Sahi Koalisyonlar Geride mi Kaldı?
Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından düşürmediği bir cümle var: “Koalisyonlar geride kaldı.” Sahi, koalisyonlar geride mi kaldı?
Koalisyonlar “ortak hükümet” adıyla, Türkçe olarak hayatımıza ilk kez 1961 seçimleri sonrasında yeniden demokrasiye geçiş sürecinde girmişti. Askerin etkisine karşı, seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Adalet Partisi (AP)ile ortak hükümet kurmuştu. Böylece Türk siyasal yaşamı da daha çok batılı demokrasilerde görülen koalisyonla tanışmıştı.
Aslında uzlaşma ve demokrasi kültürü açısından Türkiye’de koalisyonu önemsiyorum. Nitekim 1961-2002 arasında, ilk koalisyon ile son koalisyona kadar, yani bir bakıma Ak Parti iktidarına kadar ara rejimler dışında parlamenter dönemin yarısının koalisyonlarla geçtiğini görüyoruz. Koalisyonlar döneminde Türkiye Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapabilmiş, ekonomik büyümeyi tek parti dönemlerine çok yakın bir grafikte sürdürebilmiştir. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül dönemlerinin ardından da hep koalisyonların gelmesi tesadüf değildir. Demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerin ardından demokrasinin restorasyonu CHP-AP, CHP-MSP, DYP-SHP hükümetleriyle, koalisyonlarla sağlanmıştır. (Türkiye’nin koalisyon serüvenini “Türk Siyasal Yaşamında Koalisyon” kitabımda ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde anlatmıştım. 1. Baskı Otopsi, 2004, 2. Baskı Cumhuriyet 2008, 3. Baskı Bigbang 2015) Kısacası, koalisyon “tu kaka” değildir. Demokrasinin bir gereğidir. Tek parti hükümeti gibi, iki veya daha çok partiden oluşabilen farklı bir hükümet biçimidir.
HA ALİ VELİ HA VELİ ALİ
MHP’nin enteresan ve ani şekilde ön almasıyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ucubesinde de koalisyonlar devam ediyor! Nasıl mı? Ha ali veli ha veli ! Şöyle: Koalisyonlar, seçim sonuçlarına göre şekilleniyordu. Seçim ve siyasi partiler yasası seçim öncesi ittifaklara izin vermiyordu. Ancak 1991’de RP’nin başı çektiği ittifak gibi hülle ile ittifak mümkündü. Yasa değişikliğiyle ittifaklara kapı açılıp 50+1 dönemine geçildiğinde durum değişti. Ancak fiilen koalisyonların önü kapanmış olmadı. Çünkü, ittifaklar da koalisyon gibi seçim sonrası değil ama seçim öncesindeki bir siyasi işbirliği. Bir yerde seçim öncesi kurulan koalisyon. Koalisyonla ittifakın tek farkı birinin seçim sonrası birinin seçim sonrası kurulacak olması.
ERDOĞAN’IN KOALİSYONSUZ YÖNETMESİ İMKANSIZ
Erdoğan ne kadar da örtse üstünü, şu anda memlekette bal gibi bir “koalisyon” var adı “ittifak” olsa da. Ak Parti-MHP, Cumhur İttifakı, yani koalisyonu söz konusu. Aslında koalisyonda kurumsal olmasa da BBP ve Perinçek’in VP’si de yer alıyor (Hatta BBP Genel Başkanı Destici, bu defa Cumhur İtitfakı’na kurumsal olarak katılmak istediklerinin altını çizdi bir nevi şart gibi).
İktidar koalisyonunun karşısında da bir muhalefet koalisyonu, yani ittifakı var. CHP, İYİ Parti, SP, DP bileşenleri geçen seçimdeki beraberliğini seçim sonrasında da sürdürüyor. Bu koalisyonun süreç içerisinde, seçimlere kadar DEVA, GELECEK ve belki başka partilerle genişlemesi ve seçime “güçlendirilmiş parlamenter sistem” ortak paydasıyla girmesi bekleniyor.
Bir de HDP faktörü var tabii bu koalisyonların (ittifakların) dışında. İki turlu seçim sisteminde HDP bir zamanlar MSP’nin olduğu gibi “anahtar” olabilir. Hatırlanacaktır; MSP ilk olarak CHP ile koalisyon kurmuş, sonra da AP’nin başını çektiği Milliyetçi Cephe (MC) koalisyonlarına girmişti. Tabii bu anahtar Erdoğan’ın sinirlerini bozuyor çünkü son yerel seçimlerde gözüktü ki kendisine iktidar kapısını açacak bir anahtar olmaktan çıkmış durumda.
Bir dahaki yazıda erken veya zamanında yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel milletvekili seçimlerindeki iktidar ve muhalefet koalisyonlarının adaylık perspektifini değerlendireceğim. Çünkü muhalefetin nasıl bir pozisyon alması gerektiğine ilişkin yaklaşımım netleşti.
Şöyle bitireyim; demek ki neymiş Sayın Erdoğan?... Koalisyonlar seçim öncesi şekliyle devam ediyormuş!.. Başka?... Tek başına, koalisyon kurmadan iktidara gelmeniz imkansız!.. Seçim anketlerinin hepsi söz birliği etmişçesine AK Parti’yi yüzde 40’ın bayağı altında gösteriyor.
