İZMİR ART AKŞAMINDA…
İzmir’e 1977’den bu yana İstanbul’dan gelir giderdim. 1996’dan itibaren bir İzmirli kadınla yaşamımı birleştirince tabii bir ayağım hep İzmir’de oldu. İstanbul’da üniversiteyi beraber okuduğumuz 20 civarında arkadaşımın tamamı okuldan sonra İzmir’e geri dönünce şaşıp kalmıştım onları bu kadar çeken ne diye bu kentte! 2016’dan bu yana ise yaklaşık 6 yıldır temelli İzmir’de yaşıyorum. Arkamda doğma büyüme bir İstanbul ile bir ölçüde Ankara’nın da birikimi olunca İzmir’e daha çok ve daha farklı, geniş bir pencereden katkıda bulunma fırsatım olduğunu söyleyebilirim.
İzmir Kültür-Sanatta Vites Yükseltiyor
Sözü kültür ve sanata, İzmir Art’a getirmek istiyorum. İzmir’e temelli yerleştiğimden bu yana ve özellikle Tunç Soyer’in belediye başkanlığı döneminde İzmir bir “kültür ve sanat kenti” olma yolunda önemli mesafeler elde etti. İzBBŞT’nin kurulup faaliyete geçmesi, Sinema Ofisi, pandemide sanatçılara verilen destek, artan festival ve sanat-kültür etkinlikleri, kente kazandırılan Mustafa Necati Kültür Merkezi gibi mekanlar kültür-sanat yaşamını zenginleştirdi kentin. İsmet İnönü SM de baştan aşağıya yenileniyor ve İzmir’in tiyatrosunun ana üssü olacak. Öncesinde dışarıdan gelen kaşe etkinlikler ağır basıyor, davetiye ya da biletler kapanın elinde kalıyordu. Kendi adıma adeta boğuluyordum İzmir’de kültür-sanat açısından. Var olan az sayıdaki kıymetli etkinliğin bilgisine ulaşmak da ayrı bir sıkıntılı işti.
.jpg)
“Tunç Başkan Bir Şey Yapıyor, Geliyorum”
Önceki akşam tanıtım müziklerini Hayko Cepkin’in yaptığı, Yekta Kopan’ın sunduğu, Başkan Soyer’in de değindiği gibi bana ilk etapta visitizmir’in kültür-sanat versiyonu gibi gelen İzmir/Art’ın tanıtımındaydım. İzmir’den çok sayıda kültür-sanat insanı da oradaydı. Burada hemen bir not düşeyim; bu kadar incelikli bir etkinlik için daha incelikli bir mekan tercih edilebilirdi. Umarım bu nottan ilgililer bundan sonraki benzer etkinlikler için yararlanır. Başkan Soyer ve eşi Neptün Soyer ile birlikte Başkan Vekili Mustafa Özuslu, belediyenin hemen tüm üst düzey bürokratları, Kültür eski bakanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi 2. Başkanı Suat Çağlayan, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta, İKSEV Başkanı ve Avrupa Festivaller Birliği Başkan Yardımcısı Filiz Eczacıbaşı Sarper, Eren Aysan, Zeynep Altıok, gazeteci dostlarım Deniz Sipahi, İdris Akyüz, Vecdi Sayar, Kılıçdaroğlu’nun kültür başdanışmanı ve Büyükşehir Meclis Üyesi İsmet Orhan, Hayko Cepkin, Cezmi Baskın, Nebil Özgentürk de tanıtımdaydı. Oyuncu Baskın’a oynadığı dizi ile ilgili takılmadan edemedim; hakikaten yayındaki oynadığı yan rol neredeyse başrolün önüne geçecek’ İlçe belediye başkanlarından sadece iki kadın belediye başkanına rastladım ki dikkat çekiciydi; Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ciritoğlu Sengel ve Karaburun Belediye Başkanı İlkay Erdoğan. Zülfü Livaneli de katıldı. Kız kardeşinin cenazesinin ardından ikinci kez bir araya geldik bu vesileyle. Zarif konuşmasından bir bölüm şöyleydi:
“Son zamanlarda sık sık İzmir'e geliyorum, 'niye' diyorlar. Diyorum ki ‘Tunç Başkan bir şey yapıyor, geliyorum’. Benim manevi protokolümde çok önemli yeri olan bir insan, kültür dostu, ilerici. Liderliğini destekleyerek ve hararetle yakından izliyorum, güzel şeyler oluyor. İnsanları, ülkeleri birbirine yaklaştıracak olan sanattır. Bağımsız sanatçılar zorluk içinde, hayatta kalabilme mücadelesinde. Kendilerine alan açılması lazım. Bu alan ancak yöneticiler sayesinde açılabilir. İyi ki bizim büyük şehirlerimizde böyle belediyeler var, iyi ki Tunç Soyer ve bu belediyemizin güzide ekibi var. Hep birlikte İzmir'in sanata ve kültüre verdiği önemi taçlandırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.”
