folkart, orion,

Bir dilek tuttum; adı vicdan!

Neredeyse bir ay olacak Dalaman’da çıkıp Göcek’e sıçrayan yangın canımızı yakalı. Bu satırları yazarken o günü yeniden anımsıyorum tüm duygularıyla. Bu tip durumlarda böğrümün orta yerine oturan kaya ve tüm hücrelerimi ele geçiren çaresizlik duygusu hiç iyi hissettirmiyor. Elinden hiçbir şey gelmemesi ve yalnızca izleyici olma hali, o kayayı giderek büyütüyor insanın içinde. Yok olan ağaçlara, hayvanlara, canını zor kurtaran canlıların evsiz kalışına üzülmekten için şişse de tek yapabildiğinin izlemek olması burnunun direğini sızlatıyor.

Aradan biraz zaman geçiyor. Geçen o sürede unutmuyorsun, alışmıyorsun; aklının bir köşesinde hep duruyor insanlığın, ülkenin, gezegenin kaybettikleri. İnanmak istediğin ‘bu son olsun’ dileğine tutunuyorsun sonra. Diliyorsun kalbinin en derininden. Yaz aylarının iç burkan orman yangını haberleri yıllardır bitmemişken, bitememişken sen en insancıl ve en umutlu halinle ‘bu son olsun’ diyorsun. Hala...!

Yanan ormanların çığlığı kulaklarından gitmemişken kalbin bir de ‘ülkenin deşilen ciğerleri’ne, Kaz Dağları’na ağlıyor! Yine o çaresizlik hissiyle baş başa kalıveriyorsun. Birileri ‘altın’ diyor, ‘maden’ diyor; sen ‘yaşam’ diyorsun, ‘gelecek’ diyorsun. Birileri ‘para’ diyor, sen ‘doğa’ diyorsun. Aynı dili konuşmak, birbirini anlamak için yetersiz kalıyor.

Bitti mi sanıyorsun? Kalp ağlamaya devam ediyor! Türkiye’nin Maldivleri olarak anılan Salda Gölü’nün turkuazı geliyor gözünün önüne. ‘Bir dahaki görüşümde yine aynı güzellikte olacak mı?’ kaygısını taşıdığın bilmem kaçıncı yerden biri daha... İnsan gördüğü güzellikleri herkese anlatıp herkesle paylaşmak ister ya, artık paylaşmaya korkar oluyorsun. Kimse bilmesin, kimse duymasın deyip sakınmak istiyorsun çocuksu bir duygusallıkla. Bilirlerse, duyarlarsa canın yanıyor çünkü.

Tüm bunlar şu an gündemde olanlar. Saymaya kalksan kaç ağaç, kaç kıyı, kaç orman için sızlar burnunun direği. Bir ay içinde kaç kez vicdan dilersin kendi kendine, kaç kez umut edersin; bilinmez!

Umutlu tarafım zorlanıyor şu günlerde. İçimden öfke çıkıyor kimi zaman. Umudum zedelenince öfkeleniyorum çünkü. Karamsarlık eşiğinde öylece dururken umudun hep var olduğunu anımsatıyorum kendime. ‘Enseyi karartma kızım’ diyorum, ‘neden olmasın’ diyorum. Sonra bir dilek tutup adını ‘vicdan’ koyuyorum!