Usta Kalemden İzmirspor'a dair!
İzmirspor, şimdilerde BAL ligindeki grubunda tek yenilgiyle ilk sıralarda ve Aliağa ile Çiğli Belediyespor’un şampiyonluktaki rakibi. Takımın başına teknik direktör olarak eski şöhreti Levent Eriş getirildi devre arasında.
İzmir’in lacivert-beyazlı ekibi gözünü 3. Lig’e çevirmiş durumda. Mazisi güçlü olan İzmir takımlarından birisi olarak profesyonel liglerde olması çok da güzel olur. Tabii her şey mazi ile olmuyor günümüz endüstriyel futbolunda ama mazisi olanlar günümüzdeki futbolda da avantajlı. Camiası var, taraftarı var, heyecanı var maziden gelen. Tutkusu var. Bakın Göztepe’ye; ikinci yarıya düşme hattında başlıyor ama ilk yarıda tribünleri taraftarıyla en çok dolduran altıncı takım. Zirve yarışındaki ikinci sıradaki Konyaspor’un tribünleri bile Göztepe tribünlerinin yarısı kadar dolmuyor! İzmir’in kent merkezinde mazisi güçlü 4 profesyonel takımına (Göztepe, Altay, Altınordu, Bucaspor, Karşıyaka) İzmirspor da neden eklenmesin diyor ve bu noktada maziye dair sözü usta bir kaleme, Cumhuriyet’in duayen isimlerinden Özgen Acar’a bırakmak istiyorum.
Anlaşılan o da bendeniz gibi siyaset, diplomasi vb. konuların yanında futbola da aşina ve ilgili. Geçenlerde futbolla ilgili bir dizi yazı kaleme aldı 24 Aralık 2021’deki “Kavşak” köşesinde. “Türk Futbolcusu Nerede (3)” başlıklı yazısında üstat İzmirspor’dan söz etti. Acar’ın yazısındaki İzmirspor’la ilgili bölümü ikinci yarı maçlarında İzmir’in mazisi köklü mavi beyazlılarına başarılar dileyerek olduğu gibi buraya alıyorum:
XXX
“Türk futbolunu ‘olumsuz’ etkileyen, ‘yabancı futbolcu çoğunluğundan’ başka bir temel neden ise futbol sahalarının her geçen gün ortadan kaybolmalarıdır! İzmir’den başlayalım…
Türkiye 1. Ligi’nde, resmi maç oynayan İzmirli ilk kulüp İzmirspor’dur. Eşrefpaşa semtinin bu takımı, 1967-1968’de 1. Lig’de şampiyon oldu…10 yıl oynadığı Süper Lig’de, ilk golü attı, galibiyeti tadan ilk takım oldu. Genç takımı, iki yıl üst üste Dünya Şampiyonluğunu kazandı. Ancak!
Çocukluğumu yaşadığım Eşrefpaşa semtinde, İzmirspor’u ve sahası Talebe Çayırı’nı bilirim… Saha, Talebe Çayırı adını, Eşrefpaşa’da her mahallede gençlerden oluşan takımlardan almıştı. Bu takımlarda sivrilen talebe oyuncular, İzmirspor’da oynamaya başlarlardı…
Bizim Attila Mahallesi’nde, ‘idrar (s…) torbası (!)’ ile oynanarak futbola başlanırdı… Savaş yıllarında ve sonrasında, para olmadığı için top da yoktu… İlkokuldaydım… Çözüm olarak, mahalle kasabına gider, kasabın verdiği kemiklerdeki et parçalarını sıyırırdım. O bunları kıyma yapar, bana da hizmetimin karşılığında hayvanın ‘idrar (s….) torbasını’ verirdi…
Evimizin yanındaki ‘Sokak 481’de’ bu torbayı şişirir, ağzını balon gibi bağlar, patlayıncaya kadar, bununla futbol oynardık… Bu torba peşinde koşanlardan biri de alt komşum Kamuran Soykıray idi… Kamuran, daha sonra İzmirspor’da oynamakla kalmadı, bazı futbol takımlarının çalıştırıcılığını da yaptı
Komşumuz Damlacık Mahallesi’ndeki Metin Oktay da aynı ortamda yaşamıştı… İzmirspor’da başlayan golleri ile Türk futbolunun, milli takımının simgesi olmuş, İzmirspor ve sonra Galatasaray’da 217 gol atarak rekor kırmış ve Gol Kralı olmuştu…
Ama ne oldu? Kulüp yöneticileri, takıma para kazandırmak için Talebe Çayırı’nı satarak, kentin sınırında, yeni stadı yapmak için ucuza bir arazi aldı…Mahalle takımlarından oluşan oyuncuları uzaktaki yeni araziye gidemeyince, İzmirspor 1. Lig’den 2. Lig’e, sonra 3. Lig’e ve ardından da amatör lige düştü!
Uzun yıllar 1. Lig’de oynadıktan sonra altyapısı yok olan takım, önce 2. Lig’e, sonra 3. Lig’e ve sonra tarihinde ilk kez amatör lige düştü!”
