Anlayışlı iletişim
İletişim kurma yöntemlerimizin günden güne değiştiğini, her an yeni bir platformun içinde kendimizi buluverdiğimizi biliyoruz. Kullanıyoruz da her birimiz... Anlık mesajlaşma uygulamaları, görüntülü konuşmalar, ücretsiz sesli aramalar ve daha bir dolu uygulama sayesinde iletişimde çağ atlaya atlaya, yakında her birimiz birer ‘emoji’ olup çıkacağız!
Kendi adıma konuşayım, en zoraki iletişimi WhatsApp gruplarında yürütüyorum! O gruplardan ayrılmak, sevgiliden ayrılmaktan beter! ‘Zörrt!’ diye çıkıp gidemiyorsun mesela.
Biraz abarttığımızı, kendimizi haddinden fazla önemsediğimizi düşündürtüyor bu durum bana. İflah olmaz bir 80 kuşağı olarak durup da ‘bizim zamanımızda’ diye devam edecek değilim. Yeniliklere uyumlanmayı seviyorum üstelik. Ama verilenin tamamını almak zorunda hissetmiyorum. İşime yaradığı kadarı, sade dünyam için gayet yeterli bir doz.
Demem o ki mavi tik görmüyorsan karşındakini sinsi belleme! Son görülme saati kapalı olan birini ‘kesin bir iş çeviriyor’ diye yaftalama! Gruptan çıkan biri hakkında kalbini temiz tut! Mavi tik oluyorsa ve sana hemen yanıt yazmıyorsa kendi kendine kurulma! Çok acilse eğer söyleyeceklerin, aramayı dene. Açmıyorsa telefonu kızma! Biraz sabır güzel kardeşim, beklemeyi dene!
Onun da senin gibi özeli, eşref ve eşek saati, hayatı sessize alma hakları olduğunu anımsa! Her istediğin anda ulaşamayabilirsin, bunu travmatik tartışmalara dönüştürme! Kendini bir düşün. Her an aynı ruh halinde misin? Her zaman iletişime açık ve herkesle konuşmaya, yazışmaya can atar bir halde misin? Hiç mi kafanı dinlemek istediğin bir an olmuyor? Ya da herkese çağrı merkezi gibi 7/24 yanıt vermeyi mi en iyi yol sayıyorsun? Her şeyi bir kenara bırak, herkes seninle bire bir aynı mı olmak zorunda?
Teknoloji kolaylık, evet. Reddettiğim bir yerde durmuyorum. Üstelik o geliştikçe, işime yarayacak her şeyi kendim için ben de kullanıyorum. Yalnızca onun bu kadar gelişmesi, özel yaşamlarımızın işgal altında olması anlamına gelmiyor. Kimin ne yediğini, ne içtiğini, kaçta uyuduğunu görüyor olabiliriz ama tüm bunları kendi halinde yaşamak isteyenlere anlayışlı davranmamız gerekmiyor mu?
Bolca soru cümlesi yazdığımın farkındayım. Kesin ifadeler içeren bir tavırla yazmaktansa, herkesin kendi yanıtını vermesini daha objektif buluyorum çünkü. Böylece soru aynı olsa da yanıtların farklı olabileceği gerçeğini anımsayabiliyoruz. Bu da her birimizin farklı, bu farklılıkların da hayatın gerçeği olduğunu bir kez daha gösteriyor bize.
Peki ben durup dururken bu duruma neden yükseldim? Çünkü sık sık, sağlıklı iletişim kurabilen bireylerle etrafımızın sarılması ve ‘anlayış’ denen tatlılığın egoya yenilmemesini diliyorum da ondan... Hepimizin hayrına...
İletişimli günler dilerim; en anlayışlısından...
