El Maestro'nun değil, Denizli'nin gecesi...
Dün akşam bir önceki Başakşehir maçına göre kıyaslarsam doğrusu El Maestro’yu da sahadaki takımı da beğenmedim. Fransızların bir sözü var; “Biz kediye kedi deriz”. Bendeniz de o söze katılarak kediye kedi diyorum.
Birbirinin Tersi İki Maç
Göztepe, yaralı aslan Başakşehir karşısında devreyi 1-0 yenik kapatmasına karşın 45 dakikada geriden gelip maçı 2-1 önde bitirmeyi başarmıştı. Bu başarıda El Maestro’nun yerinde ve zamanında oyuncu değişikliği hamleleri ile ilerideki dizilişi değiştirmesi, panik olmamak, oyun disiplininden ödün vermemek ve özellikle ikinci yarı boyunca oyuna kendini veren oyuncu sayısının çokluğu önde gelen rolü oynadı.
Aynı Göztepe, bu defa ikinci yarıya 1-0 önde başlamasına karşın maçı 2-1 geride tamamladı! Adeta bir önceki maçın kopyası yaşandı dün akşam Göztepe açısından! El Maestro’nun tek doğru hamlesi orta alanı güçlendirmek adına 1-0 öndeyken 46’da Baku’yu oyuna almak oldu. 1-1 iken yaptığı değişiklikler, panik yaşayan takımdan soğukkanlı ve dikine oynayan Tijaniç’i eksiltmek hataydı.
Denizli, Göztepe’nin kontratakla geleceğini, en büyük silahının bu olduğunu biliyordu ve Ndiaye ile Halil’e karşı önlemlerini önemli ölçüde aldı. El Maestro ise buna Soner’i daha çok öne doğru çekip ortadan denemelerle yanıt verdi. Soner dün akşamın Göztepe’de öne çıkan isimlerinden birisi oldu. Kaleyi bulan şutlar çekti, penaltıyı kolay gole çevirdi. Tijaniç’le iyi bir ikili oluştururlar zamanla diye düşünüyorum.
Altay’ın Kozu Ağır Bastı
Maçtan iki gün önce şunu yazmıştım, meraklısı arşivden bakabilir: Göztepe’nin kozu Obinna, Halil, Ndiaye ve İrfan Can; Altay’ın kozu ise teknik direktör Denizli. Nitekim, Altay’ın kozu ağır bastı. Denizli, ikinci yarıya sarı kartlı Murat yerine stoperde İbrahim’le başlayarak; 62’de Marko Paşa’yı dökülen Thaciona’nın yerine alarak yerinde ve zamanında hamleler yaptı. Kırmızı kart riskini ortadan kaldırdı, geriye yaslanan Göztepe’yi Marko Paşa’yı alarak dağıttı. Portekizli bir iki denemeden sonra Göztepe defansının ortasında topu önce yumuşatıp sonra da bir yarım rövaşata ile resital yaparken iki rakip stoper de seyrediyordu! Kappel’in birinci golünde de öyle; iki stoper de golü adeta en yakından izledi. Başakşehir maçında da yenilen golde özellikle sağ stoper Dino ortada yoktu. Türünç o kadar rahat vurdu ki voleyi, adama antrenmanda bile bu kadar rahat vurdurtmazlar! Kahraman henüz tam hazır değil, sanırım hoca dinamizmi, gücü ve çabukluğu yüzünden onu tercih ediyor ama dün yaptığı hatayı Dino kapatmasa maç 3-1 bitebilirdi. Topu kaptırınca rakibi kovalamak yerine ellerini dizine koyup kalakalması da çocukçaydı. El Maestro ya Atınç’ı daha tempolu, hızlı oynatmayı başaracak ya da Kahraman’ı pişirecek. Dün akşam önceki maça göre Göztepe’de bir olumlu farklılık; Başakşehir maçında hiç ileri çıkmayan stoperlerin ikisinin birden duran toplarda rakip kaleye gitmesiydi.
Yukarıda Başakşehir maçının koparılmasında çok sayıda oyuncunun ikinci yarıda bekleneni vermesinin başlıca etkenlerden birisi olduğunu not etmiştim. Dün akşam ise vasatın maç boyunca olmasa da ara ara bir parça üzerine çıkanlar Soner, Obinna, İrfan Can oldu. 1-1 iken maç böyle bitse diyen bir hali vardı sahadaki Göztepeli oyuncuların ancak 7 dakikalık uzatmanın yarısı olmadan film aleyhe koptu! Gereksiz geriye yaslanma pahalıya patladı. İrfan Can’ın konsantrasyonu ve soğukkanlılığı farkı önledi. Maçı kazanmak isteyen taraf kazandı diyebilirim. Eski Göztepeli Poko da Altay’ın ağır basmasında rol oynadı. Dün akşam Göztepe’nin en büyük zaaflarından birisi de sol tarafını adeta felç eden Cebrail ve Kappel’e önlem alamamasıydı.
Penaltılar ve Hakem
İzmir derbisinin hakemi de İzmir bölgesinden Halil Umut Meler’di. Altay’ın penaltısında tereddütsüz beyaz noktayı gösterirken haklıydı. Obinna gibi bir futbolcu Kappel’i indirmeye mecbur değildi, kalitesine ve oyun zekasına yakışmadı. Ancak aynı Meler Göztepe’nin kazandığı penaltıda pozisyon yine gözünün önünde cereyan etse de ofsayt çaldı. Uzun VAR incelemesi sonrasında beyaz noktayı gösterdi. Kısacası, Meler topu VAR’a attı! Buna hiç gerek yoktu. Altay defansı istemsiz bir hareketle de olsa Halil’i ceza alanında tekmeyle indirmişti. Hakemin ikinci büyük hatasını burada yazmayacağım, düşünsün ve bulsun. Maçın ilk yarısını sesli olarak bir kez daha izlesin.
