BAZEN KELİMELER DÜĞÜMLENİR...
Bazen öyle olur ki konuşmak istersiniz, konuşamazsınız… Kelimeler düğümlenir boğazınızda… Bir acı, kilitler sizi…
O acı bazen can evinizde, dibinizdedir. Bazen de yakınınızda. Bazen bir dost, arkadaş, bir tanıdıkta.
Sözü Ziynet Sertel’e getirmek istiyorum. Değerli dost Atilla Sertel’in “Ziynet’im” dediği o sade, vakur, kıymetli eşine…
27 Mayıs’ta atan bir yürek, 28 Mayıs’ta toprağa verildi. Ziynet Hanım’ın kabri baştan başa çiçek kaplıydı. Çiçek gibi bir insandı kendisi de.
Onların yolu üniversitede, Ege Üniversitesi Basın Yayın’da (İletişim Fakültesi) kesişmişti. Orada başlayan aşk hikayesi evliliğe, çocuklara, torunlara kadar uzanmıştı. Hayat mücadelesi içerisindeki beraberlik İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına, TBMM’ye kadar uzanmış, kader ağlarını birlikte örmüştü.
Atilla Sertel’i eskiden İstanbul’dan İzmir’e geldikçe cemiyet başkanı iken kumpas davalarıyla içeride olan ortak arkadaşlarımız Mustafa Balbay, Tuncay Özkan için düzenlediği ve benim de katılıp destek verdiğim dayanışma eylemlerinde yakından tanımıştım. Sonra temelli İzmir’e geldiğimde eşlerimiz üzerinden ortak bir başka kaderi yaşadığımızı fark ettim. Bu defa artık o milletvekili ben de partili olduğum için sık sık karşılaştık toplantılarda, siyasi etkinliklerde.
Atilla Sertel’i değil, Ziynet Hanım’ı anlatmak istiyorum. Onları toplantılarda hep birlikte görmek güzeldi. Milletvekillerinin pek azını toplantılarda, etkinliklerde bir arada görürüz. Sertel çiftinin birlikte görünmesini kanıksamıştık, güzel gözüküyorlardı gözümüze. Selamlaşır, hal hatır sorar olduk giderek. Sosyal medya paylaşımlarından biliyorum; Sertel çifti İzmir’de de İzmir dışındaki seyahatlerinde de hep birlikteydi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de olabildiğince Neptün Hanım’la aynı karededir. Bunlar bir siyasetçi için her zaman artıdır. Uygarlıktır.
Bugün, Odatv’de ocak ayında, yaklaşık beş ay önce İzmir’deki Son Mühür’de yayınlanan bir yayının haberini ve görüntüsünü izledim. Semra İğtaç, Ziynet Sertel’i konuk etmiş. İyi ki etmiş, çünkü katıldığı ilk ve tek canlı yayın olduğunu öğrendim. O kadar içten, o kadar sade ve güzel konuşuyor ki…

“Her başarılı erkeğin arkasında…” diye başlayan bir söz vardır… Ziynet Hanım da mesleğinin aktivitesini eşine bırakıp, ona destek olup arka planda kalmayı bilen ama yine de gelişmelerden kopmayan bir kimlikti. Yaşamını yitirdikten sonra baktım ki hep sevgi biriktirmiş, insan biriktirmiş…Öncelikle eşinin, çocuklarının sevgilisi, baş tacı olmuş.
Atilla Sertel’e, evlatlarına bir kez daha sabır ve başsağlığı dilemekten başka bir şey gelmiyor elden.
Ziynet Hanım, sizi hep Atilla Sertel’in hemen yanı başında hatırlayacağım o sevecen, güzel bakışınızla. Ortak kaderimizin güzel insanı; o çiçekli bahçede huzur içinde uyuyun. Sevgi yalımları dolaşıp duracaktır etrafınızda.
