folkart, orion,

NELER OLUYOR?

Perşembe günü öğleden önce İzmir’de HDP İl Başkanlığı’nda genç bir kadına sıkılan ve hayatına son veren menfur kurşunlar Türkiye’mize sıkılan kurşunlardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın! Bir arada yaşama sıkılan kurşunlardır… Kör topal da olsa kalan demokrasiye sıkılan kuruşunlardır… Çok aradığımız huzura sıkılan kurşunlardır…. Çok sıkıldığımız aşırı kutuplaşmayı derinleştirmeye sıkılan kurşunlardır…

HDP’ye bir kapatma davası için hazırlanan iddianame geri döndü. Geri dönen iddianameden sonra iktidar kanadı tarafından Anayasa Mahkemesi tefe kondu! Şimdi yeni bir iddianame ile kapatma davası yeniden gündemdeyken İzmir’de HDP’ye dönük bir saldırı gerçekleşti!

XXX

HDP’nin öncülü olan yanılmıyorsam daha önce yedi parti kapatıldı ve değişik isimlerle yeniden açıldı. Demek ki bir toplumsal tabanı ve meşruiyeti var. Kapatmanın bir anlamı yok. Ancak burada şu soruyu sormanın bir anlamı var: HDP’yi kapatmak, ‘Kürt sorununu’ meşru bir çözüm alanından, TBMM’den uzaklaştırmak anlamına gelmiyor mu? Bütün sorunların olduğu gibi adına ne dersek diyelim ‘Kürt sorunu’nun da çözümü de Yüce Meclis çatısı altında aranmalıdır. Meseleye böyle bakılırsa, HDP gibi bir partinin Meclis’te olması demokrasimizin ve TBMM’nin her zaman lehinedir. İran’da, Suriye’de, Irak’ta HDP gibi bir parti olmadığı için sistemin içinde, oralarda başka şeyler yaşanıyor. Türkiye, demokrasisindeki onca sıkıntılara karşın HDP gibi bir partiyi sistemi içine alarak aslında büyük bir iş başarmaktadır.

Öte yandan, HDP gibi bir partinin olmadığı koşullarda kimin, kimlerin eli güçlenir? Kürt sorununu kaşıyan, çözümü Ankara’nın elinden almak isteyen ve “dağdakileri” okşayan çok sayıda batı başkenti aportta beklemektedir!  

O zaman ne yapmak gerekiyor? HDP’yi kapatmak, ensesinde boza pişirmek, ‘öcü’ yapmaya çalışmak yerine “dağdakilerle” arasına mesafe koyması hususunda yardımcı olmak gerekiyor. Özgüveni olan güçlü bir demokrasi bunu yapar. Sosyo-psikolojik açıdan kolay değildir HDP’nin koyması gereken mesafeyi koyması. O zaman siz de ayrılıkçılıkla topyekun mücadelede bütün faktörler açısından dersinizi çalışacaksınız.

XXX

İktidarın işine geldiği zaman HDP ile “Dolmabahçe Mutabakatı”… “Dağdakiler” ile Oslo ve Habur süreci…. Çözüm süreci… İşine gelmediği zaman, son yerel seçimlerde Millet İttifakı adaylarına HDP seçmeni oy verdiği zaman örneğin, HDP’ye kapatma davası ve oluşturulan iklimde saldırılar….

XXX

Yeniden İzmir’e dönelim… Saldırgan katil çabucak tutuklandı! Soruşturma o kadar çabuk tamamlandı ki, sanırsınız adalet bu kadar çabuk işliyor memlekette! Beş dakikada Beşiktaş!...

Neymiş? Tek başına!.. Azmettiren yok, planlayan yok… Sadece keşif yapıp tetiği çeken var. Türkiye’nin temeline dinamit koymaya yönelik bir eylem gerçekleşiyor ve soruşturma derinleşmiyor… Hukuk fakültesindeki sınavda bu bir soru olsa ve yanıt böyle olsa öğrencim çakardı!

Parti binasının önünde de bir süredir kriz var, ‘HDP’nin dağa adam götürdüğü’ iddiasıyla eylem var. Olası bir saldırıya karşı istihbarat ve güvenlik açığı var mıdır? Bu da bir soru işareti… Benim bildiğim, hassas noktalarda ekstra önlem alınır. Burada maksat hem saldırılma ihtimali olan noktayı ve kişileri korumak hem de devletin zaafa uğramamasını sağlamaktır. Ancak icranın en üst düzeyinden kimileri çıkıp bir siyasi partiyi her gün hedef gösterirse onların emrinde çalışan istihbarat ve güvenlik unsuru gevşemez mi diye de insan düşünmeden edemiyor.

Çirkin saldırının hoşgörünün kenti İzmir’de gerçekleştirilmiş olmasının özel bir anlamı olup olmadığı da incelenmeye değer. Huzurun, kardeşliğin, dayanışmanın her şeye karşın en güzel şekilde yaşandığı İzmir’de hesabı olanlar varsa yanılıyor. İzmirli, İzmir değerlerinin başında gelen barış ve kardeşlik iklimine şimdi daha çok sahip çıkacaktır. Bundan da kimsenin kuşkusu olmasın.

Yaşamını yitiren Deniz Poyraz’a Yüce Tanrı’dan rahmet, ailesine, yakınlarına, camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum. Başın sağolsun İzmir, başın sağolsun Türkiye.