Dünya neden yanıyor?

Aslında temel mesele sermayenin son 25 yılda hızla el değiştirmesi. Ülkemiz dahil dünyanın birçok yerinde bunca sancının, öfkenin, belirsizliğin, geçim sıkıntısının altında klasik sermayenin (silah sanayii, enerji sektörü, maden sanayii gibi) gücünü kaybedip yerini teknoloji sermayesine bırakması yatıyor. Bu değişim her devrim gibi sessiz ama şimdiye kadar görülmemiş biçimde hızlı.

Sanayii devriminin 1600’lerde başlayan felsefi, bilimsel ve özgür düşünce ile tohumlarının atıldığını ve 1900’lerde zirveye ulaştığını varsayarsak 300 yıllık bir dönüşüm sürecinden, 1900’lerin başından 2000’lerin başına kadar süren 100 yıllık elektronik devrimden bahsederken, son 25 yılda dünya ticaretindeki pay değişim hızını aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.

 

İşte bu gerçek siyaseti, eğitimi, ticareti, sanayii, insanı, devlet politikalarını kısacası yaşamın her alanını baş döndürücü hızla değişime zorluyor. Devletler, iş insanları, küresel ticaret ve toplumlar bu hızlı değişime haliyle ayak uydurmakta zorlanıyor. Teknolojik gelişimin bir sınırı olmayışından kaynaklı belirsizlik hissi krizi bir kat yukarı taşıyor. Peki hayatımızı ve dünyamızı bu kadar kolaylaştıran, buluşlarıyla bizi kendine hayran bırakan teknoloji dünyada işleri nasıl bu kadar kötüleştirebilir?

***

Cevap istihdam verilerinde; Klasik sermaye dünya istihdamının tabanını (mavi yakayı ve fiziki üretimi) beslemeye devam ederken, teknoloji şirketleri daha az insan gücüyle çok daha devasa finansal değerler üreten elit bir iş gücü havuzu yarattı. Kısaca son 25 yıl içinde para teknoloji şirketlerinde toplandı, bu şirketler klasik sanayiden çok daha az iş gücüne ihtiyaç duyduğu için klasik sermaye ayakta kalmak için işçi çıkarırken veya ücretleri kısarken, teknoloji sermayesi bu istihdamı yerine koymadı. Dahası yapay zekâ ile teknoloji şirketleri toplu işten çıkarmalara başladı. Bu işin bir yanı, diğer yanı istihdam türünün farklılaşması.

Artık klasik mavi yakalı yerine mühendis, yazılımcı, beyaz yakalı çalışan lehine bir değişim yaşanıyor. Değişim yeni başladığı için teknoloji sektörünün ihtiyaç duyduğu çalışan profili henüz yetişmedi. Dünyadaki hali hazırda insan kaynağı klasik sermayeye uygun bir eğitim modeli ile klasik sermayenin ihtiyaç duyduğu personel yapısını karşılayacak şekilde yetiştirildi, dolayısı ile mevcut donanımları yeni istihdam modellerinde kendilerine yer bulmalarını zorlaştırıyor. 

***
Aynı zamanda teknoloji farklı istihdam alanları da yaratıyor. E-spor, bilgisayar oyuncuları, yazılımcılar, Kuryelik, evde istihdam, e-ticaret alanında paketleme-hazırlama personelleri, sosyal medyada içerik üretenler ve çalışanları vs. birçok yeni istihdam türü ortaya çıkıyor. Bu değişim dramatik hikayelere neden oluyor. Günde 8 saat haftanın altı günü klasik sermayeye dayalı bir işte çalışan kişi asgari ücret kazanırken, bir influencer aylık olarak 10 asgari ücret kazanabiliyor. Çünkü teknoloji sektöründe biriken sermaye çok büyük dolayısı ile kazanç da büyük oluyor. Klasik sermayede pay küçüldüğü için kazançta küçülüyor. Öfke patlamaları birazda bu yüzden.
***
Bugün dünyada başlayan uluslararası savaşların temel nedeni de bu dönüşüm. Bu konuyla ilgili 1-1,5 yıl önce buradaki bir köşe yazımda uyarıda bulunmuş dünyada yeni savaşların çıkabileceğini yazmıştım. Başladı da. Sermayenin el değiştirmesi ticaret yollarını, kaynak ihtiyacını, kaynak türlerini değiştirdi.

Bu yollara ve kaynaklara sahip olmak için başlayan rekabet son yıllarda sıcak çatışmalara yol açtı. Ve altın kural yine devreye girdi; bir kriz başlarsa, savaş çözer. Evet klasik sermaye karını, istihdamını, gücünü korumak için her zaman savaşlara ihtiyaç duydu. Savaş demek silah ve mühimmat tüketmek demek, petrol tüketmek demek ve bu da sanayii üretimi demek. Ancak teknoloji sermayesi savaş istemiyor. Çünkü savaş olan bir yerde teknoloji pazar payı bulamaz. Savunma sanayii ile de yetinecek kadar küçük bir sektör değil.
***
İşte tüm bu değişim ve dönüşüm içinde hepimiz büyük bir belirsizlik ve mutsuzluk içerisindeyiz. Ama her devirde olduğu gibi gün gelecek bütün taşlar yerine oturacak ve yeni bir denge kurulacak. Çocuklarımız yeni sermayenin ihtiyaçlarına uygun olarak yetiştiğinde, eğitim ve öğretim sistemleri buna göre kurgulandığında istihdam sorunu da ortadan kalkacak. İş, geleceği doğru okuyup ülkeyi ve toplumu doğru yere konumlandırmakta. Dünya büyük bir değişim sancısı yaşarken aynı zamanda yüzyıllarda bir denk gelecek büyük fırsatlarda barındırıyor. Değerlendiren milletler önümüzdeki birkaç yüz yılın büyük güçlerinden olur.