alamet-i farikası da bayramdaki şeker, lokum, baklava, kadayıf, kalburabastı başta olmak üzere tatlı ikramıydı. Bayram ziyaretine gidilirken de tatlı ya da çikolata götürülürdü hediye olarak. Hala bu gelenek sürmektedir.

Fakat 12 Eylül döneminde Amerikancı ‘Yeşil Kuşak’ politikası gereği Kenan Evren cuntası 1981’de çıkardığı bir yasa ile Şeker Bayramı’nı resmiyette “Ramazan Bayramı” yaptı! Bendeniz de “askeri vesayet”ten pek muzdarip iktidara buradan bir çağrı yapıyorum o halde: Bir 12 Eylül yasasını değiştirip Osmanlı’nın da Cumhuriyet’in de “Şeker Bayramı”nı yeniden resmiyete getirmeye ne dersiniz?

15 Mayıs 1919; İlk Kurşun

“Bugünler” demişken… Dün, 15 Mayıs 1919’du. Emperyalizmin desteğindeki işgalci Yunan ordusunun İzmir’e çıktığı ve aynı zamanda Hasan Tahsin’in düşmana İlk Kurşun’u sıktığı gün…Konak Atatürk Meydanı’ndaki İlk Kurşun Anıtı İzmirlilerin açtığı kampanya ile tamamlanıp 15 Mayıs 1974’te 6. Cumhurbaşkanımız Fahri S. Korutürk tarafından törenle açılmıştı. Korutürk, İzmir’i çok severdi. Açılış onun ikinci yurt gezisine denk getirildi. 6. Cumhurbaşkanımız henüz bahriye kurmay subayı iken, eşi ve çocukları da bazı yaz tatillerini Bornova’daki Madam Belhomme Köşkü’nde (Atatürk Kitaplığı) yaşayan kardeşiyle birlikte geçirmişlerdir.

16 Mayıs 1919; Bandırma Vapuru Samsun’a Doğru Yola Çıkıyor

Bugün, yani 16 Mayıs 1919 ise Mustafa Kemal Paşa’nın yakın kurmaylarının bir kısmı ve maiyetiyle birlikte İstanbul’daki Galata Rıhtımı’ndan Bandırma Vapuru ile Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Samsun’a hareket ettiği tarihtir. İlk kez anneannemden çok küçükken duyduğum lakabıyla “Sarı Paşa”, Güney Cephesinden döndükten sonra fakültemin iki bina yanındaki bugün Atatürk Müzesi olan evde 6 ay boyunca kurtuluşun ve kuruluşun planlarını yaparak yola çıkmıştır. Çok kararlıdır. Erzurum, Sivas kongreleri sonrasında 23 Nisan 1920’de Ankara’da BMM kurulur ve Milli Mücadele ivme kazanır. Şişli’deki o evin olduğu caddenin adı Gazi’ye atfen “Halaskargazi”dir. Mustafa Kemal Paşa’nın milletiyle çıktığı büyük yürüyüş 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da düşmanın bozgunu ve zaferle sonuçlanır, 9 Eylül’de de İzmir kurtulur.

Ve 19 Mayıs 1919

16 Mayıs’ı izleyen günlere dönelim… 19 Mayıs 1919’da ise üç günlük yolculuk sonrası Bandırma Vapuru Samsun’a yanaşır. Atatürk, o günü “doğum günü” olarak kabul eder. Büyük ulusal bayramdır, donatalım dört bir yanı bayraklarla… 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınızı da şimdiden kutluyorum.

O gün İzmir hem bayramı yaşayacak hem de …

“Hem de…”si güzel bir adım… Üç gün sabredelim İzmir’deki beklenen o güzel adımı görmek için.