folkart, orion,

Üç Yeşil Zeytin ve Çağlayan’la Zeytin Sohbeti

“Geleceğe kalacak şiirlerin şairi” olarak tanımladığım Melih Ziya Sezer’in en aklımda kalan şiiri ki, oldukça eski şiirlerinden biridir, “Üç yeşil zeytin”.

Bunu neden hatırladım ve hatırlatmak istedim?...

XXX

Geçenlerde Prof. Dr. Suat Çağlayan’dan zeytinin serencamı üzerine bir konuşma dinledik. Zeytin üzerine bilmediklerimizi öğrendik, yer yer belleğimizi tazeledik. Arada bir sohbet havasına giren konuşmada ilginç ve konuyu zenginleştiren anekdotlar da geldi dinleyicilerden.

Anladık ki, zeytinin macerası on binlerce yıla uzanıyor. Yine anladık ki zeytinden zeytinyağı elde etme, depolama, saklama ve denizaşırı ticaretinin birkaç bin yıla uzanan bir serüveni var.

Dünya zeytin haritasını da gördük; zeytin ağacı Akdeniz’e özgü. Akdeniz’i çevreleyen ülkelere özgü zeytinde Türkiye de önemli bir ağaç popülasyonuna sahip ve önemli bir üretici. Dünyada ilk dört-beşte. Ancak zeytin bahçelerinin giderek turizm ve imara açılması nedeniyle risk altında. Zeytinyağının altın değerinde olduğu bir dünyada bu riski ortadan kaldırıp koruyucu önlemler alınması gerekiyor. Marmara, Ege ve Akdeniz’in ağırlıkla zeytin coğrafyası olduğu malum. Ayvalık, Akhisar gibi çok özel lokasyonlarımız var. Tek başına Akhisar zeytinimizin yüzde 30’u demek. Akhisar-Ayvalık yarışına başka lokasyonlar da katılırsa bundan ülke olarak çok karlı çıkarız. Sadece Akhisar’da 14 milyon iyi durumda zeytin ağacı var. 22 bin de üretici. 67 fabrikanın olduğu Türkiye’nin ilk ve tek Akhisar Zeytin ve Zeytinyağı Türevleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ne başka kardeşler gelse ne iyi olur. Örneğin İzmir’de de neden olmasın?

Yalnız, zeytinyağı ihracatımız “dökme”den çıkmalı. Markalaşmalıyız. Tekstil gibi, iplik ve kumaş bizden markalı üretim İngiliz’den, İtalyan’dan… Haliyle katma değeri olan ihracattan yoksunuz. Bunun için ambalajlı ihracatı, markalaşmayı özendirecek devlet desteği, teşvik şart. İşlenmiş, markalı ihracatta dünya pazarına girmek başlıca hedef olmalı. Bu da zeytin ve zeytinyağı üzerine ihtisaslaşmayı, başka organize sanayi bölgelerini gerektiriyor. Üniversiteyle işbirliği de önemli.

Zeytin sohbetinde gündeme geldi; ülkemizde şunun şurasında zeytinyağı kullanımı son 25-30 yılda yaygınlaşmaya başladı metropolleşmenin tavan yapmasıyla birlikte ve iletişim araçlarının artmasıyla… Yurttaşlarımız zeytinyağını gördü ve iletişim araçları vasıtasıyla kıymetini anladı. Haliyle iç pazarda da zeytin çeşitleri ve zeytinyağı revaçta artık.Türkiye’nin üretimde ve ihracatta yakın gelecekte “1 numara” olmaması için  hiçbir neden yok. Türkiye ekonomisinin önemli bir kalemi olan zeytine gözümüz gibi bakmalıyız kısacası.

XXX

Söz konusu toplantıda Prof. Dr. Çağlayan, bizzat kendi fotoğrafladığı yaşlı ve ilginç zeytin ağaçlarını anlattığı ve İngilizce kaleme aldığı “Me, The Olive Tree” kitabını da katılanlara armağan etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi-İZELMAN’ın yayınladığı kitap zeytine övgü niteliğinde. 1000 adet basılan kitap ilk defa Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi için İzmir’e gelen delegelere hediye edildi. İngilizce kaleme alınması bu nedenle.

XXX

Her ne kadar türkü “Zeytinyağlı yiyemem aman…” dese de aldırmayın, “Zeytin gözlüm sana meyşim nedendir” diye şarkıya bakın siz. Kalp ve damar sağlığı için, cilt güzelliği için, zindelik için zeytinyağına yakın durun. Ankara’ya, Kale’ye yolunuz düşerse de Koç’un kiracısı olan dükkanlardan Zeytinhane’ye bir uğrayın. Neden mi? Bu da sürpriz olsun.