folkart, orion,

Cambaza bak dümeni, başka bir şey değil!..

Yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı hem de gittikçe erozyona uğradığı bir konjonktürde, attığı finansal adımlarla memleketi türbülansa sokup alt üst edince daha da sendeledi ve erozyonun derinleşmemesi için çare aramaya başladı.

Döviz kuru artışı ve piyasada rakamların şaha kalkması alım gücünü düşürdü, asgari ücret artışı ve toplu sözleşme artışları enflasyonun artışıyla geride kaldı. Türk lirası eridi, küçük tasarrufçunun iyi gün kötü gün parası pul oldu! Gerçek enflasyon en az yüzde 50, devletin harç ve vergilerdeki artışı yüzde 36 ama TL bazındaki kur garantili mevduat faizi yüzde 17! Enflasyonla faiz arasındaki makas küçük tasarruf sahibine cendere! Enerji fiyatları uçmuş gidiyor! Emekliye ise yüzde 25,47 zam! Milleti, çalışanları, emeklileri enflasyona ezdiren, inim inim inleten bir iktidar ile karşı karşıyayız.

Çareyi Soylu Buldu!

Çareyi İçişleri Bakanı Soylu buldu! Bu gibi durumlarda dikkati asıl gelişmelerden uzaklaştırıp başka bir yöne çekmek ve kendi tabanını, siyasi bağlaşıklarını konsolide etmek için atılacak adım olarak “cambaza bak” planına başvuruldu!

Peki ne ile “cambaza bak” yapılabilirdi? Öyle bir figür bulunmalıydı ki, hakikaten de herkes asıl tabloyu bırakıp oraya baksın!

Aranan figür bulundu; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu!

Neymiş? Bir din adamları derneği varmış da oradan belediyeye gassal alınmış da mış mış mış… Hemen İçişleri Bakanı devreye girdi, belediyeye ‘teröristler’ dolmuş, müfettişler görevlendirilip soruşturma yapılacakmış!

Yahu belediyede ‘teröristler’ varsa bu bir idari soruşturma konusu mu olur? Olsa olsa adli kovuşturma konuş olur. Gerekirse idari kovuşturma arkadan gelir. Usul budur. Sonra, belediyede işe alınan her eleman savcılıklardan temiz kağıdıyla gelmiyor mu? Bu temiz kağıdını adliye, yani Adalet Bakanlığı vermiyor mu?

Velev ki (x) belediyeye veya (x) bakanlığa ‘terörist’ sızdı veya çalışan birisi işe girdikten sonra ‘terörist’ bir faaliyete karıştı… Bunu fark etmek, bulmak, gereğini yapmak istihbarat, emniyet, yargının işi mi, ilgili kuruluşun işi mi? (Tabii ilgili kurum fark ederse işten çıkarır ve adli makamlar nezdinde de gerekli girişimde bulunur, bu da ayrı)

Yahu Adalet Bakanlığı’nda onca yargıç, savcı; Emniyet’te onca polis müdürü, memuru; Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı onca general, amiral, subay, astsubay çıktı da terörist, ilgili bakanlar ya da bakanlıkların tüzel kişiliği soruşturma mı geçirdi? E, siz şimdi neden ve hangi haklı gerekçeyle bir yandan cambaza bak yaparken bir yandan da suyu bulandırıp bulanık suda balık avlamaya çalışıyorsunuz? Genelkurmay Başkanlığı’na ağzına kadar terörist sızmışken ve darbe yapacak kadar yol almışken, Genelkurmay Başkanı ‘esir’ alınmışken siz onu daha sonra terfien Milli Savunma Bakanı yapmadınız mı da şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef tahtasına oturtuyorsunuz?

İktidar Bloku Birbirine Düşüyor, Çatırdıyor

Bu arada AK Parti Genel Başkan V. Numan Kurtulmuş gibi sağduyu sahibi isimler de var ve onlar olayın sadece “cambaza bak” kısmıyla sınırlı kalmasını istiyorlar! Biliyorlar ki, İstanbullular İmamoğlu’nu önce 13 bin küsur farkla seçti, Cumhur İttifakı mızıkçılık yapınca tekrar seçimde fark 800 bin küsura çıktı! Maazallah ola ki İmamoğlu görevden alınıp yerine kayyum atanırsa bu kez otomatik olarak Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı olur ve R. T. Erdoğan’a seçimde değil 800 bin küsur, birkaç milyon fark atar!

Kurtulmuş gibiler şunu da hesaplıyor tabii ve diyorlar ki; “Şimdi kayyum atarsak adam kahraman olur ve önünde duramayız” ve ekliyorlar; “İyisi mi kayyum yoluna gitmeyelim, hem aralarındaki adaylık gerilimi artsın hem de İmamoğlu aday olursa zaten koltuğuna bir AK Partili oturacak.”

Anlaşılan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerindeki nahoş hesaplar iktidar blokunda ciddi bir gerilime neden oluyor. İktidar Bloku’nda, yani Cumhur İttifakı’ndaki küçük ortak MHP’nin genel başkanı AK Parti içindeki kimi figürlere ateş püskürüyor!

Yıllar önce kaleme aldığım birkaç yazıda iktidar blokunda er geç bir çatlama olacağını ancak bunun kısa ya da orta değil, uzun vadede gerçekleşebileceğini gerekçeleriyle izah etmiştim. İşte şimdi artık uzun vadeye gelindi ve iktidar bloku yavaş yavaş çatırdamaya başladı bile. MHP ve AK Parti’deki kimi kesimler arasındaki gerilim bir yana, BBP’deki bölünme ve gelişmeler de bunun göstergesi. AK Parti’de ise Soylu’nun bu kadar öne çıkmasına karşı tepki giderek içten içe artıyor, kazan kaynıyor.

Bu Dümenler, Numaralar Cumhur İttifakı’nı Kurtaramaz

İktidar gemisi gittikçe su alıyor, erozyonu palyatif cambaza bak dümenleri, numaraları da kurtaramaz. Yeter ki Millet İttifakı kendi içinde kavi kalsın ve seçmenin güvenini kazanmak için adımlarını çoğaltsın. “Ben iktidara hazırım” mesajını daha güçlü versin. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı kim olursa olsun kazanacağı iklim memlekette yerleşsin. Günü gelince Millet İttifakı bakar, hangi isimle yarışa girerse avantajlı olacağını belirler. Kılıçdaroğlu mu, İmamoğlu mu, Akşener mi, bir başkası mı, kararını ölçüp tartıp ince eleyip sık dokuyarak verir. Bu noktada Millet İttifakı’nın şimdiden milletvekili adaylıkları üzerinde de çalışıp parlamento çoğunluğunu da en elverişli sayı ve üstünlükle alması için titizlikle durmayı ihmal etmemesini öneririm. Parlamento çoğunluğu da, oluşacak parlamentonun “onarım parlamentosu” niteliğine haiz olması da çok önemli.

Seçmene de bir çift sözüm var; hiç merak etmeyin, Cumhur İttifakı paşa paşa gidecek; öyle İstanbul tekrar seçimi, 2015’teki genel milletvekili tekrar seçimi gibi vb. atraksiyonlar yaşanmayacak. Türkiye, inşallah AK Parti muhalefetini tadacak. Türkiye muhtemelen yeni iktidar ve yeni muhalefet işbirliğiyle de iyileştirilmiş-güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçecek.