Asker Yangında Neden Yoktu?
Ülkemizin en uzun süreyle ve en fazla alanı saran, turizmin kalbi olan Marmaris, Bodrum, Manavgat gibi merkezleri yakan, 7 cana, onca mala, bütün bir bölgesel ekosisteme mal olan; turizmin yanında, çam balcılığını, küçük ölçekteki tarım ve hayvancılığı mahvederek yerleşim bölgelerine de sıçrayan orman yangınlarında askerin neden devrede olmadığı da merak konusu oldu. Homurdanmalar sonucu Milli Savunma Bakanı Akar bir ara 400 askerin devreye sokulduğunu belirtti, onların görüntülerini izledik. Çıkarma gemilerinden yangına su sıkılması ve İHA’larla yangın bölgelerinin belirlenmesi de söz konusu oldu. Ancak bu sınırlı adımlar dışında sahi asker neden ilk andan itibaren devrede yoktu?
EMASYA Kalkınca…
Bu sorunun yanıtı, askerin değişen yapısında ve işleyişindedir. Birincisi, Emniyet ve Asayişe Yardım (EMASYA) protokolü iptal edildi. Dolayısıyla askerin kendi inisiyatifiyle felaketlerde, doğal afetlerde devreye girmesinin önü kesildi.
İl İdaresi Kanunu’na göre vali ve kaymakamlar gerektiğinde askeri birliklerden yardım isteyebiliyor. Fakat siyaset kurumunun onayı olmaksızın bunu yapmaları mümkün değil. Siyaset kurumu, mevcut iktidar da meseleye şöyle bakıyor: Askere afet de olsa görev verirsem, arkası gelmez. Asker kışlasında otursun!
Top Vali ve Kaymakamlarda
TSK İç Hizmet Kanununun Tabii Afetlerde Yardım başlıklı 112. Maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Yer sarsıntısı, yangın, su basması, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerde” 7269 sayılı “Afetlerde Alınacak Tedbirlere Dair Kanun” uyarınca hareket edebileceği belirtiliyor. 7269 sayılı kanun da afet bölgelerindeki ordu ve jandarma birliklerinin komutanlarını vali ve kaymakamlardan istenecek yardıma göre yükümlü kılıyor.
Oysa Türkiye’de depremde, yangında, selde vb. ne zaman bir doğal afet olsa asker en önde koşardı. Emniyeti sağlar, can ve mal güvenliğinde inisiyatif alır, araç-gereç ve ekipmanlarını da seferber ederdi. Sahra Hastanesi ve mutfağı kurmaya kadar hizmette en önde olurdu.
İktidar hem askerin elini kolunu bağladı, asker geri plana atıldı hem de yerine sivil kurumları ikame edemedi. Yerel yönetimler ve yine iyi kötü Kızılay ve AFAD da olmasa durum daha da vahim olacak. Son yaşanan afetlerde bunu gördük.
Dahası, afetle mücadelede eşgüdümü sağlayan bakanlıklar arasında İçişleri, Sağlık, Enerji ve Ulaştırma Bakanlıları var ama Milli Savunma Bakanlığı yok. 3 Ocak 2014’te Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Türkiye Afet Müdahale Planı’nda yangınlara müdahalede ana çözüm ortağı İçişleri Bakanlığı yer alırken Genelkurmay Başkanlığı ise yangınlara mÜdahaleden sorumlu destek çözüm ortağı olarak gözüküyor.
Acil Müdahale Taburları Duruyor mu?
Başka bir husus daha var “asker ve afet” yan yana gelince; önceden Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Acil Müdahale Taburları vardı. Askerliğin altı aya inmesiyle birlikte ordu küçüldü, profesyonelleşti. Peki araç-gereç ve ekipmana da sahip bu eğitilmiş taburlar ortadan kalktı mı? İçişleri Bakanı vali ve kaymakamlara neden bunlardan yararlanma talimatı vermedi? Yoksa bu taburlar da lağv mı edildi?
İktidar Sınıfta Kaldı
Kısacası, siyasi kaygılarla iktidarın doğal afetlerde askerden yeterince yararlanma yoluna gitmemesi ve üstüne üstlük yangın söndürme uçağı gibi konularda da sınıfta kalması, askeri kışlada tutarken yerine yeterli ve dinamik, donanımlı sivil organizasyonlara gidememesi çok büyük handikap.
Ancak iktidar erkini elinde tutan Cumhurbaşkanı Erdoğan için ne gam! Ah o CEHAPE’li belediyeler! Bütün kabahat onlarda!
