Rengarenk bir takmız biz!
Milliyet’te Melih Aşık üstadın köşesinde dün gördüm; Kadın Voleybol Milli Takım Kaptanı Eda Erdem başarılarının sırrını şöyle anlatıyor:
“Rengarenk bir takımız biz; birbirinden farklı karakterlerden oluşan, her izleyenin kendisinden birşeyler bulabileceği, yakın hissedebileceği kadar çeşitliliği olan ama tek bir amaç altında biz olabilen, bir olabilen ve birbirini sevebilmeyi başarmış bir takımız biz.”
Eda Erdem’in sözleri bendenizi Mustafa Kemal Atatürk’e, Milli Mücadele dönemine götürdü.
Atatürk, Milli Mücadele sürecinde farklı kesim ve kümelerden oluşan Anadolu insanını bir potada topladı; bunun adı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oldu, bunun adı Kuvayi Milliye oldu…1919’da Samsun’a çıkıp Ankara’ya gelene kadar Erzincan Müftüsü Fevzi Efendi’yi de yanına aldı, Diyap Ağa’yı da… Hacıbektaş’a uğrayıp Cemalettin Çelebi’yi de aldı yanına, Ankara’ya vardığında Müftü Börekçizade Rıfat’ı da… Seymenleri de aldı, Efeleri de… Karadeniz uşağını da, Karayılan’ı da… Böyle başarıldı Milli Mücadele… Türkiye Cumhuriyeti böyle kuruldu. Böyle millet olduk. Kuzey, güney, batı, doğu, orta birleştik, Trakya da katıldı ve bugünkü “biz” olduk. Farklı yörelerin folklor oyunlarını sahnede izlemekten keyif alıyoruz. Bar başka, Balkan havaları başka, horon başka, zeybek başka, halay başka ama hepsi bizi ifade ediyor.
Eda Erdem’in değerli ve altı çizilecek sözlerini siyasete uyarlarsak, Atatürk’ten ilham aldığı aşikar.
XXX
Şimdi bakıyorum da fena halde keskinleşen iki kutuplu Türkiye’ye, belki de bilerek ya da bilinçaltında farkında olmadan Eda Erdem bir yol gösteriyor olmasın?
İktidar kanadı kutuplaşmayı daha da tırmandırma peşinde. Siyasi olarak buradan beslendiğini düşünüyorlar ama ya ülke, ya millet? Bu kadar keskin kamplaşma, kutuplaşma içindeki ülke üzerinde emelleri olanlar ellerini ovuşturmuyor mu sanıyorsunuz? Yunanistan hakkı hukuku olmadığı halde silahlanmaması gereken adaları silahlandırıyorsa, egemenlik hakları tesis edilmemiş adaları işgal ediyorsa, ABD uzun güney sınırlarımızda kendine bağlı bir aparat garnizon kuruyorsa, vb. bu neden sanıyorsunuz?
Millet İttifakı’nın değeri de burada; farklılıkları bir arada buluşturan ve aynı geniş şemsiye altına toplayan birliktelik olmasında.
Özal’ı iktidara getiren de 1983’te, hatırlayın, dört eğilimi bir araya getirebilme hüneriydi. Ne yapardı Özal? İki elini birbirine kavuşturarak havaya kaldırırdı ve öyle selamlardı mitinglerde seçmeni.
Aslında AK Parti’nin ilk döneminde olan da farklı değildi; farklı eğilimler partide bir aradaydı. Sonra ne olduysa oldu; önce sonradan terör örgütü ilan edilen o zamanki malum cemaatle kol kola girildi, sonra da bildiğimiz gelişmeler ve rabia işareti sürece egemen oldu, millet yerine ümmet bakışı öne çıktı. MHP’nin de buna nasıl katlandığı ayrı bir yazı konusu…
XXX
Benden söylemesi; millet aşırı kutuplaşmadan bıktı artık, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarını kutuplaştırmayı daha da derinleştirerek sürdürmesi olanaksız. Kim yağmuru geçirmeyecek geniş bir şemsiye açarsa millet orada toplanacak bu defa. Ve bakalım o geniş şemsiyenin bu seferki işareti ne olacak?
