folkart, orion,

AZİZ KOCAOĞLU ŞİMDİ NE YAPMAK İSTİYOR?

Aziz Kocaoğlu üç dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Aktif siyasete CHP Bornova ilçe yöneticisi olarak girdi. Sonra Bornova Belediye Başkanı oldu. Henüz ilk döneminin başlarındayken, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Piriştina’nın ani ve zamansız kaybıyla beraber Büyükşehir Meclisi’ndeki seçimle parti üst yönetiminin telkiniyle Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. İki dönem sonunda CHP üst yönetimi kendisiyle belki başka bir mecrada beraber yürümek üzere belediyecilik açısından yolları ayıracaktı ancak malum kumpas ve yargılamalar nedeniyle üçüncü dönem de devam etti. 2019 yerel seçimlerinden altı ay kadar önce düzenlediği basın toplantısında devam etmeyeceğinin altını çizdi. Aynı gün aynı saatlerde Bergama’da bir basın toplantısı daha vardı. Bergama’da iki dönemdir belediye başkanlığı koltuğunda oturan Mehmet Gönenç de artık Bergama’da devam etmeyeceğini deklare etti. Bu iki eş zamanlı basın toplantısı bir tesadüf değildi. Çünkü, Gönenç, Kocaoğlu’nun gönlündeki veliahtıydı. Zaten bu satırların yazarının kulakları daha da önce bizzat Kocaoğlu’ndan ağzından “Mehmet Gönenç” adını duymuştu. O zamanlar Habertürk’te olan şimdiki Sözcü yazarı fakülte arkadaşım Serpil Yılmaz’ın Kocaoğlu’na “Madem bırakıyorsun, kim gelecek*” sorusuna yanıtı “Gönenç” olmuştu. Hatta Yılmaz ilk defa duyduğu, tanımadığı isimden önce  aralarında “Tunç Soyer” de olan bazı isimleri tahminen saymış fakat olumsuz yanıt almıştı.

İnişi Tatsız Oldu

Kısa keseyim; Kocaoğlu’nun veliaht belirleme stratejisi çöktü ve CHP Genel Merkezi “Tunç Soyer” adını ön plana aldı. Strateji, büyük metropollerde başarılı ilçe belediye başkanlarını büyükşehir adayı gösterme üzerine kuruldu. Soyer de öncelikle vizyonu ve Seferihisar’daki iki dönemlik performansıyla adaylaştı. Bu süreçte  Kocaoğlu CNN’de katıldığı bir programda insicamını bozdu maalesef ve ‘dağıldı’! Bir zirveye çıkmak kolay değil ama orada kalmak da zor,  güzel inmek ve indikten sonra da gönül tahtında olmak da. Kocaoğlu, maalesef güzel inmedi. Oysa Kocaoğlu’nun niyeti ve siyasi tasarımı Gönenç’i Büyükşehir’e getirerek kontrolü devam ettirmek, kendisi de anladığım kadarıyla genel siyasete yönelmekti (Tabii “imza süreci” başlı başına bir sayfa. Oraya girmiyorum).

Bir Kenarda Kalmak İstemiyor

Bu geri planı vermeden Kocaoğlu’nun geçtiğimiz günlerdeki adımları anlaşılamazdı.  Son günlerde en çok aldığım soru “Aziz Kocaoğlu Şimdi Ne Yapmak İstiyor?” Nitekim soruyu başlığa çıkardım.

Kocaoğlu’nun bir kenarda kalıp torun sevmeye niyeti olmadığını biliyordum. Yapısı itibariyle siyasetin dışında kalmayı hazmedemezdi. Kent merkezindeki bürosunun ve temaslarının bir karşılığı olmalıydı. Fakat yeniden sahne almak için belli ki uygun zaman ve zemin bekliyordu. Konak Belediye Başkanı Abdül Batur ve Konak CHP ilçe başkanı Gruşçu’yu ziyareti, Kemalpaşa’ya uzanması; arkasından CHP Urla İlçe Başkanlığı’nı ziyareti ve hediye ettiği kitaplar dikkatleri haliyle üzerine çekti. Söz konusu ziyaretler tesadüfi değildi. Partililerin kimi sorularına da son derece dikkatli ve ‘politik’ yanıtlar verdi.

Katmanlı Bir Okumaya Açık

Memleket Partisi’nin kurulması ve İzmir’de örgütlenmesi ile eş zamanlı Kocaoğlu ziyaretlerini bir arada düşünmek durumundayız. Kocaoğlu CHP Genel Merkezi’ne belki şunu demek istiyor olabilir:

“Bana yeniden rol ver, Memleket Hareketi’ne baraj kuracak etkili aktör benim.”

Kocaoğlu’nun sadece bunu demek istiyor olamaz; attığı adımlar çok katmanlı bir okumaya açık. Kocaoğlu’nun çıkışı yukarıda da işaret ettiğim gibi sadece Memleket Partisi ile ilgili değil. Bir dahaki yerel seçimlere kadar (sen beni destekle ben de seni destekleyeyim) uzanan parametreler taşıyor. Yanlış anlaşılmasın; burada demek istediğim yeniden büyükşehir adayı olmak niyeti değil. Kocaoğlu, Kılıçdaroğlu’nun İzmir’deki yönelimlerini de dikkate alarak genel başkana “uygun adım” mesajı veriyor. Tabii, dikkate alındığı takdirde. Başka? Kocaoğlu, İzmir CHP’deki siyaset kümelenmelerini ve ‘boşluğunu’ da yakından izliyor.

İlk Düğme Doğru İliklenmezse…

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, İzmir’de Kocaoğlu dönemindeki gibi “tekelleşmeye” karşı bir denge zemini kurdu. Kocaoğlu’nun çıkışı bu dengeyi bozmaya, zorlamaya yönelik olmamalı. Bazı vurgularıyla soru işaretleri oluşturmamalı. İlk düğmeyi yanlış iliklediğinizi fark etmezseniz düğmeler baştan sona yanlış iliklenebilir.

Tabii bütün bunlar bendenizin okumaları, değerlendirmeleri… Umarım muhatap olduğum sorulara bir nebze de olsa açıklık getirebilmişimdir. Şunu da belirteyim; attığı adımlara asıl açıklık getirecek olan ise Aziz Bey’in kendisidir. Gelişmeleri bekleyip, göreceğiz.