folkart, orion,

Mustafa Kemal Paşa İzmir’e Ne Zaman Girdi?

Türk Kurtuluş Savaşı’nda İzmir’in özel bir yeri var. Bu eşsiz dünya mirasını, Kurtuluş’u anlatan T. İş Bankası patentli ve İzmir için özel eklemeler yapılan İstiklal Sergisi Kültürpark’taki Atlas Pavyonu’nda açıldı.Bir yıl açık kalacak olan sergiyi herkesin görmesini öneriyorum. Bendeniz geçen gün tesadüf etti ve Metin Uca’nın sunumu eşliğinde gezdim. Bir daha gidip çok daha vakit ayırarak gezeceğim. T. İş Bankası’nın davetlisi olarak sergiyi gezmek üzere İzmir’e gelen bir grup gazetecinin arasındaki kadim arkadaşım Serpil Yılmaz’la buluşmak için oradaydım ilk kez.

Seneye 9 Eylül’ün, İzmir’in Kurtuluş Bayramı’nın 100. Yılı. 9 Eylül seneye çok görkemli kutlanacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer Cumhuriyetin 100. Yılıyla ilgili bir marş beste yarışması açacak, 9 Eylül için ise 100. Yılda Kurtuluş Müzesi müjdesi verdi. Buradan büyük bestecimiz Fazıl Say’a sesleniyorum bendeniz de; İzmir’in kurtuluş bayramının 100. Yılı için bir beste ne kadar da anlamlı olur! Ve keşke o bestenin premiyeri de Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yapılsa!

Bu yazının asıl konusu 9 Eylül’den önce ve sonraki az bilinenler… Önce 31 Ağustos’a gidelim; 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Dumlupınar Zaferi sonrasında artık Mustafa Kemal Paşa’nın hedefi İzmir’dir, Akdeniz’dir! O gün, 31 Ağustos’ta Başkomutan iki bildiri yayınlar ve birincisi ordulara yöneliktir, Ahmet Yavuz’un “Başkomutan-Emsalsiz Lider” kitabından aktarıyorum:

31 AĞUSTOS: “ORDULAR!İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR. İLERİ!”

“Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun asli unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. (…) Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazarı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin akli kuvvetlerini ve kahramanlık ve hamiyet kaynaklarını müsabaka ile sarf etmeye devam eylemesini talep ederim..

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Bu bildirinin 31 Ağustos’ta yayınlandığını ve sloganlaşan veciz son cümlesinden de öte tamamının bilinmesini istedim. Çünkü yukarıda söz ettiğim istiklal Sergisi’nde “26 Ağustos Büyük Taarruz” ile özdeşleşen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın Kocatepe’deki resminin başlığında “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” yazıyordu.

2 EYLÜL: YUNAN KOMUTAN TRİKOPİS TESLİM OLUYOR

Yunan ordularına komuta eden general Trikopis, 2 Eylül’de teslim olmuştu. Onun bazı şahsi eşyalarını, kırbacını vb. İstanbul’daki Harbiye Askeri Müzesi’nde görmüştüm. Yavuz’un “Başkomutan” kitabında Trikopis’in esareti şöyle anlatılıyor:

“General Trikupis,Murat Dağı’nı aşarak Banaz-Uşak yoluna indiğinde, 2 Eylül günü General Frangos birliklerinin geriye sürülmüş olduğunu öğrendi. Teslim olmaktan başka çaresi kalmamıştı. Temas anında general Trikupis başlangıçta direnme emri verdi. Ancak askerleri bu emre itaat etmedi. Teslim olmak mecburiyet halini aldı. Bir tümen komutanına teslim olmak koşulunu ileri sürdü. 23. Tümen 69. Alay 1. Tabur Komutanı Yüzbaşı Nihat (Ok) kendisini tümen komutanı olarak tanıttı ve onları teslim aldı. Saat 17.30 sularıydı.”

Yunan generali bilahare Türk ordusu karargahına; Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşa’nın huzuruna götürülecektir.