“Eksikliği Hayatımızı Çölleştiriyor”
Başkan Soyer’in konuşmasındaki ana fikir ise şöyleydi:
“Kültür ve sanat, cehaletin önünde bir engel. Birlikte yaşamamızı keyifli kılan bir enstrüman. Eksikliği hayatımızı çölleştiriyor, çoraklaştırıyor, bizi yoksullaştırıyor. Ben işin demokrasi boyutunu paylaşmak istiyorum. Demokrasi, beş yılda bir sandığa gitmekten ibaret değil. Demokrasi birlikte yaşama kültürü, birlikte yaşamanın hukuku, birlikte yaşamanın güzelliğidir. İnsanlığın bulduğu en büyük inovasyondur. Ne oldu da bugün bütün dünya popülist ve otoriter iktidarların altında yaşıyor? Demokrasinin zafiyetlerinden mi acaba? Böyle olduğunu düşünmüyorum. Demokrasinin erdemlerinde, zenginliğinde bir zafiyet yok. Demokrasinin insan topluluklarıyla buluşmasında, kullanılan araçlarda zafiyet var. Onun için demokrasiyi dijitalleştirmek mecburiyetindeyiz. İzmir Art, kültür sanat üretiminin ve bu üretimin insanlarla buluşmasının dijitalleştirilmesidir. Bütün arzumuz; bu çoraklaşan, çölleşen iklimimizde kültür sanatta yeniden nefes almak için daha çok insanı kültür sanat üreticisiyle, onların ürettikleriyle buluşturmak.”
İzmir Art, Şu…
İzmir Art’ı tanımlamak gerekirse, İzmir Büyükşehir’in paydaşlarıyla birlikte çok genel olarak kültür-sanat üreticileri ile onların ürettiklerini en geniş kentli kesimiyle buluşturmayı amaçlayan dijital bir platform. İnteraktif bir platform olarak tasarlanan İzmir Art, İzmir’in kapsamlı ve güncel sanat envanterini içeriyor. İzmir Art’ta etkinlik takvimi, sanat haritası, sanal sergi platformu, makale, inceleme, eleştiri, röportaj, sanat rotaları ve çevrim içi etkinlikler yer alıyor. Tüm sanat üreticileri, kurumlar ve mekanlar sisteme üye olarak İzmir Art içerisinde kendine ait bir alan yaratabiliyor. Bu sayede her bir sanatçı eser ve faaliyetlerini tek bir noktadan paylaşabilme imkanı bulacak.
İzmir Art, İzmir’in sanat gündemini, ulusal ve uluslararası alana taşımakla beraber dünyadaki sanat etkinliklerini de İzmir'e ulaştırıyor. İzmir’e gelen tüm ziyaretçilere rehberlik ediyor. Platforma “www.izmir.art” üzerinden ve mobil uygulama olarak akıllı telefonlardan “İzmir. Art” adıyla ulaşılabiliyor.
Yaşasın! Bundan böyle İzmir Art uygulamasına bakıp bize göre ne var ne yok kültür-sanat alanında, görebileceğiz. Mutlaka o gün, o akşam, o hafta sonu bize göre bir şey olacağından eminim o geniş platformda. Kısacası, İzmir Art, İzmir’in kültür-sanat kenti olması yolunda önemli bir adım.
Bir İki Nokta
Fakat… Bu yazıya noktayı koymadan önce bir noktaya parmak basmazsam olmaz! İzmir Büyükşehir Belediyesi, anlıyorum ki bütün önemli kültür-sanat etkinliklerini kent merkezindeki salonlarda yapmamalı. Örneğin, edebiyat festivalinin önemli bir ayağının Karabağlar’daki yeni Mustafa Necati KM’de olması güzeldi. Sınıf arkadaşım Ahmet Ümit ve Nedim Gürsel onur ödüllerini orada aldılar. Buca’da, Bornova’da, Karşıyaka’da, Balçova ve Narlıdere’de de İzmir Büyükşehir’in önemli etkinlikleri pekala yapılabilir. İlla ki her şeyin AASSM’de veya İzmir Sanat’ta, yapılması şart değil. Bunu şunun için söylüyorum; insanlar kenardan merkeze gelmiyorsa zaman zaman da siz kenara taşıyabilirsiniz etkinlikleri. Bazı festival etkinliklerinin, ayaklarının metropol dışındaki ilçelere taşınması gibi…
İkinci bir nokta daha var; İzmir Büyükşehir’in kültür-sanat etkinlikleri ne kadar duyurulabiliyor? Son olarak Balkan Festivali’nin ve 5. İzmir Mizah Festivali’nin bazı etkinliklerine katıldım ve göreceğimi gördüm! Burada daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim ama gördüklerimi en üst katla paylaşacağımı belirteyim. Çünkü artık farklı olmalı, farklı bakılmalı.
İzmir Art, İzmir’in kültür-sanat yaşamına hayırlı olsun.
