folkart, orion,

Dış politikada manevralar var da...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, neyin olmayacağını gördükten sonra neyin olacağına bakmaya başladı! İhvan çizgisindeki yönelimler yüzünden Türkiye bu arada neler kaybetti, ne gam!

Ortadoğu’daki Adımlar

Tehlikeli yalnızlıktan çıkmak için yapılan manevralar, atılan adımlar son dönemde dikkat çekmeye başladı. BAE başta olmak üzere Mısır, İsrail ile ilişkilerde görece de olsa karşı tarafın temkinli olduğu bir ilerleme göze çarpıyor. Karşı taraf temkinli, çünkü, AK Parti’nin yönettiği Türkiye dış ilişkiler alanında ‘tehlikeli’, ‘güvenilmez’ devlet damgası yedi! Başka devletler arasında arabulucu olan Türkiye, birbiriyle savaş halinde olan devletlerin birbirleri nezdindeki temas noktası olan Türkiye, o devletlerin hepsiyle makas açmış durumda şimdilerde. Örnek mi? Suriye ile İsrail arasında arabulucu Türkiye idi. Irak-İran savaş halindeyken Türkiye üzerinden temas ediyordu. İki taraf da Türkiye’ye güveniyordu çünkü.

Hep söyledik; çok sorunlu olunan devletlerde bile diplomatik teması korumak gerektiğinin altını çizdik. Şam da dahil olmak üzere Tel Aviv ve Kahire’de karşılıklı olarak büyükelçi teatisinin yararını yineledik durduk.

Neyse… Şimdi Suriye ile de istihbari ve askeri seviyedeki diyalogun diplomatik seviyeye çıkmasını bekliyoruz. Bu diyalog güzey sınırımızın ve ileride Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızın selameti açısından şart.

Rusya ve ABD İle İlişkilerde Durum

Ortadoğu’da durum bu… Rusya ile ilişkiler Libya’da ve Suriye’de farklı, Ukrayna ve Karadeniz genelinde farklı, Azerbaycan-Ermenistan sorununda farklı… Anlaşılan iki taraf çok farklı bir pragmatik ilişki biçimi kurmuş durumda. Fakat son Kazakistan olayları gösteriyor ki, Rusya’nın “Türki Cumhuriyetler” ile ‘dansı’ Türkiye’nin ‘dansı’ gibi değil. Bizim “Aksakal” ve onu tayin eden Erdoğan için enteresan bir yüzleşme oldu Kazakistan olayları…

ABD’de Biden’ın geçen 24 Nisan’daki malum çıkışına karşın, F-35 projesinin iptaline karşın vb.  Erdoğan alttan alarak ilişkileri daha fazla sarsmamaya gayret ediyor. Ekonominin kırılganlığı ‘kükremesini’ engelliyor zahar. En büyük sorun ise Suriye’nin kuzeyindeki oluşuma ABD’nin verdiği azami destek. Sonuç olarak Türkiye-ABD ilişkileri buz tutmasa da çok soğuk.

Ya Avrupa?

Ya Avrupa? Ortadoğu’da, Afrika’da adımlar atarken en güçlü ilişkilerimizin olduğu, başlıca partnerimiz Almanya’yı da içeren AB ile ne durumdayız? İlişkiler neredeyse buz tutmuş durumda! Oysa asıl adım atılması gereken coğrafya, Avrupa… Normalleşme adımları bir türlü Batı’ya yönelmiyor, bölgedeki aktörlerle sınırlı kalıyor. Büyük fotoğrafa bakıldığında Türk dış politikasının tıkanmasında Batı ile olan ilişkilerdeki tatsızlık açıkça sırıtıyor. Ankara’nın Avrupa ve genel olarak Batı’daki atacağı güçlü diyalog adımları genel olarak bölgeye de olumlu yansıyacaktır. Örneğin, Yunanistan’la olan gerilim alanlarındaki olumlu gelişmeler için sadece bölge ülkeleriyle kurulan diyaloglar yetmez; Avrupa boyutu var işin bir de…  Örneğin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki pozisyonu için bölge devletleriyle de Avrupa ile de diyalogunun olumlu doğrultudaki adımlarla güçlenmesi gerekir. Öte Yandan ABD’nin Türkiye ile ikili ilişkisinde olsun,  NATO bağlamında olsun dengeleri bozacak şekilde Yunanistan topraklarında aşırı askeri yığınak yapması son derece rahatsız edicidir ve bu da Batı ile ilişkilerdeki öngörüsüzlüğün bir sonucudur. Şimdi nasıl çıkaracaksın ABD’yi Suriye’den ve Yunanistan’dan? O kadar kolay mı?

Erdoğan’ın Dış Politikasının Gelip Dayandığı Yer

AK Parti hükümetinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politikadaki gerçekçiliği ve ulusal çıkarları bir kenara bırakan politikalarının gelip dayandığı yer burası. Türkiye’nin yumuşak güç olanaklarını bir kenara bırakıp, güvenlik zafiyeti oluşturma ve mali dengeleri sarsma, ülkeyi güçsüz düşürme pahasına askeri adımlara sadece bel bağlarsanız tökezlersiniz. Oysa Türkiye, son derece derin diplomasi yeteneği ve birikimiyle, son derece zengin yumuşak güç unsurlarıyla, genç ve dinamik nüfusuyla, jeostratejik konumuyla mühendislik ve bilgi birikimiyle, tarihten gelen gücü ve Atatürk Cumhuriyeti’nin ışığı, prestijiyle; laik ve demokratik hukuk devleti niteliğiyle çok başka bir yerde olabilirdi. Suriye, Türkiye ile Adana Mutabakatını yaparak PKK’yı ve lider kadrosunu ülke dışına çıkardıysa, bu tamamen Türkiye’nin yumuşak gücü ve bunun yanında caydırıcı bir unsur olarak ordusu sayesindedir. Tıpkı tek kurşun atılmadan Hatay’ın Türkiye’ye katılması gibi… Hataylılar da Türkiye’yi daha güvenilir bulduğu için, laik bir yönetimde kendilerini ifade edebilecekleri için Atatürk Türkiye’si için el kaldırmışlardı.

Şimdi ne oluyor? Batı’yı arkasına alan ve bölge ülkeleriyle Türkiye’nin başının belada oluşunu fırsat bilen şımarık Yunanistan henüz adı konulmayıp istikşafi görüşme konusu olan 18 ada ve bazı kayalıkları işgal edebiliyor! Silahlandırılmaması gereken adaları silahlandırıp namluları Ege kıyılarımıza çevirebiliyor!

Fabrika Ayarlarına Dönmek Şart!

Dış politikayı laiklik ekseninden çıkarıp İhvan eksenine sokan Erdoğan ve bunu da “proaktif” dış politika diye lanse etmeye kalkan AK Parti, özellikle 2011’den sonra Türkiye’yi büyük açmazlara soktu.

Türkiye’nin bölge merkezli ve komşularıyla iyi ilişkilere dayanan küresel bağlamda çok yönlü dış politikasını hayata geçirecek; Türk dış politikasını Atatürk’ün kurduğu fabrika ayarlarına döndürecek bir iktidar iş başına gelmedikçe bu alandaki sorunlarla boğuşup duracağız.