9 EYLÜL: İZMİR KURTULURKEN HALKAPINAR’DAKİ SON DÖRT ŞEHİT

Ahmet Yavuz’un kitabından devam ediyorum: “Binbaşı Reşat komutasındaki 4. Süvari Alayı’nın, Halkapınar Köprüsü’nü geçen Yüzbaşı Şerafettin komutasındaki öncüsü iki bölük, Yunan ateşiyle karşı karşıya kaldı. En önde yaya yürüyen sekiz erden dördü şehit oldu. Bunlar son şehitlerimizdi. Üçünün kimliği belirlenebildi; biri isimsiz kahramanlar listesinde milletin bağrında kayıt altına alındı… (…) Üç şehidimiz ise Akşehirli Mehmet, Antalyalı Ömer ve Nevşehirli Ahmet’ti. Kadirşinas İzmir halkı anılan yerde bir anıt dikerek onların İzmir’in kalbinde her zaman yaşamasını sağlamış, ruhlarını ebedileştirmiştir.”

Geçtiğimiz 9 Eylül günü, APİKAM’dan Hasan Tahsin, 9 Eylül gazetesindeki köşesinde Halkapınar Şehitliği’nin durumunu yazdı ve İzmir Valisi Köşger ve Konak Belediye Başkanı Batur’un dikkatine sundu. Bendeniz de buradan bir daha hatırlatmış olayım. Gidip bir incelesinler, görsünler ve ona göre bir düzenleme yapsınlar son şehitlerin anıtına.

10 EYLÜL: GAZİ PAŞA KESİN ZAFERDEN SONRA İZMİR’E GELİYOR

9 Eylül’de İzmir kurtulmuştur, Mürsel Paşa durumu Ankara’ya rapor etmiş, Fahrettin Paşa Karşıyaka’dan Yüzbaşı Şerafettin'in bayrak çektiği Hükümet Konağı’na geçmiştir. (Üç yıl önceki 9 Eylül’de Zafer Yürüyüşü’nde Yüzbaşı Şerafettin’in yeğeni, E. Büyükelçi Akın Algan’la yürümüştük E. Büyükelçiler Şakir Fakılı ve yakın zaman önce kaybettiğimiz Mehmet Dönmez ile birlikte…)

Fakat İzmir’de sükunet tam değildir. 9 Eylül günü Halkapınar’da şehitler verilmiştir, kentte henüz Yunan birlikleri vardır. Düzen tam sağlanmış değildir. O yüzden Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İsmet ve Fevzi Paşa’lar kurtuluş olsa da kente inmemiştir. 9 Eylül akşamı Gazi Paşa yakın kurmayları ile birlikte Belkahve’ye intikal eden karargahta ilerleyen saatlere kadar marşlar, şarkılar söylemektedir.

Batı Cephesi Komutanı, 10 Eylül’de kentin sorumluluğunu ilk giren Süvari Kolordusundan alarak 1. Kolorduya verdi. 1. Ordu karargahı da Belkahve’den kente indi. Başkomutan da İsmet ve Fevzi Paşalarla birlikte 10 Eylül günü 14.00 sularında halkın coşkun tezahüratı altında ve sevinç gözyaşları arasında Hükümet Konağı’na giriş yaptı.

13 EYLÜL: İZMİR YANGINI

İngiliz emperyalizminin himayesindeki Yunan işgali bozgunla son bulup ölen ve esir düşenlerin dışındaki işgalciler kaçarken İzmir’de mukim taraftarları da evlerinde depoladıkları patlayıcı ve yanıcı maddelerle kenti ateşe vererek kendilerini bekleyen gemilerle karşı yakaya gittiler. Bugünkü Kültürpark, o yangının yerle bir ettiği mahallerde kuruldu. Kültürpark alanını da aşan büyüklükteki kentin göbeği denilebilecek kesim yerle bir olmuştu ve yeniden inşa edildi.

XXX

Yunanistan’ın ve arkasındaki emperyal güçlerin ağır yenilgisi sonrasında Yunanistan’da askerler yönetime el koydu. Kral yurtdışına kaçtı. İkisi başbakanlık yapan beş siyasetçi yanında Küçük Asya (Anadolu) Komutanı, Uşak’ta esir alınan Trikopis’in de bağlı olduğu Yorgo Hacıanestis kurulan askeri mahkeme tarafından idam cezasına çarptırılarak kurşuna dizildiler.